Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2022/2240
2024/2231
3 Ekim 2024
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2240 - 2024/2231
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/2240
KARAR NO : 2024/2231
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/05/2022
NUMARASI : ... Esas, ... Karar
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI : ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ -
VEKİLİ : Av.
DAVA : Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ : 03/10/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 03/10/2024
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/05/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 28/01/2013 tarihinde meydana gelen kaza sonucu yaralanarak sakat kaldığını, kazaya karışan ... plaka sayılı kamyonetin davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğunu, meydana gelen kazada müvekkilinin herhangi bir kusurunun olmadığını belirterek 100,00 TL maddi tazminat tutarının temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH: Davacı vekili 01/03/2022 tarihli dilekçesi ile dava değerini 176.650,15 TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, davacı tarafın meydana gelen kazada yolcu konumunda olduğunu ve emniyet kemeri takmak gibi gereken önleyici tedbirleri almayarak somut olayda müterafik kusuru mevcut olduğunu, müterafik kusur indirimi yapılmasını, yine davacının sigortalı kazaya karışan araçta yolcu konumunda bulunması ve gereken tedbirleri almayarak yaralanmasından dolayı somut olayda hatır taşımacılığının söz konusu olduğunu hesaplama yapılırken bu hususların da değerlendirilmesini, raporların Adli Tıp Kurumundan alınması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece davanın kabulü ile, 3.177,46 TL geçici iş göremezlikten kaynaklı, 173.472,69 TL kalıcı iş göremezlikten kaynaklı olmak üzere toplam 176.650,15 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 26/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (225.000,00 TL poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; kazanın açık bir şekilde iş kazası olduğunu, kazanın iş kazası olduğu düşünüldüğünde müvekkil sigorta şirketinin meydana gelen kazanın iş kazası olması sebebiyle herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, yerel mahkeme tarafından aldırılan bilirkişi hesap raporunda davacıya bağlanacak olan peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerekirken peşin sermaye değeri düşülmeden yapılan hesaplamanın hukuka aykırılık oluşturduğunu, müvekkili sigorta şirketi tarafından davacı ...'a müvekkil sigorta şirketi tarafından 02.03.2018 tarihinde 20.692,86 TL maddi tazminat ödemesi yapıldığını, kusur raporları arasında çelişki olduğunu ve bunun giderilmediğini, alınan aktüerya raporunun hatalı olduğunu ve TRH 2010 yaşam tablosu çerçevesinde aktüeryal olarak yapılması gerektiğini, hesaplamada progresif rant yönteminin kullanılmasının hatalı olduğunu, hesaplama yapılırken herhangi bir hesap tablosu oluşturulmaması sebebiyle de raporun denetlenemediğinin açık bir şekilde anlaşıldığını bu nedenle yeniden bilirkişi aktüer raporu alınması gerektiğini belirterek kararı istinaf etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50 ve 56. maddeleri kapsamında trafik kazasına dayalı kalıcı ve geçici maluliyetten kaynaklanan maddi tazminat davasıdır.
İlk derece mahkemesinde taraf teşkili sağlanarak yapılan yargılamada; davacının kalıcı ve geçici maluliyet tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davalı vekilinin davanın iş kazası olduğu ve ZMS poliçesinin iş kazası riskini karşılamadığına yönelik istinafı yönünden:
2918 Sayılı KTK'nun 85 /1 maddesinde; " Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar."
Aynı maddenin 5. fıkrasında ise; "İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." hükmü yer almaktadır.
KTK'nun 91/1 maddesi ise " İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur." hükmü yer almaktadır.
Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda davacının davalıya ZMS ile sigortalı araçta yolcu olduğu, her ne kadar davacının aracın işleteni firmanın işçisi olduğu ve firmanın işi için araçta bulunduğu açıksa da davalı Sigorta şirketinin davacının yaralanmasına neden olan ... plakalı aracın ZMMS poliçesini düzenleyen sigorta şirketi olması nedeni ile KTK 91 maddesi gereğince yasa gereği müteselsil sorumlu olduğu, davanın görevli asliye ticaret mahkemesine açıldığı, nitekim davalı sigorta şirketi tarafından ZMS kapsamında davacıya ödeme yaptığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinafı yerinde bulunmamıştır.
Davalı vekilinin kusur raporuna yönelik istinafı yönünden:
Mahkemece alıanan 10/07/2018 tarihli kusur raporunda, "şayet sürücü ve yolcular tarafından beyan edilen ... marka ... tipinde aracın sol gerisinden gelen akımı kontrol etmeksizin sola kontrolsüz manevra ile sollama yaptığını kamera ile tespiti halinde, kaza mahallinden ayrılan bu sürücünün araç manevralarını düzenleyen kurallar konulu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 67. Maddesinin A bendinde yer alan 'Sürücülerin, taşıt yolunun sağına veya soluna yanaşırken, sağa veya sola dönerken, karayolunu kullananlar için tehlike doğurabilecek ve bunların hareketlerini zorlaştıracak şekilde davranmaları yasaktır.' kuralını ihlal edeceğinden bu kazanın meydana gelmesinde asli, tam ve %100 ( yüzde yüz ) oranında kusurlu olacağı; şayet kazanın kamera ile tespitinin mümkün olmaması halinde sürücü ..., araç manevralarını düzenleyen kurallar konulu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 67. Maddesinin A bendinde yer alan 'Sürücülerin, taşıt yolunun sağına veya soluna yanaşırken, sağa veya sola dönerken, karayolunu kullananlar için tehlike doğurabilecek ve bunların hareketlerini zorlaştıracak şekilde davranmaları yasaktır.' kuralını ihlal edeceğinden bu kazanın meydana gelmesinde asli, tam ve %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu belirtmiştir.
İtirazlar üzerine dosya ... Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığına gönderilmiş, ... Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı 14/02/2019 tarihli raporunda; "birinci halde, (sürücü ...'ın ve yolcularının ifadesinde belirttiği beyaz renkli ... marka aracın kendisini sıkıştırmadığının kabulü halinde) sürücü ...'ın %100 kusurlu olduğu, sürücü ...'ın kusursuz olduğu, ikinci halde, (sürücü ...'ın ve yolcularının ifadesinde belirttiği beyaz renkli ... marka aracın kendisini sıkıştırdığının kabulü halinde) sürücü ...'ın %50 oranında kusurlu olduğu, kimliği tespit edilemeyen sürücü yönetimindeki beyaz renkli ... marka aracın sürücüsünün de %50 oranında kusurlu olduğu" belirtilmiştir.
Mahkemece kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla dosya Karayolları Fen Heyetinde görevli kusur konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi heyetine gönderilmiş, alınan 01/09/2021 havale tarihli bilirkişi heyeti raporunda; "davacı ... Sigorta Şirketi'ne sigortalı, davacı ...'ın yolcu olarak bulunduğu ... plakalı kamyonetin dava dışı sürücüsü ...'ın meydana gelen olayda %100 oranında kusurlu olduğu" belirtilmiştir. Mahkemece bu rapor hükme esas alınmış olup raporun dosya kapsamı ve olay ve oluşla uyumlu olduğu görülmüştür. Davalı vekilinin kusur raporuna yaptığı itiraz bu nedenle yerinde değildir.
Davalı vekilinin aktüerya raporuna yönelik istinafı yönünden:
Hükme esas alınan aktüer raporunun Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı, Danıştay 8. Dairesinin 2020/5413 sayılı dosyasında ZMMS genel şartlarının bazı maddelerine ilişkin verilen yürütmeyi durdurma kararı sonucu oluşan Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin kararları ile uyumlu şekilde TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemi kullanılmak sureti ile hazırlandığı, davacıya SGK tarafından rücuya tabi ödemenin yapılmadığının tespit edildiği, davacıya davalı tarafından 02.03.2018 tarihinde yapılan 20.692,86 TL ödemenin rapor tarihine göre güncellendiği, raporun denetime açık ve usul ve yasaya uygun oyduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/05/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 12.066,97 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 3.017,75 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 9.049,22 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
-
Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.03/10/2024
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15