Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2022/2030
2024/1929
12 Eylül 2024
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2030 - 2024/1929
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/2030
KARAR NO : 2024/1929
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/03/2022
NUMARASI : ... Esas, ... Karar
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.
İHBAR OLUNANLAR : 1
VEKİLİ : Av.
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazm
KARAR TARİHİ : 12/09/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 12/09/2024
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 17/03/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ.
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının 26/09/2019 tarihinde meydana gelen kaza sonucu yaralanarak sakat kaldığını, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın sürücüsünün kusurlu olduğunu, meydana gelen kazada müvekkilinin herhangi bir kusurunun olmadığını belirterek 4.000,00 TL maddi tazminat tutarının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH: Davacı vekili 22/08/2017 tarihli dilekçesi ile dava değerini 39.988,00 TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin teminat limiti ile sorumlu olduğunu, SGK'dan rücuya tabi ödemelerin sorulması gerektiğini, geçici iş göremezlik zararından müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, raporların Adli Tıp Kurumundan alınması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece davanın kabulü ile, 18.074,25 TL geçici iş göremezlik ve 21.913,75 TL kalıcı iş göremezlik olmak üzere toplam 39.988,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 04/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; davacının eksik başvurusunun tamamlanmadan davanın açıldığını, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, kusur raporuna karşı itirazları hakkında mahkemece bir değerlendirme yapılmadan karar verildiğini, mahkemece hükme esas alınan hesap raporunun hatalı olduğunu, Güvence Hesabının geçici iş göremezlik zararlarından sorumlu olmadığını, temerrüt tarihinin hatalı belirlendiğini, kabule göre müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermemiş olduğundan yargılama giderleri ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazası nedeniyle yaralanmadan kaynaklı maddi tazminat davasıdır.
İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı vekilinin davacı tarafından usulüne uygun başvuru yapılmadığına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekili her ne kadar davacı tarafından yapılan başvurunun usulüne uygun olmadığını ileri sürmüş ise de, eldeki dosyaya baktığımızda davacı vekili tarafından davanın açılmasından önce davalıya kaza tespit tutanağı, soruşturma evrakı, tedavi evrakları, banka hesap bilgileri ile başvuru yapıldığı, davalı sigorta şirketi tarafından eksik olduğu belirtilen kesin rapor istendiği, bunun üzerine davacı tarafından ... Şehir Hastanesinin 13.02.2020 tarihli raporunun sunulduğu, bu kez de davalı tarafından raporda "olay tarihinden en az 12 ay sonra karar verileceği" belirtildiği için ödeme yapılmadığı bu durumda davalının iddiasının, davacının haklarının sürüncemede kalmasına yol açacak nitelikte olduğu, dosyada alınan maluliyet raporunun davalıya tebliğ edildiği, halen dahi ödeme yapılmamış olması da gözetildiğinde başvurunun sonuçsuz kaldığının kabulü ile anılan maddede düzenlenen dava şartı gerçekleştiğinden uyuşmazlığın esasına girilerek karar verilmesi yerinde olmakla bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin kusur raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Dosyada mevcut olay tarihli kaza tespit tutanağı incelendiğinde; ... plakalı araç sürücüsü ...'un tam kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...'ün ise kazanın oluşumunda kural ihlalinin olmadığı belirtilmiştir.
Kusur bilirkişisi trafik polis memurunun düzenlediği 14/12/2020 tarihli raporda, 26/09/2019 tarihinde meydana gelen davaya konu kazada, virajı alamayarak orta refüjü aşarak karşı yönden gelen trafiğin yoluna giren ... plakalı otomobil sürücüsü ...'un %100 oranında tam ve asli kusurlu olduğu, kendi yolunda normal olarak seyreden ... plakalı otomobil sürücüsü ...'ün ise kusurunun olmadığı belirtilmiş, rapor dosya kapsamı ve oluşa uygun bulunduğundan mahkemece hükme esas alınmıştır. Bu sebeple davalı vekilinin kusur oranına yaptığı itirazın reddi gerekmiştir.
Diğer yandan davacının emniyet kemeri takıp takmadığı belli değilse de, davacının maluliyet raporuna göre yaralanmasının ayak bileği kırığından oluştuğu, araç dışına fırlama durumunun söz konusu olmadığı anlaşılmakla, davacının yaralanmasında müterafik kusurunun bulunmadığı da anlaşılmış olup davalı vekilinin bu hususa yönelik itirazı da reddedilmiştir.
Davalı vekilinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Hükme esas alınan aktüer raporunun Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı, Danıştay 8. Dairesinin 2020/5413 sayılı dosyasında ZMMS genel şartlarının bazı maddelerine ilişkin verilen yürütmeyi durdurma kararı sonucu oluşan Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin kararları ile uyumlu şekilde TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemi kullanılmak sureti ile hazırlandığı, davacının gelir durumuna yönelik asgari ücretin üzerinde gelir elde ettiği ispatlanamadığından raporda usulüne uygun olarak asgari ücret verilerinin esas alındığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekilinin, geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıklarına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekili müvekkili kurumun geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını ileri sürmüş ise de, 09/10/2020 günlü resmi gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı dikkate alındığında davacının zararının belirlenmesinde 01/06/2015 günlü ZMSS genel şartlarının dikkate alınamayacağı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle davacının tedavi sürecinde uğramış olduğu geçici iş görmezlik zararının davacının gerçek zararı niteliğinde olduğu, dolayısıyla davalı sigorta şirketi tarafından davacının uğramış olduğu bu zararın karşılanması gerektiği anlaşıldığından bu miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamakla, buna dair istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. (Aynı yönde Yargıtay 17. HD'nin 2019/6271E- 2020/8104 K sayılı 03/12/2020 günlü kararı.)
Davalı vekilinin faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
5684 sayılı Sigortacılık Kanunun 14. maddesi gereğince ihdas edilen Güvence Hesabı Yönetmeliğinin 15.maddesi gereğince rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte ihbar edildiği tarihte Güvence Hesabının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, ödememe halinde temerrüt bu tarihte gerçekleşmektedir. Davacı vekili tarafından davalıya 23.12.2019 tarihinde başvuruda bulunduğu dikkate alındığında, faiz başlangıç tarihinin başvuru tarihi olarak esas alınması gerektiği halde daha ileriki bir tarih olan 04.01.2020 olarak esas alınmasının davalının lehine olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/1836 Esas ve 2020/4711 sayılı ilamı)
Davalı vekilinin maluliyet raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Yargıtay 17. ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü iptali kararından sonra dahi vermiş olduğu yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Buna göre, 11/10/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemeleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu 01/09/2013 ile 01/06/2015 tarihleri arasındaki kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve 20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/6247 E - 2021/9135 K; 2021/5898 E - 2021/8467 K; 2021/4501 E - 2021/7401 K sayılı kararları)
Açıklamalar ışığında eldeki dosyaya baktığımızda, kaza tarihi 26.09.2019 olup mahkemesince hükme esas alınan 05/11/2021 tarihli Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 26.09.2019 tarihinde yürürlükte bulunan "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik" hükümleri çerçevesinde düzenlendiği, davacının bizzat muayenesinin yapılarak ve son film-grafileri ile tedavi evrakları incelenmek sureti ile raporun hazırlandığı, buna göre davacının geçirmiş olduğu kaza sonucu beden gücünün % 3'ünü kaybettiği, geçici iş göremezlik süresinin de 9 aya kadar olduğu belirlenmiştir. Alınan maluliyet raporu ile davacı tarafça dosyaya sunulan 22/10/2020 tarihli Erişkinler İçin Terör, Kaza ve Yaralanmaya Bağlı Durum Bildirir Sağlık Kurulu Raporunda tespit edilen maluliyet oranları arasında fark mevcut ise de, davacı vekilinin 17/03/2022 tarihli celsede alınan beyanı ve dosyanın gelmiş olduğu aşama nazara alınmakla, davacı tarafça maluliyet oranı kabul edilmiş olan İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi Başkanlığının 05/11/2021 ve ... sayılı raporu hükme esas alınmış olup mahkemenin bu kabulü yerinde olduğundan ve davacı vekilinin sunduğu rapor davacı lehine olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin davanın açılmasına müvekkilinin sebep olmadığı ve bu nedenle yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacaklarına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davacı tarafından davalıya usulüne uygun şekilde başvurulmuş ancak davalı tarafından ödeme yapılmayarak bu davanın açılmasına yol açılmıştır. Bu sebeple davalının yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu olduğu açık olduğundan davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin de reddine karar vermek gerekmiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın kısmen karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 2.732,26 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 682,90 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 2.049,36 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
-
Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.12/09/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32