SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/1839

Karar No

2024/1989

Karar Tarihi

17 Eylül 2024

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1839 - 2024/1989

T.C.

ADANA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/1839

KARAR NO : 2024/1989

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN :

ÜYE :

ÜYE :

KATİP :

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 01/03/2022

NUMARASI : ... Esas, ... Karar

DAVACILAR : 1-

VEKİLİ : Av.

DAVALI :

İHBAR OLUNAN : ... -TC Kimlik No: -

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

KARAR TARİHİ : 17/09/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 17/09/2024

.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/03/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların oğlu olan müteveffa ...'in yolcu bulunduğu ... plakalı motorsikletin tek taraflı kazası neticesinde vefat ettiğini, bu nedenle sigortaya başvurduklarını, sigorta şirketinin anne için 113.009,00 TL, baba için 72.693,00 TL ödeme yaptığını, ödenen bu bedellerin eksik olduğunu, bu nedenle her davacı için 100,00 TL olmak üzere toplam 200,00 TL destekten yoksunluk tazminatının temerrüt tarihi itibariyle avans faiziyle davalı sigorta şirketinden tahsilini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı tarafça cevap dilekçesinde özetle ; müteveffanın anne ve babası için toplamda 185.972,00 TL ödeme yaptıklarını bu nedenle sorumluluklarının kalmadığından bahisle davanın reddi gerektiğini, faize ilişkin taleplere itirazlarının bulunduğunu, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi taleplerinin bulunduğunu, neticede davanın reddini talep ettiklerini beyan etmişlerdir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, davanın ... yönünden kısmen kabulü ile, 95.677,20 TL tazminatın 15/01/2020 tarihinden itibaren yasal faiziyle beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davanın ... yönünden kısmen kabulü ile, 41.749,60 TL tazminatın 15/01/2020 tarihinden itibaren yasal faiziyle beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili; İş bu dava öncesinde, davacının anne ve babası için 185.972,00 TL destekten yoksun kalma tazminatını 15/01/2020 tarihinde ödendiğini, sunulan belgelerde belirtilen kusur oranının, maluliyet oranı vb. hususlarda bir değişiklik olması halinde, davacı tarafından dava açılmadan önce yeni bir başvuru yapılmasının gerektiğini, davacı tarafından ödeme öncesinde ...'na yapılan bir başvuru varsa da bakiye kısım için bir başvuru bulunmadığını, hükme esas asılan raporda TRH 2010 %1,8 teknik faiz uygulanması gerekirken prograsif rant tekniği kullanılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, gerekçeli kararda hatır taşıması hususunda çelişkinin mevcut olduğunu, çelişkinin giderilmesi gerektiğini, hatır taşımasının varlığının sabit olduğunu, bu hususun da ayrıca indirim sebebi olduğunu, güvence hesabının temerrüte düştüğü tarihin yanlış yorumlandığını, fazla ödeme talebinde mahkemenin talebi kabulü halinde işleyecek faizin 15/01/2020 tarihinden itibaren değil eldeki davanın açılma tarihinden itibaren olacağını, müteveffanın aktif dönem hesaplamasının hatalı olduğunu, bilirkişi incelemesinde müteveffanın muhtemel yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosu uyarınca 56 yıl 10 ay olarak belirlendiğini, ancak müteveffanın 60 yaşından sonraki dönemde müteveffanın aktif dönemi olmayacak hesaplamaya bu dönemden sonrası dahil edilmeyeceğini, ödeme tarihi verilerine göre hesaplamada yanlış tarih baz alındığını, güvence hesabının bu dönemde oluşan farklılıklardan ve artışlardan ödeme yapmış olduğu tarihte haberdar olmasının mümkün olmadığını, gelir kazançları kısmında yapılacak hesaplamanın 08/12/2019-15/01/2020 arasında sonlandırılması gerektiğini, ayrıca davacılara ödenen tazminatın güncellenerek hesaplanan tutardan yapılan düşümün hatalı olduğunu, davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, trafik kazasından meydana gelen ölüm nedeniyle destekten yoksun kalınmasına ilişkin maddi tazminat davasıdır.

İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Davalı vekilinin usulüne uygun başvuru yapılmadığı, faiz başlangıç tarihi ve vekalet ücretine yönelik istinaf talebi yönünden yapılan incelemede;

Davalı ... vekili her ne kadar davacılar vekili tarafından dava açılmadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığını, dava şartının yerine getirilmediğini ileri sürmüş ise de, davacılar vekili tarafından dava açılmadan önce davalı ...'na usulünce başvuru yapılmış, ... tarafından ise 15.01.2020 tarihinde kısmi ödeme yapılmıştır. Yapılan ödeme, davacılar tarafından yetersiz görülmekle KTK 111 maddesi kapsamında eldeki bu dava açılmıştır. Davacıların dava tarihinden önce davalı ... na usulüne uygun bir başvurusunun bulunmasına rağmen davalı tarafından davacının tüm zararının karşılanmamış olması nedeni ile eldeki davanın açıldığı, ek tazminat için davalı ... na başvuru zorunluluğu bulunmadığından davalı vekilinin bu yönündeki istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

Davalı vekili hükmolunan tazminata uygulanan faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunun 14. maddesi gereğince ihdas edilen ... Yönetmeliğinin 15.maddesi gereğince rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte ihbar edildiği tarihte ... nın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, ödememe halinde temerrüt bu tarihte gerçekleşmektedir. İstinaf eden tarafın sıfatı de dikkate alınarak, davadan önce sigorta şirketi tarafından davacılara 15.01.2020 tarihinde ödeme yapıldığı anlaşıldığından, hükmolunan tazminata davalı sigorta şirketi tarafından davacılara eksik ödeme yapıldığı tarih olan 15.01.2020 tarihinden itibaren faiz uygulanmış olmasında herhangi bir yanlışlık bulunmamaktadır. Bu yönüyle istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.

Davalı vekilinin zamanaşımına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde:

2918 sayılı KTK.nin 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." denilmektedir.

Aynı kanunun 109/2. maddesinde ise, "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.

Yukarıda açıklandığı gibi 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi gereğince davacılar murisinin trafik kazası neticesinde vefat etmiş olduğu anlaşılmakla olayda ceza zamanaşımı dikkate alınacaktır. Bu durumda 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 85 ve 66. maddeleri nazara alındığında 15 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınmalıdır.

Bu açıklamalara göre, kazanın 07/12/2019 tarihinde meydana geldiği, 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi ve 5237 sayılı sayanın 85 ve 66. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde 15 yıllık zamanaşımı süresinin 07/12/2034 tarihinde dolacağı, davanın ise 18/02/2021 tarihinde zamanaşımı süresi dolmadan açılmış olduğunu anlaşılmakla davalı vekilinin zamanaşımı yönünden istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

Davalı vekilinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;

Davalı vekili hükme esas alınan hesap raporunda prograsif rant yöntemi kullanılmasının hatalı olduğunu, hesaplamanın TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faize göre yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, hükme esas alınan aktüer raporunun Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı, Danıştay 8. Dairesinin 2020/5413 sayılı dosyasında ZMMS genel şartlarının bazı maddelerine ilişkin verilen yürütmeyi durdurma kararı sonucu oluşan Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin kararları ile uyumlu şekilde TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemi kullanılmak sureti ile hazırlandığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.

Müteveffa ... ... doğumlu olup, kaza tarihi itibariyle 17 yaşındadır. TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömrü 56 yaş 10 ay olarak hesaplanmıştır. Yargıtay uygulamaları ve içtihatları doğrultusunda 60 yaşına kadar aktif dönem, 60 yaşından sonra pasif dönem olarak hesaplama yapılması gerekmektedir. Hesap raporunda yapılan hesaplamanın davacı desteklerin destek süreleri dikkate alınarak 2056 yılı sonuna kadar yapıldığı bu itibarla müteveffanın 60 yaşından sonraki döneminin hesaba alınmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.

Davadan önce davalı ... tarafından davacılara yapılan ödemenin 15.01.2020 tarihi olması nedeniyle bilirkişi raporunda ödeme tarihi olan 2020 yılı verilerine göre yapılan hesaplamaya göre ödemenin yetersiz olduğu belirlenmiş olmakla, davacıların yetersiz ödeme nedeniyle açtıkları eldeki davada, bilirkişi raporunun düzenlendiği 2022 verileri esas alınarak hesaplama yapılmış olması ve daha önce yapılan ödemenin güncellenmiş değerinin düşülmesi yerinde görülmekle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.

Davalı vekilinin hatır taşıması nedeniyle indirim uygulanması gerektiğine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;

Hatır taşımasından ya da kullanmadan söz edebilmek için yaralanan ya da ölen karşılıksız taşınmış olmalıdır. Taşınan veya kullananın yararının söz konusu olduğu durumda hatır taşıması ilişkisi gündeme geleceğinden işletenin sorumluluğu genel hükümlere göre değerlendirilecek ve tazminattan indirim yapılacaktır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söze edilemeyecektir. Ayrıca Hakim tazminattan mutlaka indirme yapmak zorunda değilse de bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir.

Davalı vekilince, yolcu olan müteveffanın araçta hatır için taşındığı, bu nedenle belirlenecek tazminat miktarında hatır indirimi yapılması gerektiğinin belirtildiği anlaşılmakla, dosya içerisinde bulunan soruşturma evrakları incelendiğinde müteveffanın içinde bulunduğu motosiklet sürücüsü ... 'ın beyanlarında, müteveffayı mahalleden tanıdığını, tarafların birlikte yolculuk ettikleri sırada kazanın meydana geldiğini belirttiği görülmektedir.

Yargıtay 4. H.D'nin 21.02.2024 tarih 2022/6548E. 2024/1888 K sayılı ilamında; "...Davacının, davalı şirkete sigortalı araçta yolcu olarak bulunduğu ve sürücü ile arkadaş oldukları sabit olup davacının taşıma için arkadaşına ücret ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilmelidir. Bu durumun aksi ispat edilemediğinden davalı sigorta şirketinin süresinde yapılan hatır için taşıma savunmasına itibar edilerek TBK’nın 51. maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir..." şeklinde belirtilmektedir.

Belirtilen nedenlerle aksinin ispat edilememiş olması nedeniyle, müteveffanın ücret karşılığı değil, hatır için taşındığı, bu kapsamda davacıların destek zararından yerleşik yargıtay uygulamalarına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği anlaşılmaktadır.

Tazminatın kapsamını belirleme biçimi ve tazminattan yapılacak indirimler ve sıralaması TBK 51 ve 52. (818 Sayılı BK 43-44 Mad) maddelerinde düzenlenmiştir. Hakim tarafların kusur durumunu dikkate alarak tazminatın kapsamını belirledikten sonra bir menfaat karşılığı olmayan hatır için taşıma varsa hatır indirimi yapılacak, ayrıca zarar gören zararın artmasına sebep olmuş ya da zarar doğuran fiile rıza göstermiş ise Yargıtay kararlarında yerleşmiş olduğu üzere tazminattan müterafik kusur indirimi yapılarak nihai zarar ve ödenmesi gereken tazminat belirlenecektir. (Yargıtay 4. H.D'nin 27.12.2022 tarih 2022/14370E. 2022/17916 K sayılı ilamı)

Yapılması gereken her bir indirim sebebi nedeniyle %20'şer oranla indirim yapılması olup, hesap bilirkişi raporu ile belirlenen davacı ... için 369.915,15TL, davacı ... için belirlenen 203.486,00TL tazminat miktarından öncelikle hatır taşıması nedeniyle %20 oranında indirim yapılması (... için 295.932,12TL, ... için 162.788,80TL), daha sonra kalan miktardan müterafik kusur nedeniyle %20 oranında indirim yapılması (... için 236.745,70TL, ... için 130.231,04TL) ve en son olarak da davalı sigorta şirketi tarafından davadan önce yapılan ödemenin güncellenmiş halinin indirim yapılarak elde edilen tutardan düşülmesi (... için 103.367,20TL, ... için 44.116,71TL) yoluna gidilerek davacıların talep edebileceği tazminat miktarına ulaşılmasıdır. (müterafik kusur ve hatır indirimi ile güncellenmemiş ödemenin düşülmesi neticesinde bulunan toplam 181.004,74TL ile daha önce yapılan toplam ödeme miktarı olan 185.972,00TL birlikte değerlendirildiğinde toplam 366.976,74TL miktarın poliçe limitini aşmadığı anlaşıldığından garame hesabı yapılmasın yer olmaksızın)

Buna göre, hesap bilirkişisi raporuna göre belirlenen davacıların talep edebileceği tazminat miktarlarından önce müterafik kusur nedeniyle %20, ve daha sonra bulunan tazminattan hatır taşıması indirimi nedeniyle %20 indirim uygulanmak ve ve en son olarak da davalı sigorta şirketi tarafından davadan önce yapılan ödemenin güncellenmiş halinin indirim yapılarak elde edilen tutardan düşülmesi suretiyle davacı ...'in talep edebileceği tazminatının 103.367,20TL olduğu, davacı ...'in talep edebileceği tazminatının 44.116,71 TL olduğu anlaşılmış ise de istinaf edenin davalı taraf olduğu ve davacı tarafça istinaf yoluna başvurulmadığı anlaşıldığından, her ne kadar davalı vekilince yapılan istinaf başvurusu hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği noktasında yerinde ise de istinaf edenin sıfatı dikkate alınarak ilk derece mahkemesi kararında belirtilen aynı tazminat miktarlarına yeniden hükmolunması bu itibarla ilk derece mahkemesi kararında değişiklik yoluna gidilmemesi gerektiği anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;

İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin takdirinde ve değerlendirilmesinde isabetsizlik görülmüş ise de istinaf edenin sıfatı dikkate alınarak sonuç itibariyle ilk derece mahkemesince kurulan hükmün yerinde olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, ancak istinaf eden tarafın istinaf başvurusunda haklı olduğu anlaşıldığından yatırmış olduğu harcın iadesine karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

  2. Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan 2.346,91 TL nispi istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,

  3. Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

  4. Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,

  5. İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

  6. Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.17/09/2024

Başkan Üye Üye Katip

İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

olunanTazminat(ÖlümistinafAçılandereceihbarVeadanamahkemesiZararnedenlerivekilikararıCismanikesinhükümSebebiylenumarasıdairesiTazminat)hukukcevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim