SoorglaÜcretsiz Dene

Adana BAM 3. HD 2022/1177 E. 2024/514 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/1177

Karar No

2024/514

Karar Tarihi

28 Şubat 2024

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1177 - 2024/514

T.C.

ADANA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/1177

KARAR NO : 2024/514

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ...

ÜYE : ...

ÜYE : ...

KATİP : ...

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ : 16/12/2021

NUMARASI : 2019/... Esas, 2021/... Karar

DAVACI : ...

VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : Güvence Hesabı -vergi No:

VEKİLİ : Av. ...

DAVA : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)

KARAR TARİHİ : 28/02/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : ...

Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/12/2021 tarih ve 2019/... Esas, 2021/... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 15/11/2018 tarihinde, saat 22.00 esnasında firari sürücünün sevk ve idaresindeki plakası ve markası tespit edilemeyen beyaz renkli araç ile keykubat bulvarı üzerinden dinek istikametinden tosmur istikametine seyir halinde giderken yayla yolu kavşağına gelmeden önünde sol şeritte seyir halinde ve sola sinyalini vererek yayla yoluna dönmek için sola dönüş sinyalini vererek cebe girmek isteyen müvekkili davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklete çarpması sonucu çift taraflı, yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazaya karışan diğer motorsikletin plakasının tespit edilemediğini, davalı Güvence Hesabının sorumluluğunun bulunduğunu, müvekkilinin yaralanarak malul kaldığını, sigorta şirketiyle yapılan arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlandığını, bu nedenle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 3.200,00 TL daimi maluliyet (sakatlık) ve 100,00 TL geçici iş göremezlik olmak üzere toplam 3.300,00 TL tazminatının davalı sigorta şirketine başvuru tarihi olan 18/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

ISLAH : Davacı vekili 08.10.2021 tarihli dilekçesi ile dava değerini sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden 53.373‬,00 TL'ye ve geçici iş göremezlik tazminatı yönünden ise 5.580,00 TL'ye olmak üzere toplamda 58.953,00 TL'ye ıslah etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; eksik evrakla kurumlarına başvurulduğunu, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, davacının ifadesi dışında kazaya plakası tespit edilemeyen bir aracın sebep olduğu hususunda herhangi bir belge bulunmadığını, davayı kabul manasında olmamakla birlikte kaza anında motorsiklet kulandığını iddia edilen davacının müterafik kusur u sebebiyle müterafik kusur indirimi yapılmasının gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatında sorumluluklarının bulunmadığını, kusur ve maluliyetin kesin olarak hesaplanması gerektiğini, müvekkilinin temerrüde düşmediğini bu sebeple ticari faiz istenemeyeceğini, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın kabulü ile 5.580,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 53.373,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının 31/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği görüldü.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; kaza tarihinin 15.11.2018 olması nedeniyle, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren trafik sigortası genel şartları'nın işbu davada uygulanmasının gerekmekte olduğunu, kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen taşıtın cinsinin tespiti ve araç plakasının tespit edilemediğinin ispatlanamamış olduğunu bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, dava öncesi müvekkili kuruma eksik belge ile başvurulmuş olması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddinin gerektiğini, müvekkilinin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını, sorumluluğunun SGK'da olduğunu, tazminat hesabında kullanılan yöntemin hatalı olduğunu, usulüne uygun başvuru şartının yerine getirilmemiş olması nedeniyle dava öncesi tarihten itibaren faize hükmedilmiş olmasının haksız olduğunu, müterafik kusur indirimi yapılmasının gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla kusur tespitinin net olarak yapılamaması halinde her iki aracın eşit kusurlu olduğunun kabulünün gerektiğini, eldeki davada kusur durumunun tam olarak ispatlanamamış olmasına rağmen soyut beyanların dikkate alınıp tüm kusurun müvekkiline yüklenmiş olduğunu beyan ederek talepleri doğrultusunda kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3. ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi tazminat davasıdır.

İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hükmü, davalı vekili istinaf etmiştir.

Davalı vekilinin dava açılmadan evvel, davalı şirketi 2918 sayılı KTK 97. md.si gereği usulüne uygun bir başvuruda bulunulmadığına ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde;

Davacı dava dilekçesinin dilekçesi ekinde; kaza tespit tutanağı, davacılara ait TC kimlik Numarası ve Kimlik fotokopisi, hastahane tutanakları ve başvuran davacının vekiline ait vekaletname ile 18.01.2019 gününde başvuru yapmış olduğu, bu başvuruya rağmen davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı görülmüştür.

Buna göre başvuran davacıların, dava açmadan evvel önce gerekli evraklar ile zararın karşılanması için 2918 sayılı KTK 97. md.si gereği usulüne uygun şekilde başvuru yaptığı bu başvurunun davalı sigorta şirketi tarafında kabul edildiği hatta davalı tarafından başvurulan evraklar üzerinde inceleme yapıldığı anlaşılmakla, davacıların başvuran tarafından usulüne uygun bir şekilde başvuru yapıldığı anlaşılmıştır.

Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9.gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde yada başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı sigorta şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir. (Yerleşik yargıtay içtihatlarına göre Güvence Hesabı yönünden ise; 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren ödemesi gerekmekte olup, davalının temerrüte düştüğü kabul edilir.)

Mahkemece ıslah edilen kısma, ıslah tarihinden itibaren faiz hükmedilmiştir. Davacılar vekili, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı tutarak dava açmış olup alacağın saklı tutulan ve ıslah ile arttırılan kısmının temerrüt tarihi de aynı tarihtir. İlk derece mahkemesince davalının lehine olacak şekilde başvuru tarihi olan 18.01.2019 tarihinden 8. İş günü sonra olacak biçimde 31.01.2019 tarihinden itibaren faize hükmediliği anlaşılmakla, istinaf edenin aleyhine sonuç doğurmaması ilkesi gereği, davalı vekilinin istinaf başvurusu kabul edilmemiştir.

Davalı vekilinin olayın gerçekleşme biçimine ve hükme esas alınan kusur oranına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;

Türk Medeni Kanunun'un 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." 6098 sayılı TBK.nın zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. maddesinde, “Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.” düzenlemesi yapılmıştır.

Bu hale göre haksız fiilini bir türü olan trafik kazası nedeniyle yaralanmadan kaynaklanan zararın tazmini için açılan davada iddia olunan trafik kazasının varlığının ve varsa diğer araç sürücüsünün kusurunun iddia eden tarafından ispat edilmesi gerekir. Davacı tarafından öncelikle maddi vakıanın ispatı ve kazaya neden olan bir aracın mevcudiyeti ve kazada kazaya karışan araçların kusur oranları gibi hususların ispatı gerekir.

Somut olayda, 15.11.2018 tarihinde kolluk birimlerince düzenlenen trafik kazası tespit tutanağına göre, gerçekleşen kazanının bir trafik kazası olduğu, çift taraflı trafik kazası olduğu, kazaya plakası, marka ile modeli tespit edilemeyen beyaz renkli bir aracın karaştığı belirlenmiştir. Buna göre kaza tespit tutanakları aksi ispat edilene kadar geçerli resmi belge niteliğindedir (Yargıtay 17. HD. E.2014/22187, K.2014/18911, T.18.12.2014, E.2013/17431, K.2014/3514, T.13.03.2014) Meydana gelen kazanın tutanakta belirtilen şekilde meydana gelmediğini iddia eden davalı bu iddiasını MK. Md. 6. uyarınca ispat etmekle yükümlü olmakla birlikte, dosya kapsamından aksini ispatlayamadığı anlaşılmıştır.

Öte yandan, plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen firari otomobil sürücüsü; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 56/1C maddesinde belirtilen “Sürücüler Önlerinde Giden araçları Güvenli ve Yeterli Mesafeden İzlememek” ve yine aynı kanuna bağlı yönetmeliğin 157/4. maddesi “Arkadan Çarpma” kurallarını ihlal ettiği, sevk ve idare ettiği otomobil ile'seyir ettiği düz, eğimsiz, virajsız 3 şeritli 10,5 mt. genişliğinde aydınlatma ve far altında görüşün açık ve net olduğu yolda sol şeritte seyreden ... plakalı motosikleti güvenli ve yeterli bir mesafede izleyerek takip mesafesini koruması gerektiği, ancak sürücünün yola dikkatini vermediği, dikkatsiz araç sürdüğü, ... Bulyarının Yayla yolu dönüş kavşağı giriş cebine yaklaştığında dönüş için sola sinyal vererek yavaşlayan motosikleti gereğinden fazla yakın takip etmesi neticesi bu motosikletin dönüş için yavaşladığı sırada arka kısımlarından çarparak kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiği, 2918 sayılı kanunda belirtilen ve araçlar arası takip mesafesi kuralı olan “sürücülerin önlerinde giden aracı kendi aracının kilometre cinsinden saatteki hızının yarısı kadar mesafeden izlemek zorundadır” kuralını dikkate almadığı, dikkatsizliği, tedbirsizliği ve hızının etkisi ile meydana gelen kazada %100 oranında kusurlu olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.

Davalı vekilinin müterafik kusur indirimine yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;

Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.

Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir.

Dosya kapsamından, davacının sunulan maluliyet ölçüsünü belirtir raporun incelenmesinde, sol klavikula distal uçta kırığına bağlı yaralanması kask takılması zorunlu baş bölgesinden olmayıp vücut bölgesinden kaynaklandığı için müterafik kusur indirimi yapılmasını gerektirir bir durum yoktur. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 150/1-a bendi gereğince motosiklet sürücülerinin koruyucu kıyafet olarak kask takması mecburi iken yönetmelikte dizlik takılması gerektiğine ilişkin olarak herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı bu husustaki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.

Davalı vekilinin geçici işgörmezilik tazminatından sorumlu olmadıklarına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;

Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında, rizikonun gerçekleşmesi halinde sigortacının ödeyeceği tazminat, 2918 Sayılı Kanun’un 91.maddesinin yollamasıyla aynı Kanunun 85.maddesine göre belirlenir. Buna göre; sigortacı, sigorta ettiren işleten tarafından, motorlu aracın işletilmesi sırasında ortaya çıkan maddi zararlar ile kişinin yaralanması veya ölmesi gibi bedeni zararlardan sorumludur. Kişinin bedenine gelen zararlarda tedavi giderlerinin ödenmesine ilişkin koşullar 98. maddede düzenlenmiştir.

Söz konusu bu madde 25.02.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 13.02.2011 tarih, 6111 Sayılı Yasanın 59. maddesi ile değiştirilmiştir. Değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesine göre, trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır. (Ek cümle: 4/4/2015-6645/60 md.) Söz konusu düzenlemeye göre, hastanelerce sunulan sağlık hizmet bedelleri yönünden sigorta şirketlerinin ve Güvence Hesabı’nın yükümlülükleri sona ermekte, ancak kazazedelerin bunun dışında kalan bakıcı veya tedaviye bağlı sair harcamaları yönünden ise, sigorta şirketlerinin ve Güvence Hesabının tedavi teminatları kapsamında sorumlulukları devam etmekte olup, teminat kapsamının yasaya aykırı genel şart hükmü ile daraltılması mümkün değildir. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.

Davalı vekilinin hükme esas alıanan hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;

TRH 2010 mortalite tablosu esas alınarak zararın belirlenmesi gerektiğine ilişkin istinaf sebepleri ileri sürmektedir. Kararında TRH 2010 ve progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplamaya göre hüküm kurulmuştur.

2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90.maddesined yer alan “…Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenen hususlar hakkında 11/01/2011 tarihli ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır…” hükmü ile aynı Kanunun 92/i maddesinde yer alan; “… Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler…” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarih ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanununun 90.maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92.maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Bu durumda mağdurların zararının ve zararın kapsamının 2918 Sayılı Kanun ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiile dair hükümleri ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekmektedir.

Bu çerçevede Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanılması içtihat edilmiştir.( Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 Esas, 2021/1848 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 14.01.2021 tarih ve 2020/2598 Esas, 2021/34 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 22.12.2020 tarih ve 2019/5206 Esas, 2020/8874 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21/06/2021 gün ve 2021/ 2457 esas ve 2021 / 3304 karar sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/13625 esas ve 2022/8912 karar sayılı 16/06/2022 günlü kararı)

İlk derece mahkemesi tarafından tarafından hükme esas alınan 04.10.2021 tarihi hesap bilirkişi raporu incelendiğinde bilirkişinin davacının zararın belirlenmesine ilişkin olarak “TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine” tespitlerile davacının kalıcı maluliyet zararı belirlenmiştir. Şu durumda, yukarıda açıklanan yerleşik Yargıtay kararları ile mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin uygulanması içtihad edildiğinden, hesaplama yöntemine ilişkin istinaf haklı görülmemiştir.

HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;

İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/12/2021 tarih ve 2019/... Esas, 2021/... Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

  2. Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 4.027,00 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 1.006,75 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubuyla, bakiye 3.020,25‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

  3. Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

  4. Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,

  5. İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

  6. Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.28.02.2024

Başkan Üye Üye Katip

İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülendairesiAçılan)Tazminat(ÖlümözetiistinafdereceadanaveZararnedenleridavalıvekiliıslahkararınınCismanikesinilerihükümSebebiylenumarasımahkemesihukukcevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim