Adana BAM 9. HD 2021/1380 E. 2024/717 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
bam
2021/1380
2024/717
3 Mayıs 2024
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1380
KARAR NO : 2024/717
KARAR TARİHİ : 03/05/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : MERSİN 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/03/2021
NUMARASI : ... Esas, ... Karar
DAVACI : ... - TCK NO:...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...,
DAVALILAR : 1 -... - TCK NO: ..., ...
VEKİLİ : Av. ...
: 2 -... -TCK NO:..., ...
: 3 -... -TCK NO:...,
: 4 -... -TCK NO:..., ...
: 5 -... - TCK NO:..., ...
: 6 -... - TCK NO:..., TC
: 7 -... -TCK NO:...,
: 8 -... -TCK NO:..., ...
: 9 -... - ...
TASFİYE MEMURU : ... - TCK NO:..., ...
TEREKE TEMSİLCİSİ : ... - TCK NO:..., ...
DAVANIN KONUSU : Tespit
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 03/05/2024
YAZIM TARİHİ : 03/05/2024
Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas ve ... karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin hisse devir senediyle, davalı ... nezdinde sahibi olduğu 191 hissenin tamamını davalı ...'e devrettiğini, hisse devrinin oylamaya sunulup oy birliği ile kabul edildiğini, söz konusu bu devir işleminin Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile müvekkilinin hissesini devrettiği 20/11/2008 tarihinde, ... karar numarası ile şirket karar defterine işlendiğini, bu durumun Ticaret Sicil Memurluğu'nca tescil edilmesine karar verildiğini, şirket ortağı olduğu dönemde yönetim kurulu üyesi de olan müvekkilinin, hissesini devretmiş olması sebebiyle 30.01.2009 tarihli olağanüstü Genel Kurul Toplantısında davalılar ..., ... ve ...'in yeni yönetim kurulu olarak seçildiğini, müvekkilinin 2009 yılına ilişkin yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında dahi bulunmadığını, bunun yanısıra şirketin yeni yönetim kurulu üyeleri ve temsilcilerinin şirket karar defterine kaydedildiğini, bu tarihten itibaren müvekkilinin yönetimle de herhangi bir ilgisinin kalmadığını, fakat söz konusu genel kurul kararı gereğince, davalı şirket ve ortakları tarafından, yeni yönetim kurulu tescil edilmek üzere, Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne bildirilmediğinden, müvekkilinin halen davalı şirket yönetim kurulu üyesi gibi göründüğünü, 312. madde gereğince hissesi olmayan müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olmasının da mümkün olmadığını, yönetim kurulu üyeliği ve temsil yetkisinin sona erdiğini, o tarihten itibaren müvekkilinin davalı şirket ile olan tüm bağlantısını kestiğini belirterek, davalı ...'nin 30.01.2009 tarihli olağanüstü genel kurul kararı ile yeni yönetim kurulu seçilmiş olduğundan, müvekkilinin yeni yönetim kurulunun seçildiği tarihinden itibaren şirket yetkilisi sıfatının bulunmadığının tespitini, bu hususun Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... mirasçıları ... ve ..., ..., ... ile ...'ün birlikte verdikleri cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde davalılar bahsinde müteveffa murisi ...'ün de isminin zikredildiğini ve devamında dahili dava yoluyla adı geçen müteveffanın kanuni mirasçıları olarak husumetin taraflarına yöneltildiğini, Mersin 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 09/12/2017 tarih ve ... esas ve ... karar sayılı kararı ile tespit olunduğu üzere dahili dava yoluyla husumet tevcih edilen kanuni mirasçılar tarafından muris ...'ün mirasının kayıtsız ve şartsız olarak reddedildiğini, bu nedenle kendilerinin mirasçılık sıfatı olmadığından husumet yöneltilemeyeceğini, ayrıca davanın esas yönünden de dayanaksız olduğunu belirterek, davanın öncelikle husumet yönünden reddini istemişlerdir.
Davalı muris ...'ün terekesine tasfiye memuru olarak atanan tasfiye memuru ... cevap dilekçesinde özetle; öncelikle dava dilekçesinde davalılar bahsinde müteveffa muris ...'ün hasım olarak gösterildiğini, davalı ...'ün vefat etmiş olması ve aynı zamanda en yakın yasal mirasçılarının mirası reddetmeleri nedeniyle Mersin 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce tasfiye memuru olarak atandığını belirterek, devamla da; yönetim kurulu üyeliğinin kazanılması ve kaybedilmesinin ticaret siciline tescil ve ilan edilmesinin gerektiğini, ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmeyen müteveffa ...'ün yönetim kurulu üyeliğinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, tasfiye memuru olarak atanmış olduğu dosyada müteveffa muris ...'ün her hangi bir sorumluluğu olmadığından mal varlığı üzerinden sorumlu olmasının beklenemeyeceğini, bu sebeple usul ve yasaya aykırı olarak açılan ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar ... ve ... Özel Eğitin Şirketi usulüne uygun ve açıklamalı davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermedikleri gibi duruşmalara da katılmadıkları anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; bilirkişi raporu ile Anonim Şirket'in yönetim kurulu üyelerinin TTK'nin 314. maddesi uyarınca en çok 3 yıl için seçilebileceği, davacının ticaret sicil yazı cevabı ile 30/01/2008 tarihli genel kurul kararı ile 3 yıl süre için yönetim kurulu üyesi seçildiği, davacının yönetim kurulu üyeliği süresi dolmadan 30/01/2009 tarihli genel kurul toplantısında yeni yönetim kurulu üyelerinin seçilerek davalılar ..., ... ve ...'in yönetim kurulu üyesi sıfatını kazandığı, bu kapsamda, davacının yönetim kurulu üyeliğinin görev süresi dolmadan yeni yönetim kurulu seçilmesi nedeniyle son bulduğu, bu nedenle davacının davalı şirketin yetkilisi sıfatı bulunmadığının tespitine karar verilmesi gerektiği, ancak yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiğinin üçüncü kişiler yönünden hüküm doğurması için ticaret siciline tescil ve ilan gerektiği, tescil ve ilan yapılmaması ve sicile kaydı gereken hususların ancak tescil ve ilan ile üçüncü kişiler bakımından hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alındığında, hisse devrinin ve yönetim kurulu üyeliğinin geçmişe etkili olacak şekilde sona erdiğinin tespitine karar verilemeyeceği, ancak dava tarihi itibariyle davacının yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiğinin tespitine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; davacı ...'nın Mersin Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı ...nin yönetim kurulu üyeliğinin dava tarihi olan 11/03/2017 tarihi itibariyle sona erdiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar kesinleştiğinde bu hususun Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde Tescil ve İlanına karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut olay bakımından 6102 sayılı yeni TTK'nin uygulanabilirliğinin bulunmadığını, yönetim kurulu üyesi olabilmenin şartlarının emredici nitelikte düzenlendiğini, bu şartlar arasında en önemlisinin anonim şirket yönetim kurulu üyesi olabilmek için aynı zamanda şirkette hissedar olma şartı olduğunu, anonim şirket hissedarı iken ortak sıfatının yitirilmesi ile birlikte yönetim kurulu üyeliğinin de kendiliğinden sona erdiğini, ticaret siciline tescilin kural olarak kurucu değil bildirici niteliğe sahip olduğunu, bir tescilin ya a ilanın bildirici olabilmesi için bunun ayrıca açıkça düzenlenmesi gerektiğini, TTK'nin 314. maddesine göre yönetim kurulu üyelerinin en çok 3 yıl için seçilebildiğini, bu hükmün emredici nitelikte olduğunu, 3 yıldan daha uzun süre ile yeni yönetim kurulu üyesi seçilebilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin iyi niyetli olsun ya da olmasın gerek üçüncü kişilerin gerekse şirket içi ilişkisi açısından yönetim görevinin en geç 30/01/2011 tarihinde sona erdiğinin kabulünün gerekli olduğunu, bu neticenin hukuken varlık kazanabilmesi için ayrıca bir ilana gerek bulunmadığını, yönetim kurulu üyesi sıfatının 20/11/2018 tarihinde sona erdiğine ilişkin ilanın istinaf mahkemesince verilecek karardan sonra tescil edileceğini, ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda iyi niyetli üçüncü kişilerin işlem tarihi itibari ile ilanın yapılmamış olduğuna ilişkin savunma ve itirazlarına da engel olmayacağını, iyi niyetli üçüncü kişilere ilişkin bir ayrıma gidilmeksizin öncelikle davacı müvekkilinin davalı ... Özel Eğitim Sağlık A.Ş.'deki yönetim kurulu üyeliği sıfatının davacı müvekkilinin hissesini sattığı 20/11/2018 tarihi itibari ile sona erdiğinin kabul edilmesinin bunun uygun görülmemesi durumunda ise yeni yönetimin seçildiği 30/01/2009 tarihi itibari ile yönetim kurulu üyeliği sıfatının sona erdiğinin kabul edilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiğinin tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacı yan işbu davada, davacının davalı şirket yönetim kurulu üyeliğinin ve buna bağlı olarak şirketi temsil, ilzam ve imza yetkilerinin hisse devrinin genel kurulda kabul edildiği ve yeni yönetimin belirlendiği tarih olan 30/01/2009 tarihi itibariyle sona erdiğinin tespitini ve bu hususun tescil ve ilanına karar verilmesini talep etmiş, davalılar davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, ilk derece mahkemesince Ticaret Siciline kaydı gereken hususların ancak tescil ve ilan ile üçüncü kişiler bakımından hüküm ve sonuç doğuracağı, bu nedenle yönetim kurulu üyeliğinin geçmişe etkili olacak şekilde sona erdiğinin tespitine karar verilemeyeceği gerekçesiyle yönetim kurulu üyeliğinin dava tarihi olan 11/03/2017 tarihi itibariyle sona erdiğinin tespitine karar vermiş, ancak yönetim kurulu üyeliğinin hisse devrinin onaylandığı tarihte sona erdiğinin tespitine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Davacının, Mersin Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı davalı ...'de pay sahibi ve yönetici iken Mersin 7. Noterliği'nin 20/11/2008 tarihli ve ... yevmiye numaralı anonim şirket hisse devir senedi ile şirketteki hisselerinin tamamını davalı ...'e devrettiği, akabinde şirketin 30/01/2009 tarihli olağanüstü genel kurulunda hisse devrinin onaylandığı ve davacının yönetici sıfatının sona erdiği, yeni yöneticilerin davalılar ..., ... ve ... olarak belirlendiği, iş bu hususun 30/01/2009 tarihli ve 109 sayılı karar ile şirket karar defterine de işlendiği, ancak ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmediği için davacının halen Ticaret Sicilinde pay sahibi ve yetkili olarak göründüğü anlaşılmıştır.
Somut olayda, şirketteki hissesini devreden ve iş bu devir işlemi olağanüstü genel kurul kararı ile onaylanarak yöneticilik görevine son verilen davacı açısından, iş bu hususları Ticaret Siciline tescil ve ilan ettirmeyen şirketin kendi iç ilişkisi çerçevesinde sonuçları doğmuştur. Bu durumda olağanüstü genel kurul ile karar defterinde alınan kararın, şirket açısından da bağlayıcılığı gözetildiğinde mahkemece davacının olağanüstü genel kurul tarihi itibariyle yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren yöneticilik vasfının sona erdiğine ilişkin talebinin reddi doğru olmamıştır.(bkz. Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 2022/3120 Esas, 2023/7146 Karar sayılı kararı)
Kabule göre de, bilindiği gibi 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d maddesi uyarınca tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmalarının dava şartı olduğu, yine HMK'nın 115. maddesine göre mahkemenin, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırması gerektiği, eldeki davada ise davanın niteliğine göre davalı şirket dışındaki tarafların taraf sıfatı bulunmadığı ve davalılar ..., ... ve ... terekesi bakımından pasif husumet yokluğundan davanın reddine kararı verilmesi gerekirken iş bu davalılar yönünden de davanın kabul edilmesi hatalı olmuş, kararın bu sebeple de kaldırılması gerekmiştir.
Yukarıda belirtilen sebeplerle İlk Derece Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılmasına, yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
-
6100 Sayılı HMK'nin 353/1. b. 2 maddesi gereğince davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun KABÜLÜNE,
-
6100 sayılı HMK'nin 353/1. b/2. maddesi uyarınca Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas ve ... karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
-
HMK'nin 353/1. b. 3 maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA,
-
Davalı şirkete karşı açılan davanın KABULÜNE,
-
Davacı ...'nın Mersin Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... Sicil numarasında kayıtlı ...nin yönetim kurulu üyeliğinin olağanüstü genel kurul tarihi olan 30/01/2009 tarihi itibariyle sona erdiğinin TESPİTİNE,
-
Davalılar ..., ... ve ... terekesine yönelik davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,
-
492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması gereken 427,60.TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 31,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 396,20.TL harcın davalılardan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
-
Davacı tarafından yapılan 31,40.TL harç gideri, 600,00.TL bilirkişi ücreti, 346,40.TL tebligat ücreti ve 16,70.TL posta gideri olmak üzere toplam 977,80.TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
-
6100 Sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA,
10-6100 Sayılı HMK'nin 330 maddesi gereğince davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 17.900,00.TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
İstinaf incelemesi yönünden;
-
492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacıdan peşin alınan 59,30.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davalıya İADESİNE,
-
6100 Sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince davacı tarafından yapılan 162,10.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 87,00.TL tebligat gideri ve 46,20.TL posta gideri olmak üzere toplam 295,30.TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
-
6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından lehe vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
-
6100 sayılı HMK'nin 333 maddesi uyarınca peşin alınan ve harcanmayan gider avansının karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince taraflara İADESİNE,
-
6100 sayılı HMK'nin 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin Dairemizce yapılmasına,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 03/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19