Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
bam
2024/2106
2024/1457
3 Ekim 2024
T.C. ADANA BAM 4. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2106 - 2024/1457
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/2106
KARAR NO : 2024/1457
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/07/2024
NUMARASI : ... ...
DAVACI :
VEKİLLERİ : Av.
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
KARAR TARİHİ : 03/10/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 03/10/2024
.... Asliye Hukuk Mahkemesi ile ... Asliye Ticaret Mahkemesi arasındaki olumsuz görev uyuşmazlığının merci tayini yolu ile giderilmesi talebi sonucu Dairemize gelen dosyanın incelenmesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 23/09/2019 tarihinde müvekkili şirkette Zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalının, davalı adına kayıtlı ve ...’nun sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile sebebiyet verdiği trafik kazasında ...’ nun yaralanarak maluliyetine sebebiyet verdiğini, malul kalan şahıs müvekkili şirket aleyhine .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile tazminat davası açtığını ve mahkemece yaptırılan kusur, maluliyet ve aktüerya bilirkişi raporları doğrultusunda dava ekonomisi bakımından tarafların haricen anlaştığını ve “İbraname ve Sulh anlaşması” tanzim ettiğini ve bu anlaşmaya göre malul şahsa 27/02/2022 tarihinde toplam 39.625,50 TL ödendiğini, kazaya sebebiyet veren araç sürücüsü ...'nun hiçbir yasal sebep olmaksızın olay yerini terk ettiğini, dosya münderecatı doğrultusunda davanın kabulüne, ödemiş olduğu 39.625,50 TL tazminatın ödeme tarihi olan 27/02/2022’ den itibaren işleyecek yasal faizi, yargı gideri ve vekalet ücretiyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
.... Asliye Hukuk Mahkemesi; "davacının ZMMS sigortacısı olduğu, sigorta hukukunun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6.kitabında m.1401 ve devamı hükümlerinde, Zorunlu Mâli Mesuliyet Sorumluluk Sigortasının ise m.1483 ve devamı hükümlerinde düzenlendiği, bu durumda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle davanın ticari dava olduğu ve görevli mahkemenin de Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu" görevsizlik kararı verilerek dosya ... Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiştir.
... Asliye Ticaret Mahkemesi; "bu haliyle dava dışı ...'nun ve davalı sigortalı arasında sigorta ilişkisi bulunmadığı, dava dışı ...'nun tacir olmadığı bu sebeple uyuşmazlığın ticari nitelikte değil, haksız fiile dayalı olduğu" gerekçesi ile karşı görevsizlik kararı vererek dosyayı merci tayin talebi ile Dairemize göndermiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde;
Dava, sigorta şirketi tarafından dava dışı kişiye ödenen tazminat bedelinin haksız fiile sebebiyet veren davalı sigortalısından rücuan tahsili istemine ilişkin olup, 07/07/2021 tarihinde açılmıştır.
Genel anlamda bir mahkemenin görevi; belirli bir davaya, dava konusunun niteliği veya değerine göre o yerdeki aynı yargı koluna giren ilk derece (hüküm) mahkemelerinden hangisi tarafından bakılacağını ifade eder. İlk derece (hüküm) mahkemeleri; genel mahkemeler ve özel mahkemeler olmak üzere ikiye ayrılır. Genel mahkemeler ise asliye ve sulh hukuk mahkemesi olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Hangi davalara özel mahkemelerde, hangi davalara genel mahkemelerde bakılacağı ve genel mahkemelerde bakılacak davalardan hangilerine asliye hukuk mahkemesinde, hangilerine sulh hukuk mahkemesinde bakılacağı hususuna görev; bunu düzenleyen kurallara da görev kuralları denir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 08.12.1982 günlü 1982/4 Es. ve 1982/4 Ka. sayılı kararına göre ''Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 142. maddesi hükmüne göre, mahkemelerin görevleri kanunla düzenlenir. Öte yandan, 5 Aralık 1977 tarihli, 4/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı üzere, mahkemelerin görevi kamu düzeni ile ilgili olup kıyas veya yorum ile genişletilmesi yahut değiştirilmeleri mümkün bulunmamaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Kanunî hâkim güvencesi” başlığını taşıyan 37’nci maddesi; “Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.” hükmünü öngörmektedir. Bilimsel çevrelerde ve uygulamada, kanunî hâkim güvencesi, uyuşmazlığı yargılayacak ve çözecek olan mahkemenin o uyuşmazlığın doğmasından önce kanunen belli olması olarak kabul edilmektedir. 1982 tarihli Anayasa’yı kabul eden Danışma Meclisi’nin Anayasa Komisyonu’nun gerekçesinde “…bu suretle davanın olaydan sonra çıkarılacak bir kanunla yaratılan bir mahkeme önüne getirilmesi yasaklanmakta, yani kişiye yahut olaya göre kişiyi yahut olayı göz önünde tutarak mahkeme kurma imkânı ortadan kaldırılmaktadır. Bu ise tarafsız yargı merciinin ilk gereğidir.” denilmektedir (Özbudun, E.: Türk Anayasa Hukuku, Ankara 2005, 8. Baskı, s: 118-119). Dava konusu edilen hukuki uyuşmazlığın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan yasalara göre kurulmuş bulunan mahkemelerin uyuşmazlığı çözmesi ana kural olmakla birlikte bazen yasal düzenlemelerle böyle bir uyuşmazlığın çözümü yeni kurulan mahkemelere de verilebilmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 04.04.2019 tarih 2017/11-10 E. 2019/401 K.)
Öte yandan, dava açılmasının usul hukukuna dair sonuçlarından biri de görevli mahkemenin belirli hale gelmesi olup; kural olarak dava tarihinden sonra görev ve yetkiye etki eden değişikliklerin mevcut davalar bakımından önem taşımayacağı anlamına gelmektedir. (Timuçin Muşul, Medeni Usul Hukuku, Savaş Kitabevi Ocak 2012 s. 121 vd.) Bunun doğal sonucu olarak belirtmek gerekir ki, usul kuralları ve bu kapsamda yer alan görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, aksine düzenleme yoksa derhal uygulanacağından, yapılan görev kuralı değişikliklerinin kanunda istisna niteliğinde geçiş hükümlerine yer verilmediği müddetçe eldeki davalara da uygulanması gerekir. Bunun en temel örneği, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 1. Maddesidir. 6100 sayılı HMK'nun maddesinde “Bu kanunun yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri, kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda uygulanmaz” hükmüne yer verilmiştir. Yasakoyucu, bu hüküm ile, yapılan kanun değişikliğinden görülmekte olan davaların görev bakımından etkilenmemesi ve yargılamanın mümkün olan en hızlı şekilde sonuçlandırılmasını amaçlamıştır.
Görev ve görevli mahkemenin belirlenmesine ilişkin açıklamalardan sonra Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun Asliye Ticaret Mahkemelerinin yargı çevresi belirlemesine yönelik 07.07.2021 gün ve 608 sayılı kararının hukuki niteliğini ve sonuçlarını açıklığa kavuşturmak gerekir. 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun 4/1-a ve 7/2-f düzenlemelerine göre, Adalet Bakanlığı'nın bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlamak, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun görevleri arasındadır.
Bilindiği üzere, kural olarak idari işlemler geriye yürümez. Bu ilke; hukuki güvenliğin bir gereği olarak kazanılmış hakların korunmasının ve henüz tamamlanmamış hukuki süreçlerin yapılabilecek yeni düzenlemelerden etkilenme ihtimalinin yaratacağı endişelerin de bertaraf edilmesini sağlayan bir teminat olarak değerlendirilip geniş yorumlanmalıdır. Eldeki uyuşmazlığın temeli olan Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun Asliye Ticaret Mahkemelerinin yargı çevrelerini belirleyen 07.07.2021 gün ve 608 sayılı kararına göre ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yargı çevresi ... ili mülki sınırları olarak belirlenmiş ve bu kararın 01.09.2021 tarihinden itibaren yürürlüğe gireceği belirtilmiştir. İdari işlem niteliğindeki bu karar ile, kararın yürürlüğe girmesinden önce açılmış bulunan derdest davaların da devredilmesine dair özel bir madde hükmü taşımadığı gibi bu değişikliğin de ancak kanunla olabileceği Anayasa'nın gereğidir. Aksi halin kabulü, idari işlemin Kanun ile eşdeğer sonuçlar doğuracağı anlamına gelir ki, bunun da yargılamanın Anayasal teminatlarından olan tabii hakim ve mahkemelerin görevlerinin belirlenmesinde kanunilik prensiplerine aykırı düşeceği açıktır.
Tüm bu anlatılanlara göre, görevi kanunla belirlenmiş ve davanın açıldığı tarihte (07/07/2021) de bu görevi sabit hale gelmiş mahkemenin, dosyayı, Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 07.07.2021 gün ve 608 sayılı derdest davalara uygulanması mümkün bulunmayan yargı çevresinin değiştirilmesine dair kararının dayanak gösterilmesi suretiyle görevsizlik yönünde hüküm kurulmasında usul ve yasaya uyarlık bulunmadığından davaya bakmakla görevli mahkemenin ....Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatı ile) olduğu kanaati ile bu mahkemenin görevsizlik kararının kaldırılarak yargı yeri olarak belirlenmesine yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM/:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
.... Asliye Hukuk Mahkemesinin (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatı İle) YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,
-
Dosyanın merci tayini talep eden mahkemesine iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 362/1-c maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/10/2024
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15