Adana BAM 3. HD 2022/776 E. 2024/177 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2022/776
2024/177
18 Ocak 2024
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/776 - 2024/177
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/776
KARAR NO : 2024/177
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : ... Esas, ... Karar
DAVACI : ... ...
VEKİLİ : Av...
DAVALI : ...
VEKİLLERİ : Av...
Av...
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 18/01/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 18/01/2024
Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/09/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ.
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 18/06/2016 tarihinde ... ... ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı aracıyla seyir halindeyken evin önünde duran müvekkili ... ...'a çarpması sonucu yaralamalı trafik kazası meydana geldiği, müvekkilinin ciddi oranda geçici ve kalıcı sakatlığa duçar olduğu, bu kazanın gerçekleşmesinde ... plakalı aracın sürücüsünün tazminatı gerektirir derecede kusurlu olduğunu, kusurlu olan aracın davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğunu belirterek şimdilik 50,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmesi talep etmiştir.
ISLAH: Davacı vekili 02/07/2021 tarihli dilekçesi ile dava değerini 107.452,53 TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın davalı şirket nezdinde sigortalı olduğunu, kabul manasında olmamak üzere davacının maluliyetinin İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından tespit edilmesi gerektiğini, sigorta poliçesinin ancak gerçek ve doğrudan olan zarar kalemleri için teminat verdiğini, geçici iş göremezlik tazminatı talepleri tedavi teminatı içerisinde değerlendirildiğinden teminat dışında olduğunu, sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı aracın kusuru oranında olduğunu, bu nedenle kusur durumunu Adli Tıp Kurumu tarafından tespitinin istendiğini, kabul manasına gelmemek üzere tazminat hesaplamalarındaki gelirin asgari ücret olarak alınması gerektiğini belirterek açılan davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece "18/06/2016 tarihinde davalı sigortacı tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası yapılan ... plakalı aracın sürücüsünün %25 oranındaki kusuru ile sebebiyet verdiği kazada davacının %70 oranında kusurlu olduğu, bu kazada yaralanan davacının kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre %7 oranında malul kaldığı, iyileşme süresinin 1 aya kadar uzayabileceği, sürekli iş gücü kaybına uğradığı, davanın bu nedenle kaynaklanan zararın tazmini için açıldığı, aktüer bilirkişi tarafından TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemi dikkate alınarak yapılan hesaplamada davacının 107.452,53 TL kalıcı maluliyet talep edeceğinin hesaplandığı, meydana gelen zarardan ... Sigorta A.Ş.nin KTK'nın 91. vd. maddeleri gereğince zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olarak poliçe limiti dahilinde sorumlu olduğu, zararın poliçe teminatı kapsamında kaldığı anlaşıldığından, davanın 107.452,53 TL üzerinden kısmen kabulüne, geçici iş göremezlik yönünden davacının kaza tarihinde 6 yaşında olması ve gelir elde etmesi mümkün olmadığı" gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile 107.452,53 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının 18/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının geçici iş göremezlik tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; TRH yaşam tablosu ve %18 teknik faiz dikkate alınarak yapılan tazminat hesabının karara esas alınması gerektiğini, aksi yönde yapılan hesaplamayı kabul etmediklerini, maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp 3. İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, tıp fakültesinden alınan raporu kabul etmediklerini, hükme esas alınan raporun Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırıldığı için Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi hakkındaki Yönetmeliğe uygun olarak düzenlenmesi gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumundan öncelikle söz konusu kazanın iş kazası olup olmadığının, davacı tarafa peşin sermaye değerli gelir bağlanıp bağlanmadığının, herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun sorulması, ödeme yapılması durumunda ödenen miktarın tazminat bedelinden düşülmesi gerektiğini, karara esas alınan kusur oranlarını kabul etmediklerini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hükmedilen yasal faiz tarihinin hatalı olduğunu, müvekkili tarafından yapılan ödeme ile başvurucunun tüm zararı giderildiğinden ve müvekkili temerrüde düşmediğinden, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3 ve 55 maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi tazminat davasıdır.
İlk derece mahkemesinde yapılan yargılamada; tarafların bildirdikleri deliller toplanmış, hasar dosyası ve tedavi belgeleri celp edilmiş, SGK'dan rücuya tabi bir ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılmış, trafik bilirkişisinden 22/02/2019 tarihli ve ATK Ankara Gurup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesinden 24/01/2020 tarihli, 357 sayılı kusur raporları alınmış, davacının maluliyeti ATK 2. İhtisas Kurulunun 23/11/2020 tarihi, 15023 sayılı raporu ile belirlenmiş, akabinde dosya hesap bilirkişisine tevdi edilerek 31/03/2021 tarihli hesap raporu alınmış, giderek ıslahlı davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Hükmü davalı vekili istinaf etmiştir.
İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davalı vekilinin hükme esas alınan hesap raporuna ilişkin yapmış olduğu istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Davalı vekili TRH 2010 mortalite tablosu esas alınarak 1.8 teknik faiz uygulanmak suretiyle zararın belirlenmesi gerektiğini itirazen ileri sürmektedir. İlk derece Mahkemesi kararında hükme esas alınan 31/03/2021 tarihli hesap raporunda TRH 2010 mortalite ve progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplamaya göre hüküm kurulmuştur.
2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90.maddesined yer alan “…Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenen hususlar hakkında 11/01/2011 tarihli ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır…” hükmü ile aynı Kanunun 92/i maddesinde yer alan; “… Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler…” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarih ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanununun 90.maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92.maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Bu durumda mağdurların zararının ve zararın kapsamının 2918 Sayılı Kanun ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiile dair hükümleri ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekmektedir.
Bu çerçevede Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanılması içtihat edilmiştir.( Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 Esas, 2021/1848 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 14.01.2021 tarih ve 2020/2598 Esas, 2021/34 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 22.12.2020 tarih ve 2019/5206 Esas, 2020/8874 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21/06/2021 gün ve 2021/ 2457 esas ve 2021 / 3304 karar sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/13625 esas ve 2022/8912 karar sayılı 16/06/2022 günlü kararı)
Şu durumda, yukarıda açıklanan yerleşik Yargıtay kararları ile mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin uygulanması içtihad edildiğinden, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
Davalı vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporuna ilişkin yapmış olduğu istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; Yargıtay 17. ve 4. Hukuk Dairelerinin yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli Tıp Kurumu İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Buna göre; 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki kazalar için 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınması gerekmektedir.(Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2018/4121 esas ve 2018/8559 karar sayılı kararı yine Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13431 esas ve 2022/8667 karar sayılı kararları da aynı yöndedir. )
Bu açıklamalara göre davacının yaralanmasına ilişkin trafik kazasının 18/06/2016 tarihinde meydana geldiğine göre davacının maluliyet oranının Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre hazırlanmış sağlık kurulu raporu ile belirlenmesi gerekmektedir.
İlk derece mahkemesinin kararına dayanak yapılan, ATK 2. İhtisas kurulu tarafından düzenlenen 23/11/2020 tarihli, 15023 sayılı rapor incelendiğinde söz konusu raporun Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine düzenlenmiş olduğu görülmektedir. Buna göre davalı vekilinin bu yoldaki istinaf başvurusuna itibar edilmemiştir.
İlk derece mahkemesince, SGK'ya müzekkere yazılarak davacı rücuya tabi bir ödeme yapılıp yapılmadığı sorulmuş olup, müzekkere cevabı ile davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı anlaşılmakla davalının bu yoldaki istinaf itirazlarının da reddi gerekir.
Hükme esas alınan 31/03/2021 tarihli hesap raporunda asgari ücret üzerinden hesap yapılmasında hukuka aykırılık bulunmamakla; davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazının da reddi gerekmiştir.
Uyuşmazlıkta davacı hükme esas alınan kusur raporu ile %30 oranında kusurlu bulunmuş olup, ayrıca müterafik kusur indirimi yapılması yolunda dosyada herhangi bir delil bulunmamakla; bu yöndeki istinaf itirazının da reddi gerekmiştir.
Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.
Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9.gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde yada başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı sigorta şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının davalı sigorta şirketine başvurusundan 8 iş günü sonra davalının temerrüte düştüğünün kabulü ile yazılı şekilde faiz başlangıç tarihe hükmedilmesi yerinde görülmekle, davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
İlk derece mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 7.340,08 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 1.825,30 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 5.514,78 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
-
Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri iki yüz otuz sekiz bin yedi yüz otuz (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.18/01/2024
Başkan Üye Üye Katip
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38