Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
bam
2024/2140
2024/1491
8 Ekim 2024
T.C. ADANA BAM 4. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/2140
KARAR NO : 2024/1491
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/04/2024
NUMARASI : ... ...
DAVALI : 1 -... - -...
DAVALI : 2 -... ENERJİ SANAYİ TİCARET LDT.ŞTİ.
DAVALI : 3 -S. S. ... YAPIKOOPERATİFİ
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
DAVACI-KARŞI DAVALI : ... - -...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI-KARŞI DAVACI : ... İNŞAAT TAAHHÜT NAKLİYE KUYUMCULUK SANAYİ VE TİCARET LTD.ŞT.
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 08/10/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 08/10/2024
.... Asliye Hukuk Mahkemesi ile .... Asliye Ticaret Mahkemesi arasındaki olumsuz görev uyuşmazlığının merci tayini yolu ile giderilmesi talebi sonucu Dairemize gelen dosyanın incelenmesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan SS ... Yapı Kooperatifi ile ... İnşaat ve ... Enerji San Şirketi arasında ... ili, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... mevkii 1661 parselde inşaa edilen 39 villada bulunan eksik imalatların tamamlanması hususunda anlaşma sağlandığını, ... inşaat ve ... enerji san şirketleri aldıkları bu işin bir kısım yapım işi için davalılardan ... ile anlaşma sağlandığını, anılan davalı da bu bir kısım işlemlerin bazılarının üslenmesi amacıyla davacı ile anlaşma sağladığını, bu kapsamda davacı tarafından villaların PVC yapım işinin üstlenildiğini, taraflar arasında anlaşmaya konu yapım ve imalatlar konusunda iradeler uyuştuğundan şifahi anlaşma sağlandığını,. Davacı tarafından 24 adet villanın PVC nin camları dahil olmak üzere imalat yapıldığını ve camların monte edildiğini, villaların hazır halde teslim edildiğini, davacı anlaşma gereği edimini zamanında anlaşmaya uygun en kaliteli malzemelerle tam ve eksiksiz şekilde ifa ettiğini, buna rağmen davacıya yapmış olduğu bu işlerin ücretinin ödenmediğini, davacı çalışmasının karşılığını tam olarak alamadığını, davacı yapmış olduğu bu hizmet karşılığında ücretini alamadığını, yapılan işlerin bugünkü rayiç değerlerini bilmediğini, davalıların taşınmazdaki ilgili imalatları tahrif ettirme veya başkaca bir usta tarafından yapılmış gibi göstererek delilleri karartması kuvvetle muhtemel olduğundan iş bu imalat onarım ve yapım işlerinin ispatı amacıyla ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... değişik iş sayılı dosyası ile delil tespiti talebinde bulunulduğunu, delil tespiti talebinin hukuki yarar yokluğundan red edildiğini, davalılardan ... İnşaat firmasının davacı ...'a keşide edilen .... Noterliğinin ... yevmiye nolu 19/09/2023 tarihli sözleşmenin feshi ihtarnamesi ve dava dışı diğer taşeronlardan ...'a keşide edilen .... Noterliğinin ... yevmiye ve 09/09/2023 tarihli sözleşmenin feshi ihtarnamesi davaya konu edilen 39 villaya ait eksik imalat ve inşaatın tamamlanmasına yönelik sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiğini, söz konusu iş bu fesih ihtarnamenin taraflar arasında akdedilen şifahi sözleşmenin ispatı niteliğinde olduğunu, davalıların taahhütlerini yerine getirmemek için söz konusu fesih ihtarını keşide ederek ifadan kaçınma gayreti içerisine girdiklerini, bu durumun dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davanın kabulü halinde alacağın davalılardan tahsil etme kabiliyetinin olamayacağını, davalıların tacir olduğunu, gerek ülke ekonomisi gerekse ticari faaliyetlerdeki yüksek riskin süreç içerisinde davalıların ekonomik çöküşüne sebep olabileceğini belirterek davacının alacağına kavuşmasını teminen davalıların taşınır taşınmaz malları ile 3. Kişilerdeki hak ve alacakları yönünden ihtiyati haciz kararı verilmesini, davanın esası yönünden taraflar arasındaki anlaşmaya göre davacı tarafından yapılan delil tespiti neticesinde belirlenecek olan işlerin güncel bedelinin fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla HMK 107/2. Maddesi gereğince dava değeri belirlendiğinde arttırılmak üzere şimdilik 10.000 TL'nin ticari faizi ile birlikte davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
.... Asliye Hukuk Mahkemesi; "taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin ticari sözleşme niteliğinde olduğu, davacının ikinci sınıf tacir olması sebebiyle vergi mükellefi olduğu işletme esasına göre defter tuttuğu, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında yapılması gereken işlemin esnaf faaliyetini aştığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözüm yerinin Ticaret Mahkemesi olduğu" gerekçesiyle dosyayı görevli ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmek üzere tevzi bürosuna göndermiştir.
.... Asliye Ticaret Mahkemesi; "uyuşmazlık konusunun 6102 sayılı TTK'dan düzenlenen işlerden olmadığından mutlak ticari iş niteliğinde de olmadığı, sonuç olarak 6102 sayılı TTK'nın 4, 5 ve 11.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeler nazara alındığında taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olmadığı, bu haliyle mahkememizin görevsiz olduğu " gerekçesi ile karşı görevsizlik kararı vererek dosyayı merci tayin talebi ile Dairemize göndermiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde;
Ticaret mahkemelerinin görevi TTK'nın 5. maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1. bendinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir.
Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup, öğretide benimsenen görüşe göre de ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken, nispi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriter olarak kabul edilmiştir.
Bu nedenle uyuşmazlığın çözümü için öncelikle "ticari işletme", "ticari iş", "tacir" ve "ticari dava" kavramları üzerinde kısaca durulmasında yarar vardır: Belirtmek gerekir ki 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun hazırlanmasında esas itibariyle "ticari işletme" temelinden hareket edilmiş ve ticaret hukukunun önemli kurumları ticari işletme kavramı ile bağlantı kurularak tanımlanmıştır. Bu hususa TTK'nın 11. maddesinin gerekçesinde de değinilmiş ve "...ticari işletme kanunun temelidir; yani merkez kavramıdır; bu niteliği ile belirleyici, hatta tanımlayıcıdır..." denilmiştir.
Ticari işletme, TTK'nın 11/1. maddesindeki tanıma göre; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Esnaf işletmesi ile ticari işletme arasındaki sınırın ise Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak kararname ile belirleneceği hükme bağlanmıştır. Görüleceği üzere ticari işletmenin unsurları; esnaf işletmesi için öngörülen sınırın üzerinde bir gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet, devamlılık ve bağımsızlık olarak düzenlenmiştir. Buradaki faaliyet iktisadi faaliyet olup, amacı gelir elde etmektir. Kanunda ticari işletme için herhangi bir miktarda gelir değil, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşar düzeyde gelir sağlama amacı aranmıştır.
TTK' nun 3. maddesinde "ticari iş" kavramı açıklanmış ve "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." denilmiştir.
Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılmıştır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa ticari iş sayılmazlar (Eriş, G.: Ticari İşletme ve Şirketler, Ekim 2014, C. I, s.292).
Ticaret hayatının temel süjesi olan "tacir" de yine işletme kavramı bağlamında tanımlanmış ve "bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişi"ye tacir deneceği TTK'nın 12/1. maddesinde belirtilmiştir. Maddenin devam eden bentlerinde; bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimsenin, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılacağı ve bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyi niyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olacağı hüküm altına alınmıştır.
Türk Ticaret Kanunu tacir kavramını gerçek kişiler ve tüzel kişilerde ayrı ayrı ele almış, gerçek kişilerde tacir sıfatının kazanılması bir ticari işletmenin mevcut olması, bir ticari işletmenin işletilmesi ve ticari işletmenin kısmen de olsa o kişi adına işletilmesi unsurlarına bağlanmıştır. Tüzel kişi tacir kavramının kapsamı ise TTK'nın 16/1. maddesinde düzenlenmiştir.
TTK'nın "tüzel kişiler" başlıklı 16. maddesi, ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılacaklarını belirlemiştir.
Aynı maddenin 2. bendi Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendilerinin tacir sayılmayacakları hükmünü içermektedir.
Tacir sıfatının ticari işletmeye bağlı olduğu düşünüldüğünde, adlarına ticari işletme işletilen kişilerin kural olarak tacir sayılacağı açıktır.
Bu açıklamalardan sonra "ticari dava" konusuna gelindiğinde ise TTK'nın 4. maddesinde ticari davalar sayılmış olup bu maddeye göre her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu düzenlemeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent hâlinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Yukarıda açıklandığı gibi ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.
TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez.
Bu genel kuralın yanında TTK'nın 4. maddesinin son cümlesindeki düzenleme nedeniyle yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale ve vedia gibi sözleşmelerden doğan davalarla fikri ve sınai haklara ilişkin davalar da ticari davadır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken, burada sayılan davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması yeterli görülmüştür.
6102 sayılı TTK hükümlerine göre esnaf ise; İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaf olarak tanımlanmıştır (TTK 15/1).
5362 nolu Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3. maddesinde Esnaf ve Sanatkâr: İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler, olarak tanımlanmıştır.
TTK 24 ve devamı maddelerde düzenlenen ticaret siciline ilişkin hükümler tacir sıfatını taşımanın tescile bağlı olmadığı üstelik bu sıfatı taşımanın sonucu ve gereği olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermediğinden esnaf sayılmasını gerektirmez.
21.07.2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 18.06.2007 tarihli 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlar belirlenmiş olup, bu kararda, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu 177. maddesinde belirtilen hadlerden, 1. ve 3. bendindeki konularda faaliyette bulunanlarda yarısını, 2. bendeki faaliyetlerde bulunanların bu tutarın tamamını aşanların tacir olacağı belirlenmiş olup 2023 yılı için yıllık brüt hasılata göre 440.000,00 TL, yıllık alış miktarına göre 890.000,00 TL ve yıllık satış miktarına göre 1.270.000,00 TL olmak üzere sınırlar belirlenmiştir.
Somut olayda; Davalılar arasında yer alan kooperatifin, inşa ettiği 39 adet villanın eksik imalatlarının tamamlanması için davalı ... İnş..Taah.Nak...Ltd.Şti.ile anlaşma yaptığı, bu şirketin ise bir kısım yapım işleri için davalı ... isimli kişi ile anlaştığı, davalı ...'ın ise villaların PVC yapım işleri için davacı ile anlaşma yaptığı, davacı tarafından tamamlandığını iddia ettiği imalat bedellerinin talep edildiği anlaşılmış olup, ticaret sicil müdürlüğünden gelen yazı cevabına göre davacının sicil kaydının bulunmadığı, vergi dairesinden gelen yazı cevabına göre davacının işletme hesabı esasına göre defter tutan gelir vergisi mükellefi olduğu, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177.maddesinin 1.fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentleri kapsamında yer alan yıllık alım satımlara ve hasılata ilişkin nakdi limitleri aşmadığı, buna göre tacir sıfatının bulunmadığı, olayda mutlak veya nispi ticari bir davanın bulunmadığı, bu nedenlerle iş bu davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği anlaşıldığından eldeki davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatine varılmıştır.
Açıklanan bu sebeplerle davanın .... Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
HÜKÜM/:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
.... Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,
-
Dosyanın merci tayini talep eden mahkemesine iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 362/1-c maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 08/10/2024
...
Başkan
...
e-imzalıdır
...
Üye
...
e-imzalıdır
...
Üye
...
e-imzalıdır
...
Katip
...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15