SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/2075

Karar No

2024/2145

Karar Tarihi

17 Eylül 2024

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2075 - 2024/2145

T.C.

ADANA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/2075

KARAR NO : 2024/2145

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN :

ÜYE :

ÜYE :

KATİP :

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 04/02/2020

NUMARASI : ... Esas, ... Karar

DAVACI :

VEKİLİ : Av.

DAVALILAR : 1-

VEKİLLERİ : Av.

DAVA : Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat

KARAR TARİHİ : 17/09/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 25/09/2024

... Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/02/2020 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 24/06/2009 tarihinde sigortası bulunmayan malikinin davalı ..., sürücüsü ... olan ... plaka sayılı aracın şerit ihlali yapması sonucu meydana gelen trafik kazası sonucunda müvekkili davacının yaralandığını, ... Devlet Hastanesinde tedavi gördüğünü, kazanın davalı sürücü ...'un kusurlu hareketleri sonucu meydana geldiğini, müvekkilinin tedavisinin halen devam ettiğini, sakat kaldığını, ömür boyunca artık eskisi gibi ihtiyaçlarını karşılayamayacak ve eskisinden daha fazla efor sarf etmek zorunda kalacağını, psikolojisinin bozulduğunu, kaza nedeniyle çok büyük acı çektiğini belirterek davanın kabulü ile 80.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahlisi ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, kazanın 24/06/2009 tarihinde meydana geldiğini, davanın 18/06/2019 tarihinde ikame edildiğini, zamanaşımı süresinin dolduktan sonra açıldığını, 2 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığını, davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gerektiğini, görev yönünden itirazlarının olduğunu davacının müvekkili davalı şirkete başvuru yaptığını, başvuru neticesinde 25/05/2011 tarihinde 12.350,00 TL maluliyet tazminatı ödendiğini, davacı tarafından 13/05/2011 tarihli ibraname imzalandığını, ek tazminat talep edilmesine rağmen bu konuda müvekkili kuruma her hangi bir başvuru yapılmadığını, davacı tarafa ait tedavi giderlerine ilişkin olarak yapılan başvuru neticesinde 5.787,82 TL, 11/02/2010 tarihinde ... Üniversitesi ... Hastanesine edindiğini, dava konusu kaza nedeniyle davacıda meydana gelen maluliyet oranının ve tarafların kusur oranlarının Adli Tıp Kurumundan alınacak rapor ile belirlenmesi gerektiğini, müvekkili kurumun sorumluluğunun ... plaka sayılı aracın kusuru ile sınırlı olduğunu, açılan davayı kabul etmediklerini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar ... ve ... vekilleri cevap dilekçesinde özetle; ... tarafından davacıya 2011 tarihinde 12.350,00 TL tazminat ödendiğini, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 111. maddesi 2. fıkrasına göre 2 yıllık hak düşürücü süre geçtiğini, ... tarafından müvekkilleri aleyhine ... 1. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takibi ile ödenen 12.350,00 TL zarar ve 06/06/2011 tarihine kadar işlemiş faiz talep edildiğini, müvekkilleri davalıların bu tutarı ödediğini, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas ... karar sayılı ilamı ile de hüküm altına alındığını, taraflar arasında ibraname düzenlendiğini, davacı tarafından talep edilen maddi ve manevi tazminat alacağının zamanaşımına uğradığını, açılan davayı kabul etmediklerini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece maddi tazminat davası yönünden; a) Davacının davalı sigorta şirketi yönünden açtığı davanın hakdüşürücü süre nedeniyle reddine, b) Davacının davalı asiller yönünden açtığı davasının zamanaşımı nedeniyle reddine; Manevi tazminat davası yönünden; davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; Türk Ceza Kanunu’nda belirtilen zamanaşımı süreleri Türk Borçlar Kanunu’nun 72/1. maddesinde belirtilen süreden daha uzun olması sebebiyle yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, failin öğrenilmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiği ve bu tarihten sonra davacıda gelişen bir zararın olduğuna dair dosya kapsamında mevcut bir sağlık raporunun bulunmaması karşısında iki yıllık zamanaşımı süresinin baz alınması gerektiğini, ancak yerel mahkeme tarafından bu hususta müvekkilinde gelişen bir zararın olup olmadığı ve dava konusu kaza nedeniyle tedavi ve iyileştirme süresince “tıbbi anlamda” iyileşmesi için geçmesi gereken süre zarfında “tam iş göremez” olduğu ve “maluliyetlik” durumu alınacak rapor ile görülebilecekken tüm bu hususların araştırılmadan, incelenmeden ve değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu belirterek usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi ve manevi tazminat davasıdır.

İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.

Zamanaşımı hakkın dava edilebilirliğini ortadan kaldıran ve süresinde ileri sürüldüğünde incelenebilen bir dava engelidir. Davalılar iki haftalık cevap verme süresi içinde ayrı ayrı verdikleri dilekçeler ile dava konusu kazanın meydana geldiği tarih dikkate alındığında alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını ileri sürmüş ve bu nedenle hem maddi hem manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmişler, ayrıca davalı ... vekilince 2918 Sayılı KTK'nun 111/2 maddesine göre hak düşürücü sürenin geçmiş bulunduğu, buna göre davanın reddine dair karar verilmesi talebinde bulundukları görülmüştür.

2918 sayılı KTK'nun 111. maddesinde; “Bu kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına dair olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir,” şeklinde olup, bu süre hak düşürücü süredir. Davacının, kendisine yapılan ödeme neticesinde davalı ... ile koşulsuz ve şartsız 13/05/2011 tarihli ibraname tanzim etmiş olduğu, buna ilişkin 2 yıllık süre dolduktan sonra söz konusu davanın açılmış olduğu, dava konusu olayda gelişen durumun varlığına yönelik herhangi bir iddianın da bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle hak düşürücü sürenin dolduğu anlaşılmaktadır.

Öte yandan, olay tarihi itibariyle uygulanması gereken TBK'nın, 72. maddesinde haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararın tazmini istemi ile açacağı davaların, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir.

Buna karşılık, 2918 sayılı KTK.nin 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." denilmektedir. Aynı kanunun 109/2. maddesinde ise, "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.

Davaya konu trafik kazası sonucunda davacı malul olacak derecede yaralanmış olup, eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 Sayılı TCK'nun TCK 89 ve 66/1-e maddelerine göre öngörülen ceza zamanaşımı süresi 8 yıldır.

Dosya kapsamı incelendiğinde, davalı ... tarafından 25/11/2011 tarihinde davacıya 12.350,00 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.

2918 sayılı KTK zaman aşımı başlıklı 109. Maddesi "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.

Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.

Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır.

Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar.

Diğer hususlarda, genel hükümler uygulanır." şeklindedir. Davaya konu trafik kazası 24/06/2009 gününde meydana gelmiştir. Davacı kendisinin yaralanmasına sebebiyet veren tazminat yükümlüsünü ve kaza nedeni ile yaralanmış olduğunu, bu tarihte öğrenmiş bulunmaktadır. Dolayısı ile 2 yıl içinde söz konusu tazminat davasını açması gerekmektedir. Lakin davacının yaralanması aynı zamanda cezayı gerektiren bir fiil olduğundan, 2918 sayılı yasanın 109/2 maddesi nedeni ile ceza zaman aşımı dikkate alınacaktır. Bu durumda 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 89 ve 66 maddeleri nazara alındığında 8 yıllık zaman aşımı süresi dikkate alınmalıdır. Davacının 8 yıllık zaman aşımı süresi içinde dava açması gerektiği halde bu sürenin dolmuş olduğu 24/06/2017 tarihinde davacı davasını açmamış, dava bu zaman aşımı süresi dolduktan sonra 18/06/2019 gününde açılmıştır.

Öte yandan (6098 sayılı borçlar kanununun 154 md.si) kaza tarihinde yürürlükte olan 818 sayalı BK 133/1 md.si göre " Aşağıdaki hallerde müruru zaman katedilmiş olur:

1 - Borçlu borcu ikrar ettiği, hususiyle faiz veya mahsuben bir miktar para veya rehin yahut kefil verdiği takdirde...." hükmü dikkate alındığında, davacının bedensel zarara uğramasıyla sonuçlanan kazanın 24/06/2009 tarihinde gerçekleştiği; 2 yıllık zamanaşımı süresi henüz dolmadan davalı ... tarafından davacıya 25/05/2011 tarihinde 12.350,00 TL kısmi ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.

Davalı ... tarafından davacıya 25/05/2011 tarihinde yapılan 12.350,00 TL'lik kısmi ödeme nedeni ile BK'nun 133/2. maddesi gereği, zaman aşımı süresi kesilmiş ve zaman aşımı süresi yeniden işlemeye başlamıştır. Bu noktada dikkat edilmesi gereken konu kesilen zaman aşımı süresinin ne kadar süre ile işlemeye devam edeceği husunun tespiti gerekmektedir. Davalı tarafından davacıya 25/05/2011 gününde kısmi ödeme yapılmış olduğuna göre davacı KTK 109 maddesi gereğince artık zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenmiş durumdadır, bu itibarla 2 yıllık zaman aşımı süresinin yeniden işlemeye başlaması gerekmekte ve davacı tarafından 2 yıllık süre içinde bu davanın açılması gerekmektedir. Buna rağmen davacı tarafından 18/06/2019 tarihinde dava açılmış olduğundan, dava tarihi itibari ile zaman aşımı süresinin dolmuş olduğu anlaşılmıştır. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/5562 esas ve 2022/16630 karar)

Davacı vekili maluliyet raporunun alınıp tebliğ edilmediğinden zaman aşımı süresinin başlamadığını ileri sürmüştür. Uyuşmazlık; zamanaşımının hangi tarihten itibaren başlayacağı noktasında toplanmaktadır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/21-1081 Esas - 2020/28 Karar; 2018/21-523 Esas; 2019/70 Karar; 2015/21-2925 Esas - 2019/277 Karar sayılı kararlarında ve benzer yöndeki Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/19034 E - 2019/7783 K; 2016/8368 E; 2019/2897 K; 2017/5596 E - 2018/8723 K sayılı kararlarında,

".....iş kazası hâlinde zamanaşımının başlangıç tarihi kural olarak iş kazasının meydana geldiği tarihten itibaren işleyecektir. Ancak bedensel zararda değişen ve gelişen bir durum varsa, bu gelişmenin son bulduğu, en son kontrol kaydından sonra işgöremezlik oranının kesinleştiği tarih on yıllık sürenin başlangıcı olacaktır (Güneren, s. 1268; Çelik, s. 584).

Buna karşılık, ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde sonradan değişme eğilimi gösteriyor, kısaca zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise, artık, “gelişen durum” ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler (zarardaki değişme) söz konusu olacaktır. Böyle hâllerde, zararın kapsamını belirleyecek husus gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olamayacağı için zamanaşımı süresi bu gelişen durumun durduğunun veya ortadan kalktığının öğrenilmesiyle birlikte işlemeye başlayacaktır.

Önemle belirtilmelidir ki, burada sözü edilen “gelişen durum” kavramı uygulamada çoğu kez yanlış anlaşıldığı şekilde, doğan zararın kapsamının zarar görence tam olarak öğrenilmesinin herhangi bir nedenle geciktiği (örneğin, buna ilişkin bilirkişi raporunun geç alındığı) durumlara ilişkin olan, böylesi bir durumu ifade eden bir kavram değildir. Başka bir anlatımla, gelişen durum kavramı salt zarar doğuran işlem ya da eylemin sonuçlarının gelişmesini ve bu nedenle zarar görenin bu konularda bilgi sahibi olabilmesinin zorunlu olarak bu gelişmenin tamamlanacağı ana kadar gecikmesini ifade eder (Hukuk Genel Kurulunun 06.11.2002 tarihli ve 2002/4-882 E., 2002/874 K.; 10.06.2015 tarihli ve 2014/21-282 E.,2015/1548 K.; 01.03.2017 tarihli ve 2014/21-2372 E., 2017/379 K. sayılı kararları).

Nitekim tüm bu hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.02.2019 tarihli, 2018/21-523 E., 2019/70 K. sayılı kararında da aynen benimsenmiştir......

Sonuç itibariyle dava konusu iş kazasının gerçekleştiği 29.04.2000 tarihinde zarar ortaya çıkmış olup sonrasında değişen ve gelişen bir durum bulunmadığından zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi iş kazasının meydana geldiği 29.04.2000 tarihi olarak kabul edilmelidir. Buradan varılacak sonuca göre davacı vekilinin 23.02.2011 tarihinde ıslah dilekçesiyle talep ettiği tazminat miktarı yönünden zamanaşımı gerçekleştiğinden bu talebinin reddine karar verilmesi gerekmektedir." denmiştir. Bu karar dikkate alındığında zaman aşımının başladığı tarih, raporun alındığı, maluliyet oranının öğrenildiği tarih değil, öğrenilebileceği tarih olduğu açıktır. Bu nedenlerle açılan davada davacı vekilinin zaman aşımına ve hak düşürücü süreye ilişkin istinaf taleplerinin reddi gerekmiştir.

HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;

İlk derece mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, yerel mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

  2. Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı peşin ve tam olarak alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

  3. Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

  4. Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,

  5. İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

  6. Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; davalı ... yönünden KESİN; Davalılar ... ve ... yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361.maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk derece Mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay İlgili Hukuk dairesinde nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.25/09/2024

Başkan

Üye

Üye

Katip

İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenTazminatözetiistinafAçılandereceadanamahkemesiZararnedenlerivekilikararınınvekilleriCismanikesinilerihükümSebebiylenumarasıdairesihukukcevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim