Adana BAM 6. HD 2024/723 E. 2024/804 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
bam
2024/723
2024/804
13 Haziran 2024
T.C. ADANA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/723 - 2024/804
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/723
KARAR NO : 2024/804
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İSTİNAF K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/02/2024
NUMARASI : ... Esas- ... Karar
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
İSTİNAF TALEP TARİHİ : 18/02/2024
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 13/06/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 13/06/2024
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/02/2024 tarih ve ... Esas-... Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan incelemede;
DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Müvekkili davacı ile davalı şirket arasında, Tarımsal ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu gözetiminde ve Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Programı çerçevesinde, müvekkili davacı tarafından 02/01/2023 tarihli teklif davet mektubunun davalıya sunulması, davalı şirketin de bu mektuba icabet edip, 05/01/2023 tarihinde teklif sunum formu ile içeriğini kabulü üzerine "Gül Serası" yapımı konulu eser sözleşmesi kurulduğunu, kurulan sözleşme içeriğinde yapılacak seranın teknik, donanım ve malzeme standartlarının ayrıntılı olarak belirlendiğini, davalı şirket tarafından sera yapımına başlandığını, müvekkili davacı tarafından yapılan incelemelerde, proje kapsamında kullanılan malzemelerin şartname ve projeye uygun cinsten olmadığının, ayıplı ifa niteliğinde olduğunun, tamamlanmayan işlerin bulunduğunun, teslim edilmeyen ürünlerin olduğunun anlaşıldığını, müvekkili tarafından davalıya gönderilen .... Noterliği'nin 20/04/2023 tarih ve ... sayılı ihtarnamesi ile davalının makul bir sürede sözleşmeye aykırı ve ayıplı edimleri düzeltmesinin, eksiklikleri gidermesinin ihtar edildiğini, davalının edimlerini sözleşmeye uygun hale getirmemesi ve bu konuda hiçbir faaliyetinin olmaması üzerine, müvekkili davacının .... Noterliğinden gönderdiği 10/05/2023 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini, .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Değişik İş sayılı dosyasında delil tespiti yapıldığını, alınan bilirkişi raporunda davalı tarafından yapılmış olan mevcut imalatların TKDK Onaylı Proje ve Yapım İşleri İçin Teknik Şartnamesine uygun olmadığının ve eksik olduğunun ayrıntılı bir şekilde belirlendiğini, müvekkili davacının, davalı şirkete yapılacak işlerin ve teslim edilecek ürünlerin bedeli olarak, davalı tarafça kesilen proforma faturalar karşılığında ve ayrıca avans olarak toplam 2.807.293,31 TL’yi 09/01/2023 ila 24/02/2023 tarihleri arasında ödediğini, ödenen bedellerin tahsilini için .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığını, yapılan itiraz ile takibin durduğunu, zorunlu arabuluculuk yolundan sonuç alınamadığını, davacının davalı ile arasında kurulan eser sözleşmesi gereğince edimlerini fazlasıyla yerine getirdiğini, ödemelerini fazlası ile yaptığını, davalının sözleşmeye uygun bir şekilde edimlerini yerine getirmeyerek davacı aleyhine sebepsiz zenginleştiğini, davalı tarafından yapılmış olan işler davacının kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olduğunu, davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, davalı tarafın alacağın %20’sinden aşağı olamamak üzere tazminat ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili 25/10/2023 tarihli cevaba cevap dilekçesinde; müvekkilinin maliki olduğu ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi ... ada 36 parsel sayılı tarlasına gül serası yaptırmak amacıyla gerekli projeleri çizdirerek hibe vermeye yetkili kurum olan TKDK sunduğu'nu davalı şirket sürecin içinde değil iken hibe başvurusunun yapıldığını, yaklaşık 8 aylık inceleme süreci sonunda 29/11/2022 tarihinde başvuru dosyasının onaylandığını, hibe sözleşmesinin 30/11/2022 tarihinde müvekkili davacı ile dava dışı kurum arasında yapıldığını, davalı şirketle yapılan anlaşmanın tarihinin 02/01/2023 olduğunu, bahsedilen sözleşme dışında sözleşme yapılmadığını, aksini iddia eden davalının iddialarını ispat yükümlüğü altında bulunduğunu, davacının projede tek yetkili olduğunu, davalı firmanın yaptığı seranın üzerinde yük yokken bile yan yattığını, davalı şirketin projeyi bilinçli bir şekilde uygulamadığını, işin sözleşme şartlarına uygun yapılmadığını, davalı şirketin sözleşme uyarınca yapması gerekli işi bedelini alıp yapmadığını, eksik, kusurlu ve ayıplı yaptığını, davalı şirketin projeye uymadığını, yanlış ölçü uyguladığını, davalı şirketin hibe hakkının geri alınması riskine neden olduğunu, bu konudaki haklarını saklı tuttuklarını beyan ederek davanın kabulünü istemiştir.
DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Müvekkili davalı şirket ile davacı arasındaki sözleşme görüşmelerinin davacının eşi olduğunu beyan eden ... ile yapıldığını, ...'in sözleşmede taraf olarak, kadın girişimcilerin desteklenmesi kapsamında yapılacak işlemlerin kolaylaşması ve finansal açıdan kadın girişimci olarak başvurduklarında daha fazla destek alabileceklerini belirterek, eşinin gösterilmesini istediğini, müvekkili davalı şirketin taraflar arasındaki güvene dayanarak sözleşmeyi davacı ile imzaladığını, söz konusu proje ile ilgili ... ve Tarımsal ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu proje danışmanı ile yapılan görüşmelerde Tarımsal ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu'na (TKDK) sunulan projeye göre sağlıklı bir sera yapılmasının mümkün olmadığının, yapılsa dahi bu seranın mühendislik hataları ile dolu olacağının, projenin ekonomik ve mühendislik açısından verimsiz olacağının, sonradan da birçok problemin ortaya çıkabileceğinin bildirildiğini, davacının bu proje ile ilgili başka firmalarla da görüştüğünü, bu firmalarca da projenin kabul edilmediğinin tespit edildiğini, bu nedenle davacının müvekkili davalı şirketin sunduğu ikinci projeyi kabul etmek zorunda kaldığını, bu ikinci projeye onay alınabileceğinin anlaşıldığını, projenin onay alabilmesi için davacının müvekkili davalı şirket tarafından yönlendirildiğini, müvekkili davalı şirketin projenin onay alabilmesi için aracı olarak kullanıldığını, müvekkilinin proje konusu seranın kendi projesine uygun olarak yapılacağını düşünerek anlaşmayı kabul ettiğini, projenin başlaması ve görünürdeki projenin TKDK'dan onay alabilmesi için proje danışmanı ... tarafından projenin işlemeye başlanması gerektiğinin belirtildiğini, müvekkili davalının ödemeyi alır almaz işe başlayacağını bildirdiğini, müvekkilinin sözleşmeye göre seranın en önemli kısımları olan çelik, polikarbon ve montaj işlerini yapmayı üstlendiğini, geri kalan kısımlara ait iş ve eylemlerin müvekkili davalı şirketinin yapmış olduğu işlerden olmadığını, yapılan işin niteliğine ve mahiyetine bakıldığında beton dökme, elektrik trafosu bağlama gibi işlerin müvekkili davalı şirket tarafından yapılmasının beklenemeyeceğini, bu eylemlerin ikinci sözleşmede de müvekkili davalı şirketin sorumluluğu kapsamından çıkarıldığını, davalı şirketin taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye ilişkin yükümlülüklerini yerine getirdiğini, müvekkili davalı şirkete sözleşme gereğince ödenmesi gereken 115.000,00 USD ücretin eksik ödendiğini, bu ücretin davacıdan talep edilmesine rağmen ödenmediğini, davacının müvekkili şirketten talep edebileceği herhangi bir alacağının bulunmadığını, aksine sözleşmenin gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle menfi ve müspet zararlarının doğduğunu, projenin müvekkili davalı şirket ile ... arasında imzalanan ikinci sözleşmeye uygun olarak yapıldığını, davalı şirket ile ... arasında imzalanan ikinci sözleşmede "Sera Gül Projesinin" sadece çelik polikarbon ve montajının yapılması konusunda anlaşmaya varıldığını, ancak TKDK'ye sunulan sözleşmenin yani görünürdeki sözleşmenin tarafı davalı şirket olduğundan ödemelerin davalı şirket tarafından yapıldığını, söz konusu işlemlerin ... tarafından yapıldığını, bu durumun TKDK'ye sunulan sözleşmenin hükümsüz olduğu ve taraflar arasındaki ikinci sözleşmenin uygulanması gerektiğine karine olduğunu, seranın trafo işlemlerinin ... Elektrik tarafından bitirilerek davacı tarafa teslim edildiğini, ...'in sera sahasının trafo işlemleri için, davalı şirketten ... Elektrik firmasına 710.290,39 TL ödeme yapılmasını istediğini, ...'in ödemenin nakit yapılmasını istediğini, ancak davalı şirketin ödemenin ispatı olması açısından davacıdan IBAN numarası istediğini, ancak bu talebin ... tarafından yanıtsız bırakıldığını, her defasında nakit olarak işlem yapmak isteyen ...'e karşın, müvekkili davalı şirketin, ticari gayesini korumak ve tarafların anlaşmış oldukları ikinci sözleşmenin ayakta kalmasını sağlamak maksadıyla ...'in bu taleplerini yerine getirmekten başka çaresi kalmadığını, üçüncü kişilere karşı ödemeler davalı şirket tarafından yapılmış olmasına rağmen söz konusu işlemlerin davalı şirketle ilişiği bulunmadığını, görüşmelerin ... tarafından yapıldığını, söz konusu projenin beton dökme işlerinin ... Beton firması tarafından yapıldığını, bu nedenle ...'in davalı şirketten bu iş için bu firmaya ödeme yapmasını istediğini, bu beton dökme işleminin direklerin ayakta durması ve toprak altında drenaj işlemi görmesi için yapıldığını, ödemelerin de ...'in talebi üzerine davalı şirket tarafından yapıldığını, bu işlemlere ait anlaşmaların ... tarafından yapıldığını, müvekkili davalı şirketin kendi sunduğu projenin uygulanacağının taraflarca anlaşılması üzerine proje çalışmalarına başladığını, davacı tarafça proje takip edilerek davacı tarafın gözetimi altında projeye devam edildiğini, müvekkili davalı şirket sözleşme yükümlülüklerini sözleşmeye uygun şekilde ifa etmek istediği için mühendislik yardımları gereken başkaca durumlarda haricen başkaca şirketlerden görüşleri talep edildiğini, buna uygun çizimler ve teknik işlemler yapıldığını, davalı şirketin, ... ile aralarındaki sözleşmeye uygun şekilde edimini ifa etmeye başladığını, yapılan işlemlerin ... tarafından onaylandığını, söz konusu seraya betonlar dökülerek trafolar bağlandığını, betonların döküldüğüne ve trafo direğinin dikildiğine ilişkin sözleşme bulunduğunu, fakat daha sonra davacı taraf ile imzalanan ilk sözleşme TKDK tarafından onaylanmayınca sözde sözleşmeden kaynaklanan edimlerinin davalı şirket tarafından yerine getirilmediği, eksik ve yanlış yerine getirildiği iddia edilerek ihtarname gönderildiğini, fakat söz konusu ihtarname içerisinde yer alan iddiaların doğru olmadığını, somut bir bulguya dayanmadığını, daha sonradan sözleşme konusu eserin meydana getirileceği yerdeki direklerin davacı tarafından söküldüğünü, eserin meydana getirilememesinde müvekkili davalı şirketin herhangi bir kusuru olmadığı gibi davacının kusurlu olduğunun açık olduğunu, davacı tarafın beklediği gibi TKDK tarafından söz konusu projeye onay verilmeyince davacı tarafın görünürdeki taraflar arasında hükümsüz olan ilk sözleşmeyi ileri sürerek söz konusu haksız davayı açtığını, görünürdeki sözleşmenin tarafların gerçek ve ortak iradelerini temsil etmediğini, tarafların gerçek ve ortak iradelerini temsil eden harici ikinci bir sözleşme bulunduğunu, başka bir ifade ile tarafların gerçek ve ortak iradelerini temsil eden sözleşmenin ikinci sözleşme olduğunu, tarafların borç ve edimlerinin bu ikinci sözleşme kapsamı sınırlarında kaldığını, aksinin kabulünün dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, TKDK ile yapılan sözleşmenin projeye uygun olarak yapılmasının mühendislik anlamında hayatın olağan akışına uygun olmadığını, projede mantık hatası bulunduğunu, projede çizim yanlışlıkları olduğunu, mühendislik hataları bulunduğunu, gerek mühendisler, gerekse yatırımcılar açısından bu projenin hiçbir değeri bulunmadığını, davalı şirketin, davacı tarafın eşi ... ile haricen görüşmeleri neticesinde varılan ortak sonucun sera projesinin taraflarca düzenlenen ikinci sözleşmede kararlaştırılan şekilde yapılması olduğunu, TKDK'ye sunulan projenin uygulanabilir olmadığının davacı tarafından bilindiğini, ikinci projeye göre davalı şirketin ediminin sadece sera projesinin çelik polikarbon montaj işi ile ilgili olduğunu, söz konusu projenin müvekkili davalı tarafça sözleşme hükümlerine uygun olarak ifa edildiğini, sözleşme gereğince yapılması gereken ödemelerin davacının talebi üzerine elden nakit olarak yapıldığını, davacı tarafın iddia ettiği gibi sera yapımının ayıplı ifa edilmesinden sorumlu tutulabilmesi için, söz konusu eserin tamamlanarak iş sahibine teslim edilmiş olması gerektiğini, henüz bitmemiş bir eser teslim edilmiş sayılamayacağı için mevcut haliyle beklenen nitelikleri taşımasa dahi ayıp sebebiyle TBK'nin 474. maddesine göre sorumluluk hükümlerinin uygulanamayacağını, aksi kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için bile eserin ayıplı olduğu kabul edilse dahi davacı tarafın kullanmış olduğu sözleşmeden dönme seçimlik hakkının TMK'nin 475. maddesinin 5. fıkrasına göre hukuka aykırı olduğunu, müvekkili tarafından, beton dökülmesi ve trafo direği bağlanması işlemlerine ilişkin olarak ... Elektrik şirketine 590.000,00 TL, ...'na 120.000,00 TL ve ... Elektronik şirketine 18.172,00 TL ödeme yapıldığını, müvekkili davalı şirket tarafından ödemesi yapılan yaklaşık değeri 728.172,00 TL olduğunu, sökülmek istenmesi durumunda bir o kadar da söküm masrafının ortaya çıkacağını, yapılan bu işlemlerin sökülüp kaldırılmasının aşırı zarar doğuracak nitelikte olduğunu, bu işlemlere ilişkin ödemeler müvekkili davalı şirket tarafından yapılmış olsa dahi firmalarca anlaşan kişinin ... olduğunu, bu durumun sebebinin ise TKDK'ye sunulan sözleşmenin gerçek ve ortak iradeyi temsil etmeyip hükümsüz olduğu tarafların aralarında anlaştıkları ikinci sözleşmenin uygulanıyor olması olduğunu, ikinci sözleşme kapsamında da bu işlemlerden davalı şirketin sorumlu olmadığını, sözleşmelerin davacı tarafça yürütüldüğünü, TKDK'nin onayının alınabilmesi ve taraflar arasındaki güvenin ayakta tutulabilmesi amacıyla ödemelerin davalı şirket tarafından yapıldığını, davacı tarafın iddialarını kabul etmemekle birlikte bir an için ilk sözleşmenin taraflara uygulanacağı geçerli sayılsa dahi davacı tarafın, firmalarla kendisinin anlaşma sağlamasından dolayı, davalı şirkete karşı kendi kusurundan kaynaklı ayıp hükümlerine dayanmasının doğru olmadığını, eserin ayıplı olduğunu kabul etmemekle birlikte bir an için ayıplı olduğu varsayılsa dahi TBK'nin 476. maddesinde eserin ayıplı olmasının işsahibinin talimatından kaynaklanması halinde yüklenicinin ayıptan sorumlu olmayacağının belirtildiğini, eser sözleşmesinden dönülmesinin geriye etkili sonuç doğuracağını, bu nedenle tarafların aldıklarını geri vermekle yükümlü olduklarını, fakat davacı tarafın davalı şirketten aldıklarını geri vermediğini, arsa üzerinde bulunan davalı şirkete ait çelik materyallerin yığılarak istiflendiklerini ve çürümeye bırakıldıklarını, bu yönüyle de davacı tarafın tutumunun, kullandığı seçimlik hak ve sonuçlara uygun olmadığını, söz konusu eserin ayıplı ifa edildiğinin davalı şirket tarafından kabul edilmediğini, Yargıtay içtihatlarında süreklilik kazandığı üzere eserin ayıplı imali halinde hangi seçimlik hakkının olaya uygun olduğunu belirlemenin mahkemeye ait olduğunu, sadece tarafların taleplerinin uygulanması ile birlikte hakkaniyete uygun sonuçlar doğmayacağını, TTK'nin 7. maddesine göre davacı ... ile dava dışı eşi ...'in müteselsil sorumlu olması gerektiğini, taraflarca yapılan sözleşmelerde müvekkili davalı şirkete karşı birlikte borç altına girdiklerini, taraf sıfatıyla imza attıklarını, karı kocanın yapmış olduğu işlemlerde birbirlerinden habersiz işlem yapmalarının hayatın olağan akışı içinde mümkün olmadığını, sözleşmede taraf olarak yalnızca davacı tarafın isminin yer almasının sebebinin TKDK tarafından kadın girişimcilere sağlanan imkanlardan faydalanma için olduğunun açık olduğunu, sözleşmelerdeki edim konusunun ve edim yeri adresinin aynı olduğunu, tüm bu hususlar göz önüne alındığında, ... ve ...'in birbirinden bağımsız ve habersiz olduğunun düşünülemeyeceğini, davalı şirketin, ...'in anlaşmış olduğu firmalara, banka üzerinden 728.172,00 TL ödeme yaptığını, bu bedelin sözleşme bedelinin yarısından fazlasını oluşturduğu, bu durumda mağdur olan tarafın müvekkili davalı şirket olduğunu, davalı şirketin davalı adına başka firmalara yaptığı ödemelerin davacı tarafından kendisine ödenmediğini, davacı tarafından .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Değişik İş sayılı dosyası kapsamında yaptırılan tespit işlemi yapılırken müvekkiline haber verilmediğini, düzenlenen bilirkişi raporunun da tebliğ edilmediğini, bu şekilde rapora itiraz sunulması haklarının ellerinden alındığını, bu raporu kabul etmediklerini, davacı tarafından delil yok etmek amacıyla sera arazisinde yapılan işlerin söküldüğünü, bilirkişi raporunda projenin aykırılıklarına vurgu yapıldığını, bu projenin çalışması, ayakta durması gibi hususların tespit edilmediğini beyan ederek davanın reddini savunmuş, davacı tarafın kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili 10/11/2023 tarihli ikinci cevap dilekçesinde; davaya tüketici mahkemesinin bakması gerektiğini, taraflar arasında bulunan eser sözleşmesinin tüketici işlemi olduğunu beyan ederek cevap dilekçesini içeriğini tekrar etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, davanın itirazın iptaline ilişkin olduğu, yapılan araştırmada davacının işletme veya şirket ortaklığının tespit edilemediği, davacının tacir olmadığı, vergi kaydının bulunmadığı, potansiyel vergi mükellefi olduğu, davanın ticaret mahkemesinde bakılması gereken ihtilaflardan olmadığı, her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren uyuşmazlıkların ticaret mahkemesinde görülmesi mümkün ise de, taraflardan davacının tacir olmaması göz önüne alındığında eldeki uyuşmazlığa bakma görevinin asliye hukuk mahkemesi olduğu gerekçesi ile mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili 04/03/2024 tarihli istinaf dilekçesinde; ön inceleme aşamasında gönderdikleri mazeretlerinin değerlendirilmediğini, görevsizlik kararı verildiğini, hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, kararda asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğunun belirtildiğini ancak iş bu davada görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğunu, aleyhe olan hususları kabul etmemekle birlikte 6502 sayılı Kanunun 3.maddesi gereğince eser sözleşmesinin tüketici işlemi sayıldığını, anılan kanunun 83/2.maddesi hükmünün de beyanlarını teyit ettiğini, eser sözleşmesinde bir tarafın ticari nitelikte işlem yapması halinde dahi sözleşmenin tüketici işlemi sayılarak yargılamanın tüketici mahkemesinde görülmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLER : İstinaf incelemesine esas;
Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
.... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında; alacaklının ..., borçlunun ....Ltd.Şti olduğu, 2.807.293,31-TL sözleşmeden kaynaklı alacak ile 126.581,64-TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 2.933.874,95-TL'nin tahsili amacıyla 23/06/2023 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, borcun sebebi olarak "Gül Sera Yapımı projesi kapsamında yapılmayan işler, teslim edilmeyen mallar ve eksik yapılan işlere ilişkin yapılan ödemelerin sözleşmenin feshi nedeniyle iadesi talebi " açıklamasının yapıldığı, borçlu vekilinin 26/06/2023 tarihli itiraz dilekçesi ile borca ve fer'ilerine itiraz edildiği, 17/07/2023 tarihli karar tensip tutanağı ile takibin durdurulmasına karar verildiği,
Tarımsal ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu, ... İl Koordinatörlüğünün 11/09/2023 tarihli yazısı ekinde; ... ile anılan kurum arasında imzalanan sözleşme ve sözleşme değişikliğine ilişkin dosyaların sunulduğu,
.... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.İş sayılı dosyasında; talepte bulunanın ..., karşı tarafın ....Ltd.Şti olduğu, 10/05/2023 tarihinde UYAP üzerinden sunulan dilekçe ile ayıplı ve eksik ifanın tespitinin talep edildiği, 12/05/2023 tarihinde mahallinde bilirkişi refakatinde keşif yapıldığı, inşaat yüksek mühendisi ... tarafından sunulan 31/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda; ... ili, ... ilçesi, ... ada 36 parsel üzerinde bulunan 3.620,63-metrekare tarla üzerindeki sera inşaatının incelendiği, mevcut imalatta TKDK tarafından onaylanan proje ve teknik şartnameye uygun olmayan hususların görüldüğü, tespit tarihinde sera yapısının orta ve kenar kolonlarının temel betonlarının döküldüğü, çelik profil kolonların temelden geçen ankraj çubuklarına mesnetlendiği, tüm akslarda çelik makaslar ve yağmur oluklarının yerine konulduğu, 6,00 metre açıklığındaki 1-2 aksları arası çelik makaslar ve 9,00 metre açıklığındaki 6-7 aksları arası çelik makaslar üzerin tüm çatı boyunca toplamda 3 adet aşık elemanı yerleştirildiği, sera inşaatında bunun dışında herhangi bir imalat bulunmadığı, mevcut imalatların TKDK'ye onaylı proje ve yapım işleri için teknik şartnameye uygun olmadığı ve eksik olduğunun bildirildiği,
... Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 30/10/2023 tarihli cevabi yazısında; ...'i potansiyel mükellef olduğunun tespit edildiğinin bildirildiği,
... Esnaf ve Sanatkarlar Sicil Müdürlüğü'nün 07/11/2023 tarihli cevabi yazısında; yapılan incelemede ...'in esnaf kaydına rastlanmadığının bildirildiği,
... Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün 30/10/2023 tarihli cevabi yazısında; müdürlük bünyesinde ...'in şahıs işletmesi veya şirket ortaklığının tespit edilemediğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Dava, eser sözleşmesine dayalı başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı, gül serası yapımı amacıyla dava dışı Tarımsal ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumundan hibe alındığını, proje kapsamında imalat yapılması gerektiğini, davalı ile aralarında eser sözleşmesi yapıldığını, davalının edimini tam olarak yerine getirmediğini, yapılmayan veya eksik yapılan işlere ilişkin yapılan ödemenin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini istemiştir.
Davalı, sözleşme gereği yapılması gereken işlerin eksiksiz yapıldığını, eksik yapıldığı iddia edilen işlerin kendi sorumluluklarında olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının şahıs işletmesi, şirket ortaklığı, vergi kaydı olmadığı, esnaf kaydının bulunmadığı, davacının tacir olmaması nedeni ile uyuşmazlıkta ticaret mahkemesinin görevli bulunmadığı, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Karara karşı davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Bilindiği üzere; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınır.
Öte yandan, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3. maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.
6502 sayılı Kanunun 73. maddesi, bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa Tüketici Mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.
Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı Kanunda düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir.
Somut olayda; uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup bu tip davaların ticari dava olduğuna ya da Asliye Ticaret Mahkemesinde görüleceğine ilişkin yasal düzenleme bulunmamaktadır. O halde mevcut davanın ticari dava olarak kabulü ve mahkemenin uyuşmazlığı Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla çözmesi için uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın birden ticari işletmesi ile ilgili olması zorunludur.
Eldeki davada davacı iş sahibi, davalı şirket ise yüklenicidir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 12. maddesi uyarınca davacının tacir olarak kabulü mümkün değildir. Bu nedenle 6100 Sayılı HMK'nun 2. maddesi gereğince davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olup yargılamaya Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla devam edilmesi mümkün değildir.
Ayrıca, gül serası yapım işine yönelik uyuşmazlıkta davalı yüklenici "hizmet veren" sıfatına sahip ise de, davacı tüketici sıfatına sahip olmadığından, davada Tüketici Mahkemesinin görevli olduğundan söz edilemez.
Sonuç olarak: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
-
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK 353/1. b. 1 md.si gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
İstinaf talep eden davalıdan alınan 427,60. TL istinaf karar harcının Hazineye irad KAYDEDİLMESİNE,
-
İstinaf talep eden davalıdan peşin alınan 1.169,40. TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazineye irad KAYDEDİLMESİNE,
-
İstinaf masraflarının, başvuran davalı üzerinde BIRAKILMASINA,
-
İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 359/4. maddesi uyarınca, kararın ilk derece mahkemesi tarafından TARAFLARA TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-a bendi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/06/2024
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
Bu Belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununa Göre Elektronik Olarak İmzalanmıştır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25