Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2022/2249
2024/1928
12 Eylül 2024
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2249 - 2024/1928
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/2249
KARAR NO : 2024/1928
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/04/2022
NUMARASI : ... Esas, ... Karar
DAVACI : ... -
VEKİLİ : Av.
DAVALI : ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ -
VEKİLİ : Av.
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 12/09/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 12/09/2024
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/04/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 25/08/2020 tarihinde ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile ... sevk idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması akabinde ... Plakalı araç ... plakalı davacı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarpması sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bu hasarın sigorta şirketi tarafından ilgili yönetmeliklere aykırı olabilecek en ucuz şekilde -sözde- onarıldığını, 2005/4 sayılı "Motorlu Taşıtlar Sektöründeki dikey anlaşmalar ve uyumlu eylemlere ilişkin grup muafiyeti tebliği" 3. Maddesinin (s) bendinde eşdeğer yedek parçanın; "bir motorlu aracın montajında kullanılan parçalarla eşdeğer kalitede olduğu, varsa mevzuat gereği aranan mecburi standartlara uygunluğunun üreticisi tarafından belgelendirilmesi gereken parçalar" olarak tanımlandığını, eşdeğer kalitede yedek parçanın, aracın meydana getirilmesinde kullanılan parçalarla aynı kalitede olan ancak araç üreticisi tarafından sağlanan üretim standartları ve spesifikasyonlara uygun olarak üretilmeyen parçalar olarak tanımlanmakta olduğunu, bu durumda eşdeğer parçaların orijinal parçalarla aynı veya daha üst kalitede fakat farklı bir materyalden yapılan veya farklı bir renge sahip olan parçalar olduğunu, tebliğde belirtildiği üzere eşdeğer parçayı üreten firmanın, ürettiği parçayı motorlu taşıt aracının parçaları ile eşdeğer kalitede olduğunu belgelendirmekle yükümlü olduğunu, böyle bir belge ile üretilen parçanın eşdeğerliliği iddiası kanıtlanmış olduğunu ve ispat yükünün aksini iddia edene devredildiğini, otomotiv yedek parça piyasasında üreticilerin yüksek kalitede üretim sürecine sahip olduklarının başlıca belgesinin ISO/TS 16949:2002 oduğunu, Türkiye'de üretilen yedek parçalara ait TSE standardı mevcutsa "TSE Uygunluk Belgesi", mevcut değil ise "TSEK Kalite Uygunluk Belgesi" eşdeğer parçanın standardına ilişkin olarak aranan belgelerden olduğunu, bu durumda Sigorta sözleşmelerinde eşdeğer yedek parçalarla ilgili olarak üretici firmalar ile yaptıkları parça tedarik sözleşmelerinde; üretilen parçaların kalite standartlarıyla ilgili olarak üretici veya ithalatçı firmalardan bu belgeleri istemeleri gerekmekte olduğunu, burada dikkat edilmesi gereken konunun üretici veya ithalatçı firmanın genel bir belge sunması değil, üretilen veya ithal edilen her bir parça için ayrı bir belge sunmasının gerekli olduğunu, bu özelliklere sahip olmayan düşük kaliteli parçaların sigorta şirketlerince değerlendirmeye alınması hususunun, Hazine ve Maliye Müsteşarlığınca 06/11/2009 tarih ve 2009/18 sayılı genelge ve 27/10/2010 tarih ve 2010/38 sayılı sektör duyurusuyla engellendiğini, Trafik sigortası genel şartlarına göre hasarı onarım sırasında takılan parçaların, TSE sitesine onaylı bulunan eşdeğer parçalar olmak zorunda olduğunu, davalı ... sigorta A.Ş tarafından ... poliçe numaralı trafik poliçesi ile sigortalı bulunan ... plakalı araç ile seyir halinde iken davacıya ait ... plakalı araca çarpması sonucunda oluşan gerçek hasar bedeli farkına ilişkin 01/12/2020 tarihinde yapılan başvuruya sigorta şirketi tarafından olumsuz cevap verildiğini, ekte bulunan kasko kesin ekspertiz raporuna göre davacıya ait ... plakalı araçta 33.107,57-TL hasar, %18 KDV 5.959,36-TL ve 289,10-TL eksper makbuz ücreti olmak üzere toplam 39.356,03-TL hasar bedeli tespit edildiğini, Kasko ekspertiz raporu için ödenen 289,10-TL'nin de sigorta şirketi tarafından ödenmesi gerektiğini, şimdilik 100-TL (31.01.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile 21.377,78-TL) hasar bedeli ve 289,10-TL ekspertiz ücretinin kaza tarihinden itibaren işleyecek faiz ile birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; uyuşmazlık konusunun açıkça belirlenmiş olması nedeni ile davacının kısmi dava açma hakkının olmadığını, davacının alacağını kayıtsız şartsız ... Otomotiv'e temlik etmiş olduğundan alacak üzerindeki hakkının sona erdiğini, ibra ve temlik belgesi nedeniyle ödeme yapılamayacağını, ibraname ile birlikte borcun sonlandığını, temlikname/araç teslim belgesinde aracın servisten eksiksiz olarak teslim alındığını, TBK haksız fiil hükümleri doğrultusunda asıl olanın gerçek zarar tazmini olduğunu, aracın onarımı daha uygun bir bedele denk geliyorsa ve davacı tarafın cebinde para kalıyorsa başvurucunun sebepsiz zenginleştiğini, aracın nasıl ve ne şekilde onarımının yapılacağı konusunda davacı tarafın onayının bulunduğunu, aradaki mutabakatname doğrultusunda ödeme yapıldığını, hasarın karşılandığını, mutabakatname de hasarın tam eksiksiz garantili aslına uygun ve faturasız olarak 18.000,00 TL anahtar teslim yapılacağı hususunda anlaşma sağlandığını, Trafik Sigortası Genel Şartları B.2 tazminatı ve giderlerin ödenmesi başlığı altında bulunan 2.2 bendi gereğince araç kaza tarihi itibariyle anlaşmalı olduğu onarım merkezinde onarıldıysa uygulanacak parça, tedarik, işçilik ve diğer hususlara göre belirlenecek bedele göre ödeme yapabilme hakkına sahip olduğundan gerekli araştırmaların yapılarak aracın 18.000,00 TL'ye onarılacağının belirlendiğini, aracın sözleşme gereği yerine getirildiğini, davacının ödemesini yapmadığı indirim-iskonta bedelini talep etmesinin mümkün olmadığını, davacıya ödediği onarım bedelinin daha düşük bir bedel ödenmiş olsa idi davacının haklı olabileceğini, sigorta şirketine başvurmadan ekspertiz raporu alınmasının iyi niyetli olarak değerlendirilemeyeceğini, avans faizi ve kaza tarihinden itibaren faizin talep edilemeyeceğini, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece davanın kabulü ile; 21.377,78 TL araç hasar bedeli, 289,10 TL ekspertiz ücreti toplamı 21.666,88 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın hasar tazminat alacağını kayıtsız şartsız ... Otomotiv'e temlik etmiş olup temlik sözleşmesi gereği davacı tarafın alacak üzerindeki hakkının sona erdiğini, davacı tarafın dava açma hakkının bulunmadığını, dosyaya sunulan teslim, ibra ve teslim belgesi gereği davacı tarafa tazminat ödemesi yapılamayacağını, davacı ve servis arasında yapılan mutabakatname ve araç teslim belgesine göre araçtaki hasarın anahtar teslim 18.000,00 TL olduğu ve davacı tarafından da aracın eksiksiz ve sağlam şekilde alındığının ikrar edildiğini, aracın onarımı için servise 18.000,00 TL haricinde ekstra bir ödeme yapıldığı ya da aracının onarımının eksik yapıldığı iddiasının bulunmadığını, başvuru sahibinin ödemesini yapmadığı parça bedelleri için yapılan indirim-iskonto farkını talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını, servis tarafından aslına uygun tedarik edilen yedek parçalar ile bilirkişi tarafından tespit edilen değişmesi gereken parçalar arasında fark bulunmamakta iken bakiyenin çıkmasının hatalı olduğunu, başvuran tarafın uygulanan indirimden dolayı bir hak kaybının bulunmadığını, tedarik edilen parça bedellerinin indirimsiz olarak hesaplanmasının hatalı olduğunu, aracın onarımının anahtar teslim yapılmış olup bu aşamadan sonra yapılacak olan ödemelerin sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet vereceğini, henüz sigorta şirketine başvuru yapmadan ekspertiz raporu alan tarafın iyi niyetli olduğundan bahsedilemeyeceğini, mahkemece 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin müvekkili tarafından hazineye ödenmesine karar verilmiş ise de, arabuluculuk ücretine hükmedilirken arabulucular tarafından ödenen KDV ve stopajın dikkate alınması gerekmekte olduğundan kurulan hükmün bu yönü ile de hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklanan bakiye hasar bedeli istemli maddi tazminat davasıdır.
İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı eldeki davada 25/08/2020 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında aracının hasar gördüğünü, aracını davalı Sigorta şirketinin anlaşmalı olduğu ... Otomotiv isimli işyerine götürdüğünü, ... otomotiv isimli servisin araçtaki hasarı 18.000 TL bedelle tamir edeceğini kabul ettiğini, bunun üzerine bu miktar üzerinden tamirat konusunda anlaştıklarını belirten belgeyi imzaladığını, öncesinde bir eksper incelemesi yapılmadığını, aracı teslim aldıktan sonra kasko poliçesi kapsamında eksper incelemesi yapıldığını, kasko kesin ekspertiz raporuna göre araçta 33.107,57 TL hasar, %18 KDV 5.959,36 TL ve 289,10 TL eksper makbuz ücreti olmak üzere toplam 39.356,03 TL toplam hasar olduğunun tespit edildiğini, davacı aracındaki hasarın davalı sigorta şirketi tarafından ilgili yönetmeliklere aykırı olarak en ucuz şekilde onarıldığını ileri sürerek kasko kesin ekspertiz raporunda belirlenen fiyat ile davalı sigorta şirketinin yaptırmış olduğu tamirat bedeli arasındaki zararın tazminini talep etmiştir.
Buna karşın davalı vekili, davacının aracının servisin belirlediği fiyat üzerinden yapıldığını, davacının aracını eksiksiz ve sağlam olarak teslim aldığını, usulüne uygun olmayan bir ekspertiz incelemesi ile belirlenen fiyat farkının davacı tarafından ödemesi yapılmamış olması nedeniyle istenemeyeceğini, esasen davacının servisçe yapılan işlerini eksik, kusurlu ya da ayıplı olduğunu iddia etmediğini, servis tarafından yapılan tamiratın dışında bir tamirat yaptırmadığını, aracın tamiratının sözleşme gereği yerine getirildiğini, davacının ödeme yapmadığını, indirim-iskonto bedeli talep etmesinin mümkün olmadığını, davacıya, anlaşılan onarım bedelinden daha düşük bir bedel ödenmiş olsa idi davacının haklı olabileceğini, sigorta şirketine başvurmadan ekspertiz raporu alınmasının iyi niyetli olarak değerlendirilemeyeceğini, davacının talebinin sebepsiz zenginleşme niteliğinde olduğunu savunmuştur.
Davalı vekilinin, dava açılmadan evvel davacının alacağını temlik ettiği ve bu nedenle dava açma ehliyetinin bulunmadığına ilişkin yaptığı istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekili söz konusu davada davacının alacağını temlik ettiğini ve bu nedenle aktif dava ehliyetinin bulunmadığını iddia etmişse de, 04.09.2020 tarihli "Teslim, İbra ve Temlik Belgesi" başlıklı belgenin incelenmesinde belgenin davacının aracında yapılan 18.000 TL bedelli tamiratla ilgili olduğu, oysa davacının bu davada tamiratın usulüne uygun yapılmadığını, orijinal parça kullanılmadığını iddia ettiği ve 18.000 TL bedel için değil bu miktarı aşan zararı için talepte bulunduğu, dolayısıyla temliknamede bahsedilen miktarın bu davanın konusu olmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu husustaki istinaf talebi kabul edilmemiştir.
Davalı vekilinin, davacıya hasar ödemesi yapıldığı, davacının aracını eksiksiz ve sağlam olarak aldığını ikrar ettiği için bu davayı açamayacağına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekili söz konusu davada davacı tarafa 18.000 TL hasar tazminatı ödemesi yapıldığını ve davacının müvekkili şirketi ibra ettiğini, ayrıca davacının aracını eksiksiz ve sağlam olarak aldığını da ikrar ettiğini, ibraname sebebi ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de,
2918 sayılı KTK'nun 111. maddesine göre, bu kanunda öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmaların geçersiz olduğu, tazminat miktarlarına ilişkin olan ve yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar ya da uzlaşmaların yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebileceği öngörülmüştür. İptal için ayrı bir dava açılmasına gerek olmayıp açılan bir davada ileri sürülmesi dahi yeterlidir.
Buna göre inceleme yapıldığında davacının ibraname tarihi olan 04.09.2020 tarihinden itibaren 2 yıl içinde eldeki davayı açtığı, tamirat öncesinde eksper raporu alınmadığı, tamirat sonrasında aldığı ekspertiz raporuna göre tamiratın usulüne uygun yapılmadığını iddia ettiği, bu sebeple gerçek zararının tazminini talep ettiği, buna göre davacının eldeki davayı açmak sureti ile gerçek zararını istemekte hukuki yararı bulunduğu kanaatine varılmış, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebeplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekilinin davacının aracını eksiksiz ve sağlam olarak aldığını ikrar ettiği için bu davayı açamayacağı, hasara KDV dahil edilemeyeceği ve yedek parça ve tamirat bedeli için yapılan indirim-iskonto farkının talep edilemeyeceğine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davacı eldeki davada hasar sonrası davalının anlaşmalı olduğu servise aracını götürdüğünü, servisin eksper raporu almadan hasar ve tamirat bedeli belirlemesi yaptığını, servise güvendiği için servisin belirlediği miktarı önemsemeksizin tamiratı kabul ettiğini, ancak daha sonra servisin yaptığı tamiratın usulüne uygun olmadığını ve orijinal parça kullanılmadığını tespit ettiğini ileri sürmüştür.
05.11.2020 tarihli ekspertiz raporunda; davacının aracını tamir eden servisin kullandığı parçaların eşdeğerinin TSE sitesinde kayıtlı bulunmadığı, bu parçalara TSE'nin onay vermediği, eşdeğer olmadıkları için de parçaların hasarlı araca takılamayacağı, trafik sigortası genel şartlarına göre orijinalinin ödenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Mahkemece alınan 30.09.2021 tarihli bilirkişi raporunda da davacının aracı için Genel Şartlar A.5.a maddesinde belirtildiği üzere eksper raporu alınmadan ve hasarın ne şekilde tespit edildiği belli olmadan 18.000 TL ödeme yapıldığı ve davacının aracındaki hasarın usulüne uygun olarak giderilmediği belirtilmiştir.
Sigorta şirketi poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın yada yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yi de zarar görene ödemek zorundadır. (Yargıtay 17 HD'nın 05.06.2014 tarih ve 2014/9038 E. - 2014/9078 K. ) Motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen zararlardan dolayı sorumluluk zarar görenin uğradığı gerçek zarar ile sınırlıdır. BK’nun 42. (6102 sayılı Kanun 50. Md.) 6762 sayılı TTK'nın 1283. (6102 sayılı TTK'nın 1427 vd ) maddeleri gereğince sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup motorlu aracın neden olduğu zarar nedeniyle meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. Gerçek zarar, zarar gören şeyin eski hale getirilebilmesi için gereken onarım ve işçilik giderlerini kapsar. Davalı sigorta şirketi gerçek zarardan sorumlu olup araç hiç tamir edilmemiş olsaydı dahi zarar gören kişinin gerçek zararına göre tazminat miktarı hesaplanması gerekmektedir. Zira, zarar görenin çıkma ve eşdeğer parçalarla aracı tamir etmesi beklenemeyeceği gibi gerçek zarar ancak aracın onarımında tamamen orijinal parçalar kullanılmak suretiyle karşılanır. Hasar bedeli tespit edilirken davalı sigorta şirketiyle servis arasında yapılan anlaşma vb nedenlerle yedek parça ve işçilik bedellerinin değerinde indirim yapılmaksızın meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. (Yargıtay 17 HD'nın 15.12.2011 tarih 2011/4075 E. 2011/12321 K., 28.03.2016 tarih 2015/17481 E. 2016/3833 K., 04.04.2016 tarih 2015/14700 E. 2016/4229 K., 17.03.2014 tarih 2014/4531 E. 2014/3704 K.)
Eldeki davada araçta meydana gelen hasarın konusunda genel şartlar A.5.a'da belirtilen şekilde eksper raporu alınmadan, hasarın ne şekilde tespit edildiği belli olmadan 18.000,00-TL üzerinden ödeme yapıldığı görülmüş olup hasar gören parçalar yerine orijinal parça kullanılmadığı dolayısıyla orijinal hasarın usulüne uygun olarak giderilmediği, ... Plakalı araçtaki hasarın gerçek bedelinin, yedek parça tutarı 29.871,00-TL, işçilik tutarı 3.500,00-TL, toplam 33.371,00-TL, KDV 6.006,78-TL, toplam hasar tutarının 39.377,78-TL olduğu, Davalı ... Sigorta A.Ş tarafından kazada kusurlu olduğu trafik tespit tutanağında belirlenen ... plakalı araç için 16/08/2020-2021 için düzenlenen ... poliçe nolu ZMMS poliçesinin düzenlendiği, araç başına teminat tutarının 41.000-TL olduğu tespit edildiğinden davalı sigorta şirketinin meydana gelen kazada 33.371,00-TL+6.006,78-TL %18 KDV olmak üzere 39.377,78-TL tutardan 18.000,00-TL ödeme düşüldükten sonra 21.377,78 TL hasar bedeli ve 289,10-TL ekspertiz rapor ücretinden 41.000,00-TL teminat limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduğu, mahkemece de bu yönde karar verildiği anlaşılmıştır.
Özetle; işletenler ile sigorta şirketi tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın, onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yi de zarar görene ödemek zorundadır. (Yargıtay 17 HD 05.06.2014 tarih 2014/9038 E. - 2014/9078 K.). Davalı sigorta şirketi gerçek zarardan sorumlu olup, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre orjinal parçalara göre belirlenecek gerçek zararın ödenmesi gerekmektedir. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda kaza ile araçta meydana gelen hasarın birbiri ile uyumlu bulunduğu belirtilmiş, yine Yargıtay'ın yerleşmiş kararlarında belirtildiği üzere davalı sigorta şirketi ile anlaşmalı ya da yetkili servisleri arasında yapılan anlaşmalara göre iskonto uygulanmasının davacıyı bağlamayacağı, davalı tarafın iskonto indirimi yapılmadan ve KDV dahil edilerek davacının gerçek zararından sorumlu bulunduğu, bu nedenle davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazlarının yerinde bulunmamıştır.
Davalı vekilinin eksper raporunun usulüne uygun olarak alınmadığı ve ekspertiz ücretinin TTK 1426 maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği itirazı yönünden:
Mahkemece bilirkişi raporu alınmış olup makemece hükme eksper raporu değil bilirkişi raporu esas alındığından davalı vekilinin bu itirazı reddedilmiştir.
Bunun yanında TTK 1426 maddesi "(1) Sigortacı, sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar tarafından, rizikonun, tazminatın veya bedel ödeme borcunun kapsamının belirlenmesi amacıyla yapılan makul giderleri, bunlar faydasız kalmış olsalar bile, ödemek zorundadır." şeklinde olup davacının yaptırmış olduğu ekspertiz incelemesinin masrafının bu kapsamda olduğu ve bu sebeple davalı Sigorta şirketinden isteyebileceğinden ilk derece mahkemesince ekspertiz incelemesi masrafının davalıdan tahsiline karar verilmesi doğrudur.
Davalı vekilinin arabuluculuk ücretinin davalıya yükletilmesinin hatalı olduğu itirazı yönünden:
6325 Sayılı Yasanın 18/A-14 maddesi; "Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır." şeklindedir. Davalı davanın açılmasına sebebiyet vermiş ve davada haksız çıkmış olduğundan arabuluculuk ücretinden sorumlu tutulması doğrudur.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın kısmen karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/04/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.480,06 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 654,00 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubuyla, bakiye 826,06TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
-
Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.12.09.2024
Başkan Üye Üye Katip
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32