Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2022/2039
2024/2137
24 Eylül 2024
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2039 - 2024/2137
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/2039
KARAR NO : 2024/2137
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/09/2021
NUMARASI : ... Esas, ... Karar
DAVACILAR : 1-
VEKİLİ : Av.
DAVALI : 1- ... -
VEKİLİ : Av.
DAVALI : 2- ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ -
VEKİLLERİ : Av.
DAVALI : 3- ... -
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 24/09/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/09/2024
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 17/09/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 01.06.2016 tarihinde, sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı ... marka aracın ... köyü (mahallesi) Batı köprüsü yönünden ... Bulvarı istikametine seyrederken, maliki müvekkili ..., sürücüsü ... olan ... plakalı ... marka araca, aynı il, ilçe ve köy, ... bulvarı istikametin Batı köprüsü istikametine kendi şeridinden giderken ... Restoranda 50 metre kadar kala sol ön kısımlarına çarptığını, çarpma sonucu sürücü müvekkili ... ve yolcu müvekkili ...'ın yaralandığını, araç da sol ön kısımdan büyük hasar aldığını, kullanılmayacak hale geldiğini, ... C.Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyasına intikal eden olayın .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyada davaya dönüştüğünü, bu dosyada yargılanan ...'in tam kusurlu bulunduğunu, mahkemedeki beyanlarında kazaya uğrayan aracı yaptırma sözü veren ...'in bu sözünü yerine getirmediğini, olayda büyük şok yaşayan müvekkillerinin bedeni zarar (kırıklar, ezilme nedeniyle vs) acıları yanında, hala büyük korku psikolojik sorunlar yaşadıklarını belirterek ... aracı büyük zarar gören müvekkili ... için 9.500,00-TL'si araç hasar bedeli, 500-TL'si değer kaybı olmak üzere toplam 10.000-TL maddi tazminat, yaşanan korku, bedeni ve psikolojik travma nedeni ile sürücü ... için 2.000-TL, yaralanan yolcu ... için 4.000-TL olmak üzere toplam 6.000-TL maddi tazminat talep ettiklerini beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ISLAH: Davacı vekili 05.11.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle; hasar bedeli talebini 16.000,00-TL, değer kaybı talebini ise 3.255,98-TL'ye ıslah etmiştir.
CEVAP: Davalı ... cevap dilekçesinde; kazaya sebebiyet verildiği iddia edilen aracın olay günü kendisinden çalındığını, sürücü davalı ... ve arkadaşlarının yolunu kestiğini, kendisini korumak için üzerinde bulundurduğu silahı çekerek havaya ateş edip ormana kaçtığını, arkasından bu kişilerin de kendisine silahla ateş ettiklerini, bir süre sonra aracının yanına döndüğünde aracının yerinde olduğunu ve polise haber verdiğini, aracın çalınmasında herhangi bir kusurunun olmadığını, aracının ... ve arkadaşları tarafından çalındığı halde yapmış olduğu kazadan sorumlu olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde; kazaya karışan söz konusu aracın müvekkili şirket nezdinde sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece davanın kısmen kabulü ile maddi tazminat yönünden; davacı ... yönünden 9.500,00 TL pert bedelinin kazanın meydana geldiği 01.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan ...'den alınarak davacıya ödenmesine, davacı ... yönünden; davacının değer kaybı talebinin reddine, davacı ... yönünden; davalılardan ... ve ... ... Sigorta A.Ş. yönünden açılan davanın reddine, manevi tazminat Yönünden; davacılardan ... yönünden 1.500,00 TL, davacılardan ... yönünden 3.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan ...'den alınarak davacıya ödenmesine, davacılardan ... yönünden davacının ... ve ... ... Sigorta A.Ş yönünden açmış olduğu manevi tazminat talebinin reddine, davacılardan ... yönünden davacının ... ve ... ... Sigorta A.Ş yönünden açmış olduğu manevi tazminat talebinin reddine, davacıların manevi tazminat yönünden fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece müvekkillerinin taraf olmadığı ceza dosyasından verilen HAGB kararı dikkate alınarak aleyhe hüküm kurulduğunu, mahkemece 16.10.2018 tarihli bilirkişi raporuna karşı yeniden keşif yapılıp rapor alınması veya ek rapor alınması talepleri olmamasına rağmen resen ikinci bir bilirkişiye tevdiine karar verilmesinin usulen hatalı olduğunu, kazanın meydana geliş şekli, yaşanılan korku ve çekilen ızdırap dikkate alındığında hükmolunan manevi tazminatın çok düşük olduğu, ayrıca yerel mahkeme kararının yargılama giderleri ve tayin edilen vekalet ücretleri yönünden de hatalı olduğunu, vekil ile temsil edilmeyen davalı ... lehine 4.080,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi ve sigorta poliçesine göre manevi tazminattan yasal sorumluluğu olmayan davalı sigorta lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davanın ıslah talepleri doğrultusunda kabulü ile yargılama giderlerinin tüm davalılara sorumluluk oranlarına göre paylaştırılması gerektiğini belirterek usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talebi ile hasar ve değer kaybı talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili istinaf etmiştir.
Davacılar vekilinin davalı ... plakalı aracın işleten ve sigortacısının sorumluluğunun devam ettiğine yönelik istinafı yönünden:
İlk derece Mahkemesi davalı ... plakalı aracın çalındığı gerekçesiyle aracın işleten ve sigortacısının sorumlu olmadığına karar vermiş, davacı vekili ortada zaruret halinin bulunduğunu ve bu nedenle olayın hırsızlık olarak kabul edilemeyeceğini, dolayısıyla aracın işleten ve sigortacısının sorumluluklarının devam ettiğini iddia etmiştir.
KTK'nın "Çalınan veya gasbedilen araçlarda sorumluluk" başlıklı 107. Maddesinde; "Bir motorlu aracı çalan veya gasbeden kimse işleten gibi sorumlu tutulur. Aracın çalınmış veya gasbedilmiş olduğunu bilen veya gereken özen gösterildiği takdirde öğrenebilecek durumda olan aracın sürücüsü de onunla birlikte müteselsilen sorumludur. İşleten, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerden birinin, aracın çalınmasında veya gasbedilmesinde kusurlu olmadığını ispat ederse, sorumlu tutulamaz. İşleten, sorumlu olduğu durumlarda diğer sorumlulara rücu edebilir. Aracın çalındığını veya gasbedildiğini bilerek binen yolculara karşı sorumluluk, genel hükümlere tabidir." şeklinde belirtilmektedir.
Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, 2918 sayılı KTK'nin 107. maddesi uyarınca, işletenin sorumluluktan kurtulabilmesi için aracın sadece çalındığını kanıtlaması yetmemekte, bununla birlikte çalmanın önlenmesi bakımından olağan, makul, uygulanabilir türden gerekli tüm önlemlerin yerine getirildiği halde, çalmanın önüne geçilemediğini de kanıtlaması gerekmektedir.
İşletenin kusurlu sayılmaması için, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin aracın gözetimi yönünden gerekli tedbirleri almış olması gerekir. İşleten ve fiillerinden sorumlu olduğu kişiler tarafından aracın kapı ve camlarının kapatılmış olması, kontak anahtarının araç üzerinde veya kolayca elde edilebilecek bir yerde bırakmaması, sürücü ve yardımcıları seçmede, talimat vermede, denetlemede, her türlü özeni gösterdiği hususlarının ispat edilmesi gerekmektedir. (Yargıtay 17. HD'nin 29/03/2016 tarih ve 2016/284 E, 2016/3987 K sayılı ilamı)
Somut olayda, her ne kadar işleten olarak ... ve ... plakalı aracın sigortacısı sorumlu olarak görünmekte ise de, ... Asliye Ceza ... . Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı dosyasında, sanık ... ile sanık ...'in mağdur ...'e ait ... plakalı aracın ...'nin rızası dışında alınması nedeni ile hırsızlık suçunun işlendiği kabul edilerek sanık ... hakkında mahkumiyete karar verildiği, verilen kararın 18.01.2017 tarihinde kesinleştiği, her ne kadar HAGB kararı kesin hüküm teşkil etmese de dosya kapsamına göre davalı ... ve dava dışı ...'ın davalı ... ile dava dışı ... arasındaki silahla yaralama hadisesi gerçekleştikten sonra olay yerine geldikleri, davalı ... tarafından davalı ... ve dava dışı ...'a yönelen bir tehdit olmadığı, davalı ...'nin kendi beyanına göre korktuğu için bu şahıslara değil havaya ateş ettiği, bu şahısların ...'ın azmettirmesi ile davalı aracı alıp götürdükleri, davalı ... ve dava dışı ...'ın davalı ...'nin aracını alıp götürmeleri için bir zorunluluk bulunmadığı, kaldı ki kaza olay yerinde değil olay yerinden uzaklaştıktan sonra şehir merkezinde gerçekleştiği, davacı vekilinin iddia ettiği gibi aracın ilk alınma anında zaruret hali bulunduğu düşünülse dahi, davalı ...'in olay yerinden uzaklaştıktan sonra kazaya sebebiyet verdiği, ayrıca zaruret hali cezasızlık hali olup davalı ...'nin aracının çalındığı ve işleten sıfatının ve işleten sorumluluğunun kaybolduğu, sonuç olarak davalı ...'nin aracının çalındığı ve çalınma hadisesi için davalı ...'nin bir kusuru ya da ihmali bulunduğunun kabul edilemeyeceği, hırsızlık suçu sabit olan ...'in işleten sıfatını kazandığı, ...'in işleten ve araç sürücüsü sıfatıyla sorumlu olduğu, bu sebeple davalı ...'in sorumlu olmadığı, işletenin sorumlu tutulamadığı yerde sigorta şirketinin sorumluluğunun da bulunmadığı anlaşıldığından davacılar vekilinin bu yöne yönelik istinaf talebi kabul edilmemiştir.
Davacılar vekilinin 16.10.2018 tarihli bilirkişi raporuna karşı yeniden keşif ve ek rapor alınması talebi olmamasına rağmen resen yeniden keşif yaparak ek rapor almasının usul ve yasaya aykırı olduğuna yönelik istinafı yönünden:
İlk derece mahkemesince 13.09.2018 tarihli celsede davacının maddi tazminat talebi yönünden bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş ve bilirkişi tarafından 16.10.2018 tarihinde bilirkişi raporu sulunmuştur. Rapor taraflara tebliğ edilmiş rapora karşı davalı taraftan bir itiraz yapılmamıştır. Davacı vekili rapora itiraz edilmemesi üzerine 05.11.2018 tarihinde ıslah dilekçesini sunmuştur. Mahkeme talep olmamasına rağmen 07.03.2019 tarihli celsede yeniden rapor alınmasına karar vermiştir. Bu karar uyarınca alınan rapora da davalı taraf itiraz etmemesine rağmen mahkeme 03.03.2020 tarihli celsede ek rapor alınmasına karar vermiştir.
Bilirkişi raporuna itiraz etmeyen taraf yönünden raporun kesinleşeceğine yönelik Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 05/06/2017 gün ve 2016/801 E.-2017/9091 K. Sayılı kararında özetle; "...Davanın taraflarınca itiraz edilmeyen uzman bilirkişi raporu her iki taraf yönünden de kesinleşir ve kesinleşen rapor hakimi de bağlar. Taraflardan birinin rapora itiraz etmesi, diğer tarafın itiraz etmemesi halinde ise rapor itiraz etmeyen taraf yönünden kesinleşir ve itiraz eden taraf yararına usuli kazanılmış hak doğar. Bu ilkenin sonucu olarak, itiraz üzerine yeniden yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda verilen raporun önceki rapora göre itiraz eden taraf aleyhine olması halinde, kazanılmış hak ilkesi dikkate alınarak önceki raporda belirtilen kusur oranı, zarar miktarı vs. esas alınarak hükmedilecek miktar belirlenir. İlk rapora itiraz etmeyen ve o raporda belirtilen miktarlara razı olan tarafın lehine olacak şekilde sonraki rapora göre karar verilemez..."
Aynı yöndeki Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 23/10/2017 gün ve 2015/3253 E.-2017/9419 K. Sayılı kararında özetle; "...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281/1. maddesinde; "Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler" düzenlemesine yer verilmiştir. Usulüne uygun biçimde raporun tebliği üzerine, rapora itiraz hakkı bulunan tarafların bu haklarını kullanmamış olması halinde ise, karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşacağı düşünülmelidir..." denilmiştir. Aynı husus Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2015/8676 E, 2018/2775 K; 2013/11884 E, 2015/835 K; 2015/8056 E, 2017/2988 K sayılı içtihatlarında ve benzer içtihatlarda, Samsun Bölge Adliye Mahkemesinin 2018/430 Esas, 2018/1093 K sayılı kararında da benimsenmiştir.
Bu nedenle davalı tarafça süresinde itiraz edilmeyen 16.10.2018 tarihli rapor kesinleşmiş olup rapor, itiraz etmeyen davalıları bağlayacak ve itiraz eden davacı yönünden usuli kazanılmış hak söz konusu olacaktır. Davacı vekili bu rapora göre ıslah dilekçesi sunduğundan mahkemece bu doğrultuda karar verilmesi gerekmektedir. Bu sebeple davacı vekilinin bu yöne yönelik istinaf talebi haklı bulunmuştur.
Davacılar vekilinin manevi tazminatın kısmen kabulüne yönelik istinafı yönünden:
Bilindiği üzere, 6098 sayılı TBK 49. maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Aynı Kanunun 56. maddesi ise "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." hükmünü amirdir.
Aynı Kanunun 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)
Öte yandan 2918 Sayılı KTK'nun 85 /1 maddesinde; " Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adıaltında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar."
Aynı maddenin 5. fıkrasında ise; "İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." hükmü yer almaktadır.
Somut olayda dosya arasında bulunan davacıların maluliyetine dair maluliyet raporu ve kusur raporlarına göre davalı ...'in kazada tam kusurlu olduğu davacı araç sürücüsü ...'nin kusurunun bulunmadığı, bu şekilde davalı aracın sebep olduğu kaza nedeniyle davacıların vücut bütünlüğüne yönelik ihlalde bulunulduğu anlaşılmakla; davacılar ... ve ... lehine manevi tazminat koşullarının oluştuğu, olay tarihi, olayların gelişim şekli, kusur durumu, tarafların sosyal ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, davacılarda meydana gelen yaralanmanın niteliği, maluliyet oranı ve TMK'nın 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında mahkemesince takdir olunan manevi tazminatın yetersiz ve az olduğu kanaatine varılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin manevi tazminat miktarına yönelik istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Davacılar vekilinin yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik istinaf talebi yönünden:
Yerel Mahkemenin avukatla temsil edilmeyen ... lehine vekalet ücreti takdir etmiş olması ve yine dava dilekçesi dikkatle incelendiğinde davalı Sigorta şirketinden sadece maddi tazminat talep edildiği halde Sigorta şirketi yönünden manevi tazminat talebi reddedilerek adı geçen davalı lehine manevi tazminat yönünden de vekalet ücreti takdir edilmesi, bunun yanında davalı aracın kayden işleteni ve sigortacısı aleyhine dava açılmasında bir usulsüzlük olmayıp yargılama neticesinde araç kayıt maliki ve sigortacının sorumlu olmadığının kabul edilmesinde davacıların bir kusuru bulunmadığından, araç kayıt maliki ve Sigortacı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi de hatalı olmuştur. Davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf talebi haklıdır.
HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle; dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve esas bakımından hukuka aykırı olduğundan, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, HMK 353/1-b.2 maddesi gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE;
-
HMK’nın 353/1. b.2 maddesi gereğince, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 17/09/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararının yeniden hüküm kurulmak üzere KALDIRILMASINA,
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353.maddesinin 1.fıkrası (b) bendinin 2.maddesi uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla;
- Maddi tazminat yönünden davanın KISMEN KABULÜ İLE;
a)-Davacı ... yönünden; 2. El araç bedeli 16.000,00 TL ve değer kaybı 3.255,98 TL olmak üzere toplam 19.255,98 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 01.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'ten alınarak davacı ...'e ödenmesine,
b)-Davacı ... tarafından davalılar ... ve ... ... Sigorta A.Ş. aleyhine açılan maddi tazminat davasının REDDİNE,
- Manevi tazminat yönünden davanın KISMEN KABULÜ İLE;
a)-Davacılardan ... yönünden; 2.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan ...'ten alınarak davacı ...'ye ödenmesine,
b)-Davacılardan ... yönünden; 4.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan ...'ten alınarak davacı ...'a ödenmesine,
c)-Davacılardan ... ve ... tarafından davalı ... aleyhine açılan manevi tazminat talebinin REDDİNE,
- a). Maddi tazminat yönünden; Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.315,38 TL karar ve ilam harcından ıslah harcı ile birlikte peşin alınan 432,24 TL harcın mahsubu ile 883,14 TL davalı ...'ten alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
b)-İlk derece mahkemesince 17.09.2021 günlü karar ile maddi tazminat yönünden davalı ...'ten tahsiline karar verilen 216,70 TL harcın davalı ...'ten tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine,
c)-Harç tahsil edilmiş ise tahsil edilen miktarın dairemizce tahsiline karar verilen bakiye harçtan mahsubu ile bakiyesinin tahsilinin istenmesine,
- a). Manevi tazminat yönünden; Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının davalı ...'ten alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
b)-İlk derece mahkemesince 17.09.2021 günlü karar ile manevi tazminat yönünden davalı ...'ten tahsiline karar verilen 307,40 TL harcın davalıdan tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine,
c)-Harç tahsil edilmiş ise tahsil edilen miktarın Dairemizce tahsiline karar verilen bakiye harçtan mahsubu ile bakiyesinin tahsilinin istenmesine,
-
Maddi tazminat yönünden; davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ve maddi tazminatın kabul edilen kısmı yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca hesap olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'ten alınarak davacı ...'e verilmesine,
-
Manevi tazminat yönünden; davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca hesap olunan 2.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'ten alınarak davacı ...'ye verilmesine,
-
Manevi tazminat yönünden; davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca hesap olunan 4.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'ten alınarak davacı ...'a verilmesine,
10-Davalılar ... ve ... ... Sigorta A.Ş. kendilerini vekille temsil ettirmişlerse de davacıların araç maliki ve sigortacısı aleyhine dava açmasında bir kusurları bulunmadığından bu davalılar lehine reddolunan kısım tazminatın reddolunan kısımlar yönünden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
11-Davacılar tarafından yargılama aşamasında harcaması yapılan 273,24 TL peşin harç, 159,00 TL ıslah harcı 35,90 TL başvurma harcı ile posta masrafı, bilirkişi ücreti tebligat gideri olan 2.781,85 TL ile birlikte toplam 3.249,99 TL yargılama giderinin davalılardan ...'ten alınarak davacılara ödenmesine,
12-HMK'nın 333. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının ilgililerine iadesine,
İstinaf giderleri bakımından;
13-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
14-Kesin olan iş bu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
15-Davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
16-Davacılar tarafından istinaf aşamasında harcaması yapılan posta masrafı ve tebligat gideri olmak üzere 193,10 TL istinaf giderinin davalı ...'ten tahsili ile davacılara ödenmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.04.01.2023
Başkan Üye Üye Katip
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15