Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
bam
2021/1391
2024/1363
17 Temmuz 2024
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1391
KARAR NO : 2024/1363
KARAR TARİHİ : 17/07/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/04/2021
NUMARASI : ... ESAS- ... KARAR
DAVACI : ...
VEKİLLERİ : Av.
DAVALI : ...- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 17/07/2024
YAZIM TARİHİ : 17/07/2024
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/04/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
İDDİALARIN ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacının Almanya'nın ... şehrinde kurulu bulunan tekstil sektöründe değişik ülkelerden üreticiler için acentelik işleri ile iştigal eden bir şirket olduğunu, davalı şirketin ...'da kumaş üretimi yapan bir şirket olduğunu, davacı şirketin davalı ile 2011 yılında yapılan görüşmelerden şifahen akdedilmiş acentelik sözleşmesi çerçevesinde davalı şirketin Güney Almanya acenteliğini yaptığını, davalı şirketin olumlu sürece rağmen 13/10/2015 tarihli e mail ile acentelik sözleşmesini haklı bir sebep olmaksızın tek taraflı olarak feshettiği, davacı şirketin her şeye rağmen yaklaşık 5 yıl süren işbirliğini de dikkate alarak mevcut acentelik sözleşmesinden doğan haklarının verilmesi karşılığında dostça ayrılmaya gayret ettiği, ancak davalının uzlaşmaya varmadığını, bu nedenle davacının hak etmiş olduğu portföy tazminatı olarak şimdilik 2.000,00 EURO, davacının sözleşme bu tarihe kadar devam etmiş olsa idi elde edeceği kar olarak 2.000,00 EURO, haksız yere kesilmiş olan komisyon bedelleri olarak şimdilik 2.000,00 EURO olmak üzere toplam 6.000,00 EURO'nun davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi ile; davalı ile davacı arasında yazılı bir acentelik sözleşmesi bulunmadığını, davacı tarafın TTK 106'da yazılı olan hükmüne aykırı hareket ederek, davalının rakiplerine acentalık hizmeti verildiği tespit edildiğini, davacının kazandırdığı hangi müşterilerden ne kadar portföy tazminatı talep ettiğini tek tek açıklaması gerektiğini, öncelikle açılan davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/04/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile; tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, MÖHUK 24/4 kapsamında taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinden kaynaklı uyuşmazlığa Alman Kanunun uygulanacağı anlaşıldığından, Alman Ticaret Kanununda yer alan 89/1 hükmüne göre ve TTK m. 121/1 doğrultusunda acentelik sözleşmesi taraflarca 3 ay önceden ihbarda bulunmak suretiyle feshedilebileceği belirtilmiş, davalı şirket tarafından ihbar süresine uyulmadan satış performansını gerekçe göstererek sözleşmenin feshedildiği ileri sürse de davacı tarafından satış performansının düşüşe ilişkin somut bir bilgi ve belge sunulmadığından, davacının acentelik sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ispatlayamamış, fakat portföy tazminatının talep edilebilmesi için sözleşmenin haksız yere feshedilmiş olması gerekmemekte, portföy tazminatı talep edilmesinin ön koşulu, acentelik sözleşmesinin sona ermiş olmasını yeterli gördüğünden ön şart gerçekleşmiş, ikinci şart ise acentenin bulunduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşmenin sona ermesinden sonra da davalı şirketin önemli menfaatler elde etmesidir, üçüncü şart ise acentelik sözleşmesinin sona ermesinden kaynaklı davacı şirketin ücret kaybına uğraması, davaya konu olayda ise eski müşterilerle ve yeni müşterilere yapılan satış rakamları dosya kapsamına sunulan deliller doğrultusunda tespit edilemediğinden, dolayısıyla davacının faaliyete başlamasından sonra davalıya kazandırdığı müşterilerle ilk defa sözleşmenin kurulup devam ettiği süre, ilişkinin ileriye dönük menfaat sağlayıp sağlayamadığı hususları kanıtlanamadığından davacının portföy tazminat talebinin reddine karar verildiği, Alman Ticaret Kanununun 89/1 hükmüne göre acentelik sözleşmesi üçüncü yıldan beşinci yıla kadar olan sürede 3 aylık bir ihbar süresine uyulmak suretiyle feshedilmesi gerekmekte olup, davaya konu olayda bu süreye uyulmadığından davacının 3 aylık 9.209,05 EURO zararının tazminini talep edebileceği kanaatine varılarak sadece ihbar tazminatı yönünden davanın kabulüne karar verildiği, komisyon bedellerinden haksız yere yapılan kesinti miktarı mevcut delillerle ispatlanamadığından diğer talepleri yönünden davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf talebi ile; taraflar arasındaki acentelik ilişkisi, müvekkilin davalıya Almanya'da kazandırdığı müşteriler ve davalının sözleşmeden elde ettiği ticari menfaatler ortadayken, bilirkişilerce 29.468,97 EUR olarak hesaplanan portföy tazminatının yerel mahkemece reddedilmesi somut olaya, ticaret hukukunun esaslarına aykırı ve açıkça haksız olduğunu, müvekkilinden sözleşme öncesindeki döneme tekabül eden, davalının eski müşterilerine ilişkin bilgilere vakıf olması beklenemeyeceğini bu hususta kendilerine ispat külfetinin de yüklenemeyeceğini yine, komisyon faturalarının sözleşme süresince sürekli ve düzenli şekilde kesildiğini ispatladıklarını bu durumun müvekkilinin davalıya kazandırdığı müşterilerle süreklilik arz edecek şekilde ticari ilişki kurulduğunu göstermekte olduğunu, dosyada mübrez yazılı deliller müvekkilinin portföy tazminatı alacağını ispatlamak için yeterli olduğunu, mahkemenin bilirkişilerin HMK'de açıkça yasaklanmış olmasına rağmen münhasıran hukuki bir yorumuna dayanarak kısmi kabul sonucuna vardığını, müvekkili olmaksızın davalının Alman müşterilerle bu ölçekte ve bu etkinlikte ticaret yapılması mümkün bulunmadığını, müvekkilinin davalı adına Almanya'da gösterdiği faaliyetlerin aynı zamanda davalının Alman pazarında tanınmasını da sağladığını dolayısıyla davalı fesih tarihinden sonra da müvekkilinin acentelik faaliyetlerinin olumlu sonuçlarından faydalanmaya devam ettiğini, müvekkilinin uzun yıllara dayanan emek ve mesailerinin karşılığı olarak, ani şekilde haksız feshe maruz bırakılmış olması, denkleştirme tazminatının hakkaniyetin de bir gereği olduğunu gösterdiğini kanunda düzenlenen koşulların somut olayda oluştuğunu kendilerince ispat yükü yerine getirilmiş olup dosyada mübrez yazılı delilleri denkleştirme taleplerinin haklı olduğunu ispatlamış olduğunu, hükmün portföy tazminatı bakımından ortadan kaldırılarak müvekkilinin hak etmiş olduğu ve tarafımızca ispatlanan portföy tazminatı alacağının hüküm altına alınmasını, mahkemece gerekli görülmesi halinde, davalının ticari defterlerinin tetkik edilerek sözleşme sona erdikten sonra davalıya kazandırılan müşterilerle çalışılmaya devam edilip edilmediğinin tespitini talep etmiştir.
DAVALI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf talebi ile; yerel mahkeme tarafından 9.209,05-EURO zararın neye göre belirlendiğinin anlaşılır olmadığını, yerel mahkemenin sadece davacı tarafın tek taraflı düzenlediği faturaları esas alarak hesaplama yaptığını oysa ki usulüne uygun tutulduğu bilirkişi raporlarında sabit olan, TTK hükümlerince müvekkili lehine delil olma özelliğine haiz müvekkilinin ticari defterlerine itibar edilmesi gerektiğini, davacı tarafın iddia ettiği, tesliminin dahi ispat edilmediği faturalara dayalı sonuç ve kanaate varılmasının kesinlikle kabul edilemez nitelikte olduğunu, davacı komisyon bedeline hak kazanmasını sağlayacak hizmeti ifa ettiğini ispat edemediğini, hizmetinin ifa edildiği ispat edilmemesine rağmen davacı tarafından tek taraflı düzenlenen faturalara itibar edilerek hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkeme dosyası kapsamında yapılan hesaplamada yalnızca davacının dosyaya sunduğu tek taraflı düzenlenen belgelerin dikkate alındığını, öncelikle bu belgelerin davacı vekilinin de ikrar ettiği gibi davacı şirketin tek taraflı beyanları ile hazırlandığını bu belgelerde müvekkili şirket ... ibaresi dahi bulunmadığını, sırf bu nedenle dahi davacı belgelerine itibar edilmesi mümkün olmadığından gerek yukarıda gerekse dosya kapsamında detaylandırılan nedenlerle yerel mahkemenin davanın kısmen kabulüne ilişkin kararının istinaf incelemesi neticesinde bozularak ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı dosyası.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, hukuki niteliği itibariyle "Denkleştirme Tazminatı, Yoksun Kalınan Kar ve Komisyon Bedeli (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)" talebine ilişkindir.
Davacı vekilinin dava dilekçesinde, müvekkilinin Almanya'nın ... şehrinde kurulu bulunan tekstil sektöründe değişik ülkelerden üreticiler için acentelik işleri ile iştigal eden bir şirket olduğu, davacının 2011 yılında yapılan görüşmelerden şifahen akdedilmiş acentelik sözleşmesi çerçevesinde davalı şirketin Güney Almanya acenteliğini yaptığı, 13.10.2015 tarihli e mail ile davalının acentelik sözleşmesini haklı bir sebep olmaksızın tek taraflı olarak feshettiği belirtilerek portföy (denkleştirme) tazminatı olarak şimdilik 2.000,00 EURO, davacının sözleşme bu tarihe kadar devam etmiş olsa idi elde edeceği kar olarak 2.000,00 EURO, haksız yere kesilmiş olan komisyon bedeli olarak şimdilik 2.000,00 EURO olmak üzere toplam 6.000,00 EURO'nun davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı vekilince davanın reddi istenilmiştir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355.maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınır olarak yapılmıştır.
Mahkemece, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunu (MÖHUK)'nun, sözleşmeden doğan borç ilişkilerinde uygulanacak hukuku düzenleyen 24. maddesi gözetilerek, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin karakteristik edimi nedeniyle uyuşmazlığa maddi hukuk anlamında Alman Hukuku’nun uygulanmasına karar verilmesi doğru olmuştur.
Alman Ticaret Kanunu'nun (...) 84.maddesindeki tanıma göre, acente, (...), bağımsız (serbest) ve sürekli bir şekilde işletmeyi (müvekkil) ilgilendiren işlemlerde aracılık etmekle veya işletmenin adına (ad ve hesabına) işlem yapmakla yetkilendirilmiş kişidir. Bağımsızlık (serbestlik), bu kişinin genel olarak çalışma zamanını ve görevini özgür bir şekilde belirleme yetkisi olması anlamına gelmektedir.
Alman Ticaret Kanunu'nun 89/1.maddesi hükmüne göre, acentelik sözleşmesi, belirsiz süre için yapılmışsa, sözleşme, birinci yılında 1 aylık, ikinci yılında 2 aylık ve üçüncü yıldan beşinci yıla kadar olan sürede 3 aylık, beş yıldan uzun sürmüş ise 6 aylık ihbar süresine uyulmak suretiyle feshedilebilir.
Alman Ticaret Kanunu'nun 89b maddesinin birince ve ikinci fıkralarında;
"(1) Acente müvekkilden, acentelik sözleşmesinin hitamından sonra, aşağıdaki şartların gerçekleşmesi halinde ve gerçekleştiği ölçüde, makul bir denkleştirme talep edebilir:
1)Müvekkil, acentenin kazandırmış olduğu yeni müşterilerle iş ilişkisinden acentelik sözleşmesinin hitamından sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa,
2)Acenteye bir denkleştirme ödenmesi, tüm şartlar, özellikle bu müşterilerle yapılan sözleşmeler üzerinden acenteye halihazırda ödenmiş provizyonlar dikkate alındığında, hakkaniyete uygun düşüyorsa,
Acentenin eski bir müşterisi ile olan iş ilişkisini, ekonomik açıdan yeni bir müşteri kazandırılmışçasına önemli ölçüde genişleşmiş olması hali, yeni müşteri kazandırılmış olması haline denktir.
(2) Denkleştirme bedeli, en fazla, acentenin son beş yıllık faaliyeti dolayısıyla hak ettiği yıllık provizyon ya da başka türlü yıllık ödeme bedelleri ortalaması tutarındadır; acente sözleşmesinin daha kısa sürmüş olması halinde, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır."
hükmüne yer verildiği, aynı Kanun maddesinin üçüncü fıkrasının (2) no'lu bendinde ise, ticari işletme sahibi sözleşmeyi feshetmiş ve sözleşmenin feshi için acentenin kusurlu bir davranışından kaynaklanan haklı bir sebep mevcut ise acentenin denkleştirme talep hakkının olmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile tanık beyanlarından, 2011 yılından itibaren davacının Almanya'nın belirli bir bölgesinde tek temsilci olarak tekstil ürünlerinin satışı konusunda görevlendirildiği, işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmadığı, bir sözleşmeye dayanarak, komisyon karşılığında, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak davalıyı ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları davalı adına yapmayı meslek edindiği ve davalı da davacıya komisyon bedeli ödediği, davalının 13.10.2015 tarihli e-posta ile davacı tarafın satış performansı göz önüne alınarak taraflar arasındaki iş ilişkisini sonlandırma kararı aldığını bildirmiş olduğu, ancak davalı tarafından davacının satış performansındaki düşüşe ilişkin somut bir bilgi sunulmadığı tespit edilmiştir.
Tüm bu bilgiler ışığında, taraflar arasında, 2011 yılından 2015 yılı Ekim ayına kadar davacının Almanya'nın bir bölgesinde davalı ile davadışı müşteriler arasında sözleşme kurulmasına aracılık etmesi şeklinde acentelik ilişkisi bulunduğu, davalı tarafından davacıya, davacının satış performansı göz önüne alınarak taraflar arasındaki iş ilişkisini sonlandırma kararı aldığına ilişkin 13.10.2015 tarihli e-posta gönderilmiş ise de, davalı tarafından davacının satış performansındaki düşüşe ilişkin somut bir bilgi bulunmadığı göz önüne alındığında, davalı tarafın acentelik sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğine yönelik iddiasını ispatlayamadığı gibi Alman Ticaret Kanunu'nun 89/1.maddeside belirtilen ihbar öneline de uymadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece, davaya konu denkleştirme tazminatı ile ihbar süresince kardan yoksun kalma nedenli tazminatın usulüne uygun şekilde belirlenerek hüküm altına alınması gerekir.
Mahkemece hükme esas alınan 01.08.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle, davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu 2012, 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ait belgeler ile davalı şirkete düzenlenen komisyon faturaları icmali belirlenerek 2012-2015 yıllarında toplam 48 aylık süre düzenlenen faturalar toplamının 147.344,86 EURO olarak hesaplanmış olup, taraflar arasındaki ilişkinin 2015 yılından itibaren 2015 yılı Ekim ayına kadar devam ettiğinden 5 yıllık kazanç tutarı üzerinden davacının denkleştirme tazminatı üst sınırının (147.344,86 EURO / 5 yıl =) 29.468,97 EURO olarak tespit edildiği, davalı tarafın ... firmaları ile dava önceleri çalışıldığından bu firmalardan dolayı davacının tazminat alamayacağını iddia ettiği, davalı şirket davacıdan önce çalıştığı firmaları bildirmiş ve bazı faturalar sunmuş ise de, belirtilen firmalarla ilişkinin devam etmekte mi olduğu, yoksa davacı tarafından eski müşterilerin tekrar kazanılmasının mı sözkonusu olduğunun dosya kapsamından tam olarak tespit edilemediği, davacı tarafın belirtilen firmalarla davalı şirketin rutin satışlarının olmadığını ve eski müşterileri aktif hale getirdiklerini iddia ettiği, davalı şirketin daha önce ticari ilişkide olduğu firmalarla olan satışına ilişkin bazı faturalar ibraz etmişse de bu faturaların bütün satışları kapsayıp kapsamadığının bilinemediği, dolayısıyla davacının acente olarak eski müşterileri yeniden mi kazandırdığı hususun tam olarak açıklığa kavuşturulamadığı belirtilerek davaya konu olayda eski müşterilere ve yeni müşterilere yapılan satış rakamları tam olarak tespit edilemediğinden davacı tarafından kazandırılan yeni müşteriler sebebiyle davacı şirketin uğradığı ücret kaybının kesin olarak belirlenemediği, dolayısıyla davacının faaliyet başlamasından sonra davalıya kazandırdığı müşterilerle ilk defa sözleşmenin kurulup devam ettiği süre, ilişkinin davalıya ileriye dönük menfaat sağlayıp sağlamadığı hususlarının kanıtlanması halinde denkleştirme (portföy) tazminatının tespitinin mümkün olacağı görüşü bildirilmiştir.
Denkleştirme tazminatının amacı, acentelik ilişkisinin, müvekkil tarafından haklı bir sebep olmaksızın sona erdirilmesi durumunda, acentenin uzun süren gayret ve çalışmasıyla oluşturduğu müşteri portföyü nedeniyle müvekkil ile ileriye dönük menfaat sağlayabildiği halde, acentenin bu menfaatten komisyon elde edememesi sonucunda ortaya çıkabilecek eşitsizliği denkleştirmektir. Tarafların iddia ve savunmaları itibariyle uyuşmazlığın, sırf davacının sunduğu faturalar ve davalı şirketin taraflar arasında acentelik ilişkisinin bulunduğu 2011-2015 yıllarına ait ticari defterlerinin incelenmesiyle çözüme kavuşturulamayacağı açıktır. Bu nedenle, 01.08.2020 tarihli ek bilirkişi raporu, bu haliyle hüküm kurmaya elverişli değildir. Mahkemece, davacı tarafın ibraz ettiği komisyon faturalarına konu aracılık hizmetinin, davalıya yeni müşteriler kazandırılması veya davalının ticari ilişkisinin sona erdiği müşterilerle yeniden ticari ilişki kurulmasının sağlanması ya da davacının mevcut müşterileri ile ticari ilişkilerinin yeni müşteri kazandırılmışçasına önemli ölçüde genişletilip genişletilmediği, bu anlamda özellikle davalı tarafça daha önce de çalışıldığı savunulan ... ve firmaları ile ilgili ticari ilişkilerin miktar ve mahiyeti üzerinde durularak, uzman bilirkişi kurulundan bu hususlarda, gerektiğinde davalı şirketin ticari defter ve kayıtları ile belgeleri hakkında yerinde inceleme yetkisi verilerek, davacı tarafın ibraz ettiği komisyon faturaları ve davalı şirketin acentelik dönemi olan 2011-2015 yıllarına ait ticari defterleri ile acentelik ilişkisinin kurulmasından önceki yıllara ait ticari defter ve kayıtlarının karşılaştırılması suretiyle davacının denkleştirme tazminatı talep edip edemeyeceği ile tazminatın tutarı hususunda gerekçeli ve mahkemenin denetimine elverişli bilirkişi raporu alındıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince, eksik incelemeyle düzenlenen bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, davacı vekilinin denkleştirme tazminatına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmüştür.
Mahkemece, taraflar arasındaki yaklaşık 5 yıl devam acentelik ilişkisinin, davalı şirketin Alman Ticaret Kanunu'nun 89/1 maddesindeki 3 aylık ihbar süresine uyulmadığı gözetilerek davacının bu süre içinde yoksun kaldığı komisyon bedeli yönünden tazminat talebinin kabulü yerinde olmakla birlikte, tazminat hukukunda geçerli olan zenginleşme yasağı uyarınca, ancak zararı giderecek ölçüde tazminat talep edilebilecek olup, mahrum kalınan kâr hesabı yapılırken 3 aylık süre içerisinde davacı tarafın yapmaktan kurtulduğu masrafların da tespit edilip hesaptan düşülmesi gerekirken, bu hususta herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmaması da doğru olmamış, bu sebeple davalı vekilinin ihbar süresine ilişkin tazminata yönelik istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir (Yargıtay 11 HD'nin 02.06.2012 tarih ve 2019/4875 Esas-2021/4698 K. Sayılı ilamı da aynı mahiyettedir).
Davacı vekili tarafından, davalının komisyon bedelinden haksız kesinti yaptığı ileri sürülmüş ise de, davacının davalıya düzenlediği hangi faturaya konu hizmet bedelinden ne tutarda kesinti yapıldığı belirtilmediği gibi ispat yükü kendisine ait olan davacı tarafça bu hususu ispata elverişli herhangi bir delil sunulmadığı anlaşıldığından, davacı vekilin bu yöne ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Yukarıda belirtilen sebeplerle davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulüne karar verilerek İlk Derece Mahkemesi'nce verilen karar kaldırılarak yeniden karar verilmek üzere dosyanın HMK'nin 353/1-a-6 maddesince ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1)-Davacı vekili ile Davalı vekili tarafından .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/04/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun AYRI AYRI KABULÜNE,
2)-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/04/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar
sayılı kararının HMK'nin 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3)-Dava dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere .... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
4)-Yukarıda açıklanan nedenlerle, kaldırma sebebine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,
5)-a)492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan peşin alınan 59,30.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davacıya İADESİNE,
b)492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalıdan peşin alınan 528,00.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davalıya İADESİNE,
6)-İstinaf eden davacı ve davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin esas hüküm ile birlikte İlk Derece Mahkemesince karara BAĞLANMASINA,
7)-6100 Sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesi'ne İADESİNE,
8)-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
9)-6100 sayılı HMK'nin 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nin 353/1-a/6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kesin olmak üzere 17/07/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52