Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2022/2250
2024/2232
3 Ekim 2024
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2250 - 2024/2232
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/2250
KARAR NO : 2024/2232
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/05/2022
NUMARASI : ... Esas, ... Karar
DAVACI : ... -
VEKİLİ : Av.
DAVALI : ... -
VEKİLİ : Av.
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 03/10/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 03/10/2024
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 31/05/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 06/09/2019 tarihinde saat 22.00 sıralarında ... Mahallesi ... Caddesi istikametinde yürümekte iken, plakasını bilmediği beyaz renkli ... ... marka aracın müvekkiline çarpması sonucunda yaralandığını, bu kaza neticesinde ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Kurulu 27/12/2019 tarihli heyet raporuna göre müvekkiline %10 kalıcı maluliyet; 1,5 aya kadar da geçici iş görmezlik süresi meydana geldiğini, davalı yönünden 100,00 TL geçici iş görmezlik ve 100,00 TL kalıcı iş görmezlik olmak üzere şimdilik 200,00 TL maddi tazminat ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yanına bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH: Davacı vekili 12/01/2022 tarihli dilekçesi ile kalıcı iş göremezlik talebini 120.510,06 TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Önce sigortaya başvuru şartı kapsamında başvurunun usulüne uygun sayılabilmesi için hak sahiplerinin başvuru dilekçeleri ve ... Yönetmeliği'ne göre belirtilen belgelerle ...’na başvurmaları gerektiğini, ancak maluliyet raporunu, geçerli kaza tespit tutanağı sunmadığını, kaza ile illiyeti gösteren herhangi bir belge ibraz etmediğini, bu nedenle başvuru usulüne uygun sayılamayacak ve eldeki davanın usulden reddi gerektiğini,07.09.2019 tarihli şikayetten sonra şikayetçinin ekip aracıyla olay mahalline götürülmesi neticesinde, orada yapılan görgü tespitte şahısların iddia ettiği kaza ile ilgili herhangi bir iz ve emareye rastlanılmadığını, gören-bilen kimse ve kamera kaydı bulunmadığını, açıklanan nedenlerle davanın öncelikle usulden reddine mahkeme aksi kanaatteyse esastan reddini, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece davanın kısmen kabul ve kısmen reddine, sürekli iş göremezlikten kaynaklanan 120.510,08 TL maddi tazminatın 27.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının geçici iş göremezlik sebebine dayanan maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından başvuru şartının yerine getirilmediğini, hükme esas alınan kusur bilirkişi raporu tamamen soyut iddialara dayalı olarak hazırlanmıştır. işbu davada kusur tespitinin yapılmadığını, kazanın ne şekilde gerçekleştiği, davacının ne suretle malul kaldığı bir araç çarpmış ise kusurun kimde olduğunun belli olmadığını, hükme esas alınan maluliyet raporunun usul ve yasaya aykırı olup hükme esas alınan raporda TRH 2010 %1,8 teknik faiz uygulanması gerekirken prograsif rant tekniği (+- 10 iskonto) kullanılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, Güvence Hesabının temerrüde düştüğü tarihin yanlış yorumlandığını, davacının talepleri zamanaşımına uğradığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3 ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (maluliyet) maddi tazminat davasıdır.
İlk derece mahkemesince, davanın sürekli iş görmezlik talebi yönünden kabulüne, geçici iş görmezlik talebi yönünden reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili istinaf etmiştir.
Davalı vekilinin davacı tarafından usulüne uygun başvuru yapılmadığına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekili her ne kadar davacı tarafından yapılan başvurunun usulüne uygun olmadığını ileri sürmüş ise de, eldeki dosyaya baktığımızda davacı vekili tarafından davanın açılmasından önce davalıya kaza tespit tutanağı, soruşturma evrakı, tedavi evrakları, banka hesap bilgileri ile başvuru yapıldığı, davalı sigorta şirketi tarafından eksik olduğu belirtilen kesin rapor ve olayın trafik kazası olduğunu doğrulayan belge ve kayıt istendiği, davacı vekilinin başvurusunda olayın faili meçhul olduğu belirtilerek ilgili soruşturma dosyasının bildirildiği, buna rağmen davalı tarafından ödeme yapılmadığı bu durumda davalının iddiasının, davacının haklarının sürüncemede kalmasına yol açacak nitelikte olduğu, dosyada alınan maluliyet raporunun davalıya tebliğ edildiği, halen dahi ödeme yapılmamış olması da gözetildiğinde başvurunun sonuçsuz kaldığının kabulü ile anılan maddede düzenlenen dava şartı gerçekleştiğinden uyuşmazlığın esasına girilerek karar verilmesi yerinde olmakla bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin olayın gerçekleşme biçimine yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Türk Medeni Kanunun'un 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." 6098 sayılı TBK.nın zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. maddesinde, “Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.” düzenlemesi yapılmıştır.
Bu hale göre haksız fiilini bir türü olan trafik kazası nedeniyle yaralanmadan kaynaklanan zararın tazmini için açılan davada iddia olunan trafik kazasının varlığının ve varsa diğer araç sürücüsünün kusurunun iddia eden tarafından ispat edilmesi gerekir. Davacı tarafından öncelikle maddi vakıanın ispatı ve kazaya neden olan bir aracın mevcudiyeti ve kazada kazaya karışan araçların kusur oranları gibi hususların ispatı gerekir.
Somut olayda, davacı yaya ... 06.09.2019 tarihinde saat 22:00 sıralarında ... Caddesi istikametinde yürürken ... Büfe isimli iş yerinin önüne geldiğinde plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen beyaz renkli bir ... ... marka otomobilin çarpması neticesinde yaralandığını, kendi imkanları ile ... Devlet Hastanesine gittiğini iddia etmiştir. ... Devlet Hastanesinin 06.09.2019 tarihli saat 22:15'de tanzim edilen adli tıp raporuna göre davacıda ekimozlar ve kırıklar tespit edilmiştir. Davacı şikayet dilekçesinde kamera kayıtlarının bulunabileceği iş yerlerinin bildirmiş ancak emniyetçe yapılan araştırmada olay yerini gören kamera kayıtlarının bulunamadığı tespit edilmiştir.
Davacının adli tıp raporlarına göre, davacıda olay nedeniyle; "sırt ve vertebra bölgesinde, lomber vertebra bölgesinde ekimoz ve L3 vertebrada transvers proçes kırığı,L4 vertebrada transvers proçes kırığı" tespit edilmiş olup, kusur raporundaki olayın oluşuna göre davacıdaki yaralanmanın trafik kazası neticesinde oluşma ihtimali açıktır. Davacı olaydan hemen sonra ... Devlet Hastanesine gitmiştir. Davacıdaki yaralanmaya sebep olabilecek başka bir ihtimalin olduğuna dair dosya kapsamında bir delil bulunmamaktadır. Bu sebeple davacı trafik kazasının varlığının ispatlamıştır. Bu yönüyle davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
Davalı vekilinin hükme esas alınan kusur raporu ve kusur oranına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Somut olayda, davacı yaya ... 06.09.2019 tarihinde saat 22:00 sıralarında ... Caddesi istikametinde yürürken plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen beyaz renkli bir ... ... marka otomobilin çarpması neticesinde yaralamalı trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmıştır.
Mahkemece trafik bilirkişisi ...'dan alınan 04/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda; plakası, markası ve sürücüsü tespit edilemeyen firari otomobil sürücüsünün kazada %100 (yüzde yüz) oranında asli kusurlu olduğu ve yaya ...' ın kazaya etken kural ihlalinin olmadığı bildirilmiştir.
Davalı vekilinin kusur bilirkişi raporuna itirazı üzerine ... ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 07/04/2022 tarihli raporda, davacı yaya ...'ın kusursuz olduğu, davacıya çarpıp kaçan plakası tespit edilemeyen aracın sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir. Raporlar birbiriyle ve olay ve oluşla uyumlu olup mahkemece hükme esas alınmasında bir yanlışlık bulunmamaktadır. Davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
Davalı vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporu ve maluliyet oranına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Yargıtay 17. ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü iptali kararından sonra dahi vermiş olduğu yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Buna göre, 11/10/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemeleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu 01/09/2013 ile 01/06/2015 tarihleri arasındaki kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve 20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/6247 E - 2021/9135 K; 2021/5898 E - 2021/8467 K; 2021/4501 E - 2021/7401 K sayılı kararları)
Açıklamalar ışığında eldeki dosyaya baktığımızda, kaza tarihi 06.09.2019 olup mahkemesince hükme esas alınan 30.06.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 06.09.2019 tarihinde yürürlükte bulunan "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik" hükümleri çerçevesinde düzenlendiği, davacının bizzat muayenesinin yapılarak ve son film-grafileri ile tedavi evrakları incelenmek sureti ile raporun hazırlandığı, buna göre davacının geçirmiş olduğu kaza sonucu beden gücünün % 10'unu kaybettiği, geçici iş göremezlik süresinin de 1,5 aya kadar olduğu belirlenmiştir. Alınan maluliyet raporu ile davacı tarafça dosyaya sunulan ... Üniversitesi Tıp Fak. Adli Tıp ABD tarafından düzenlenen 27/09/2019 tarihli rapor uyumludur. Davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin hükme esas alınan hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanılması içtihat edilmiştir.( Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 Esas, 2021/1848 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 14.01.2021 tarih ve 2020/2598 Esas, 2021/34 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 22.12.2020 tarih ve 2019/5206 Esas, 2020/8874 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21/06/2021 gün ve 2021/ 2457 esas ve 2021 / 3304 karar sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/13625 esas ve 2022/8912 karar sayılı 16/06/2022 günlü kararı)
İlk derece mahkemesi tarafından hükme esas alınan 31.01.2022 tarihi hesap bilirkişi raporu incelendiğinde bilirkişinin davacının zararın belirlenmesine ilişkin olarak “TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanıldığı”na ilişikin tespitler ile davacının zararının belirlenmesi yerinde görülmüştür.
Davalı vekilinin temerrüte düşmediğine yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.
Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9.gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde yada başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı sigorta şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir. Yerleşik yargıtay içtihatlarına göre ... yönünden ise; 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren ödemesi gerekmekte olup, davalının temerrüte düştüğü kabul edilir. Somut olayda, davacı vekili dava açılmadan evvel davalıya KTK 99. md.sine göre usulüne uygun şekilde 16.09.2019 tarihinde başvuruda bulunduğu, davalının temerrüdünün bu tarihte gerçekleştiği ancak mahkemece 8 iş günü sonrasının esas alındığı, dolayısıyla mahkemece belirlenen tarihin davalı lehine olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin davacının talebinin zamanaşımına uğradığına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
2918 sayılı KTK.nin 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." denilmektedir.
Aynı kanunun 109/2. maddesinde ise, "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda açıklandığı gibi 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi gereğince davacının trafik kazası neticesinde yaralanmış olduğu anlaşılmakla olayda ceza zamanaşımı dikkate alınacaktır. Bu durumda 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 89 ve 66. maddeleri nazara alındığında 8 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınmalıdır.
Bu açıklamalara göre, kazanın 06.09.2019 tarihinde meydana geldiği, 2918 sayılı sayanın 109/2. maddesi ve 5237 sayılı sayanın 89 ve 66. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde 8 yıllık zamanaşımı süresinin 06.09.2027 tarihinde dolacağı, davanın ise 06.07.2020 tarihinde zamanaşımı süresi dolmadan açılmış olduğu göz önüne alındığında davada zamanaşımı söz konusu değildir.
HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 31/05/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 8.232,04 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 2.058,03 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 6.174,01 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
-
Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.03/10/2024
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15