SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/2299

Karar No

2024/1575

Karar Tarihi

26 Haziran 2024

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2299 - 2024/1575

T.C.

ADANA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/2299

KARAR NO : 2024/1575

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ...

ÜYE : ...

ÜYE : ...

KATİP : ...

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 02/06/2022

NUMARASI : ... Esas, ... Karar

DAVACI : ... ... -

VEKİLİ : Av...

DAVALI : 1- ... SİGORTA A.Ş -

VEKİLİ : Av...

DAVALI : 2- ... ... ... SİGORTA ŞİRKETİ -

VEKİLİ : Av...

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)

KARAR TARİHİ : 26/06/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 26/06/2024

Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02.06.2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 18.10.2019 tarihinde gerçekleşen trafik kazasında ... plakalı araçta yolcu konumunda olan müvekkilinin yaralandığını, ... plakalı aracın ... ... Sigorta A.Ş. tarafından sigortalandığını, kazaya karışan ... plakalı aracın ... ... ... Sigorta Şirketi tarafından sigortalandığını, davalılara yapılan başvurulardan sonuç alınamadığını fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 30,00 TL geçici ve 30,00 TL sürekli iş gücü kaybı tazminatı olmak üzere toplam 60,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

ISLAH: Davacı vekili ıslah dilekçesi ile; 126.498,29 TL kalıcı maluliyet tazminatı, 5.817,01 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 132.315,30 TL maddi tazminatın davalı ... ... Sigorta Şirketinden; 42.166,10 TL kalıcı, 1.936,01 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 44.102,11 TL maddi tazminarın davalı ... ... ... Sigorta Şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı ... ... ... Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesi ile; dava öncesi sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, ... plakalı aracın 11.11.2018/2019 dönemini kapsar şekilde ... nolu poliçe ile teminat altına alındığını, Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesince kusur oranlarının belirlenmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik taleplerinden sigorta şirketinin sorumluluğunun olmadığını, hesaplanan tazminattan müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, SGK ödemelerinin tespit edilerek varsa ödemelerin hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile; dava öncesi sigorta şirketine eksik evrak sunulduğundan başvurunun sonuçlandırılamadığını, ... plakalı aracın ... ... Sigorta A.Ş. tarafından sigortalandığını, geçici iş göremezlik taleplerinden sigorta şirketinin sorumluluğunun olmadığını, SGK ödemelerinin tespit edilerek varsa ödemelerin hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece davanın kabulü ile, geçici iş göremezlik süresi için 5.817,01 TL kalıcı maluliyetten kaynaklı 126.498,29 TL olmak üzere toplam 132.315,30 TL maddi tazminatın davalılardan ... ... Sİgorta AŞ'den; geçici iş göremezlik süresi için 1.936,01 TL kalıcı maluliyetten kaynaklı 42.166,10 TL olmak üzere toplam 44.102,11 TL maddi tazminatın davalı ... Sİgorta AŞ'den talep gibi arabuluculuk başvuru tarihi olan 30/01/2020 gününden itibaren işleyecek avans faizi ile alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı ... ... Sigorta A.Ş vekili istinaf dilekçesi ile; davacı tarafından dava şartının yerine getirilmediğini, müvekkili şirkete eksik evrak ile başvuru yapıldığını, bu nedenle sigorta şirketi aleyhine doğrudan doğruya dava yoluna gitme hakları bulunmadığını, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürüyemeyeceğini, davacı tarafından talep edilen geçici iş göremezlik tazminatı talebinin teminat dışı olduğunu, davacının tazminat talebinin haksız fiilden kaynaklandığını, bu nedenle avans faize hükmedilemeyeceğini, aktüer hesaplamında 04.12.2021 tarihinde yayınlanan genel şart kapsamında 1,65 teknik faiz uygulanması gerektiğini, ıslah ile arttırılan kısım için ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanması gerektiğini belirterek usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Karara karşı davalı ... ... ... Sigorta Şirketi vekili istinaf dilekçesi ile; davaya konu kazanın trafik iş kazası olması nedeni ile SGK tarafından bağlanan peşin sermaye değerinin sorularak tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, mahkemece avans faize hükmedilmesi ve faiz tarihinin arabuluculuk başvuru tarihi olarak esas alınmasının hatalı olduğunu, meydana gelen kazada davacının emniyet kemeri takmadığı sabit olduğundan mahkemece hükmolunan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, trafik kazası nedeni ile meydan gelen yaralanmadan kaynaklı geçici iş göremezlik ve kalıcı iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı ... ... Sigorta A.Ş vekili ve davalı ... ... ... Sigorta Şirketi vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Davalı ... ... Sigorta Şirketi vekilinin başvuru şartının yerine getirilmediği yönündeki istinaf başvurusu bakımından yapılan incelemede;

Davalı vekili, dava açılmadan önce müvekkili şirketi başvurulmadığını ileri sürmüş ise de; eldeki dosyaya baktığımızda davacı tarafından dava açılmadan önce 18.10.2019 tarihinde sigorta şirketine başvurması üzerine 06.01.2020 günlü hasar dosyasının açıldığı, davacı tarafından dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine gerekli tüm belgelerle, kaza tutanakları, tedavi evrakları vd. ile usulüne uygun olarak başvuru yapıldığı, ancak davalı sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin usulüne uygun başvuru yapılmadığı yönündeki istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

Davalı ... ... Sigorta Şirketi vekilinin Anayasa Mahkemesi kararlarının geçmişe yürütülemeyeceği yönündeki istinaf talebi yönünden yapılan incelemede;

T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).

Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında; “Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." yolundaki 153. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.

Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da; “Sonradan çıkan içtihadı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.

Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.

Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada "İptal kararları geriye yürümez" kuralına yer verilmiştir.

... Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler.

Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve "İptal kararları geriye yürümez" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı, çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.

Ancak geriye yürümezlik ilkesinin en önemli istisnası, Anayasa’nın 152. maddesindeki somut norm denetimidir. Madde uyarınca mahkeme önüne gelen uyuşmazlıkta Anayasa aykırılık iddiasını ciddi görülür ve Anayasa Mahkemesine iptal için başvuru yapılırsa; Anayasa Mahkemesi tarafından iptal kararı verildiğinde, iptal kararına uymak zorundadır. Özelikle Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümeyecekse somut norm denetimine başvurunun bir anlamı olmayacaktır. Somut norm denetiminde, iptal kararının yapısı gereği durdurulan dava bakımından geriye etkili uygulama söz konusudur.

İtiraz yoluyla yapılan başvuru üzerine iptal edilen hükmü, benzer işlerde uygulama durumunda bulunan başka mahkemeler de Anayasa Mahkemesi iptal kararına uymak zorunda olup, iptal edilen yasa maddesine dayanarak karar veremezler. İtiraz yoluna başvuran mahkemenin verilecek olan iptal kararı ile bağlı olması, diğer mahkemeler bakımından da aynı etkiyi haizdir. Sadece başvuran mahkeme açısından iptal kararının geriye yürüyeceğinin kabulü, uygulanacak olan norm bakımından mahkemeler arasında eşitsizlik doğuracaktır. Tüm mahkemelerin itiraz yoluna başvurması da beklenemeyeceğinden, uyuşmazlığa dair iptal kararının diğer mahkemelerde derdest olan davalar bakımından da uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır bu nedenle davalı vekilinin Anayasa Mahkemesi kararının geçmişe yürütülemeyeceği yönündeki itirazının reddi gerekmiştir.

Davalı ... ... Sigorta A.Ş vekilinin geçici iş göremezlik tazminatının teminat dışı olduğu yönündeki istinaf başvurusu bakımından yapılan incelemede;

Davalı vekili her ne kadar geçici iş göremezlik zararından sigorta şirketlerinin sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürmüş ise de,

09/10/2020 günlü resmi gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı dikkate alındığında davacının zararının belirlenmesinde 01/06/2015 günlü ZMSS genel şartlarının tümü ile dikkate alınamayacağı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle davacının tedavi sürecinde uğramış olduğu geçici iş görmezlik zararının davacının gerçek zararı niteliğinde olduğu, dolayısıyla davalı sigorta şirketi tarafından davacının uğramış olduğu bu zararın karşılanması gerektiği anlaşıldığından bu miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır bu yönü ile buna dair istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.(Aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/6271 esas ve 2020/8104 karar sayılı 03/12/2020 günlü kararı)

Davalı ... ... Sigorta A.Ş vekilinin hesaplama tekniğine yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;

Davalı vekili aktüer hesaplamında 04.12.2021 tarihinde yayınlanan genel şart kapsamında 1,65 teknik faiz uygulanması gerektiğini ileri sürmüş ise de;

2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90.maddesined yer alan “…Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenen hususlar hakkında 11/01/2011 tarihli ve 6098 Sayılı ... Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır…” hükmü ile aynı Kanunun 92/i maddesinde yer alan; “… Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler…” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarih ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanununun 90.maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92.maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Bu durumda mağdurların zararının ve zararın kapsamının 2918 Sayılı Kanun ve 6098 Sayılı ... Borçlar Kanununun haksız fiile dair hükümleri ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekmektedir.

Bu çerçevede Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanılması içtihat edilmiştir.( Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 Esas, 2021/1848 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 14.01.2021 tarih ve 2020/2598 Esas, 2021/34 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 22.12.2020 tarih ve 2019/5206 Esas, 2020/8874 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21/06/2021 gün ve 2021/ 2457 esas ve 2021 / 3304 karar sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/13625 esas ve 2022/8912 karar sayılı 16/06/2022 günlü kararı)

İlk derece mahkemesi tarafından tarafından hükme esas alınan 10.09.2021 tarihi hesap bilirkişi raporu incelendiğinde; bilirkişinin davacının zararın belirlenmesine ilişkin olarak “...TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin...” tespitlerile davacının kalıcı maluliyet zararı belirlenmiştir. Şu durumda, yukarıda açıklanan yerleşik Yargıtay kararları ile mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin uygulanması içtihad edildiğinden, hesaplama yöntemine ilişkin istinafı haklı görülmemiştir.

Davalı ... ... Sigorta A.Ş vekilinin ıslah ile arttırılan kısım için ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği yönündeki istinaf başvurusu bakımından yapılan incelemede;

Davalı vekili, ıslah ile arttırılan kısım yönünden ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanması gerektiğini ileri sürmüş ise de,

Dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.

Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.

2918 Sayılı Yasanın 97 ve 99. md.leri gereği dosyaya baktığımızda; davacı vekili 18.10.2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeni ile davacının yaralandığını belirterek davalı sigorta şirketinden 06.01.2020 tarihinde, hastane evrakları ile kaza tespit tutanağı ve diğer ilgili evraklar ekli olacak biçimde maddi tazminat davası isteminde bulunduğu dikkate alındığında, iş bu başvurudan 8. iş günü sonrası olan 20.01.2020 tarihinden itibaren davalı sigorta şirketinin temerrüte düştüğünün kabulü ile bu tarihten itibaren faize karar verilmesi gerekmekte ise de, davacı vekilinin arabulucuya başvuru tarihi olan 30.01.2020 tarihinden itibaren faiz isteminde bulunduğu, mahkemece talep ile bağlı kalınarak tüm tazminat miktarı için 30.01.2020 tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin davalının lehine olduğu ve aleyhe hüküm kurulamayacağı kanaatine varılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

Davalı ... ... ... Sigorta Şirketi vekilinin kazanın trafik iş kazası olduğu ve SGK tarafından davacıya ödenen peşin sermaye değerinin tazminattan mahsup edilmesi gerektiği yönündeki istinaf başvurusu bakımından yapılan incelemede;

Davalı vekili davaya konu kazanın trafik iş kazası olması nedeni ile SGK tarafından bağlanan peşin sermaye değerinin sorularak tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, dosya içerisinde mevcut Hatay SGK il Müdürlüğünün 17.05.2022 günlü yazısına göre iş bu dosyaya konu kaza nedeni ile davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığının belirtildiği, ayrıca dosya arasında davacının yaralanmasına neden olan kazanın trafik iş kazası olduğuna dair hiçbir tespit bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

Davalı ... ... ... Sigorta Şirketi vekilinin müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği yönündeki istinaf başvurusu bakımından yapılan incelemede;

Davalı vekili meydana gelen kazada davacının emniyet kemeri takmadığı sabit olduğundan mahkemece hükmolunan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de,

Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.)düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir.

Somut olayda kaza tespit tutanağı ve dosyadaki diğer evraklar incelendiğinde, davacının ... plaka sayılı araçta yolcu konumunda olduğu, araç içinden fırlayarak uçma veya uçarak bir cisme çarpma gibi bir durumunun olmadığı, dosya kapsamından davacının kaza anında emniyet kemerinin takılı olmadığına ilişkin bir delil bulunmadığı gibi bu hususun davalı tarafça da usulünce kanıtlanmadığı, yine içinde yolcu olarak bulunduğu aracın sürücüsünün ehliyeti mevcut olup, sürücünün alkollü olduğuna dair bir tespit de bulunmadığı dikkate alındığında hükmedilen tazminattan indirim yapılmasını gerektirir her hangi bir olgu bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Davalı ... ... Sigorta A.Ş vekili ve davalı ... ... ... Sigorta Şirketi vekilinin faize yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;

Davalılar vekilleri hükmolunan tazminata avans faizi uygulanmasının hatalı olduğunu ileri sürmüşlerdir.

HMK'nın “Hükmün yazılması” başlıklı 298/2. maddesi gereğince gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.

Eldeki dosyaya baktığımızda ilk derece mahkemesince gerekçeli kararın gerekçe kısmında "davanın kabulü ile maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 25.01.2017 gününden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" şeklinde karar verildiği, ancak hüküm fıkrasında ise "tazminatın avans faizi ile davalılardan tahsiline" hükmedildiği, mahkemenin gerekçeli kararı ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluştuğu, söz konusu durumun HMK'nın 298/2. Maddesine aykırı olduğu anlaşılmıştır. Bu yönü ile davalıların itirazları yerindedir.

Ne var ki, davacının içerisinde yolcu olarak bulunduğu ... ... Sigorta A.Ş 'ye sigortalı olan ... plakalı aracın ruhsat kaydına göre otobüs olduğu kullanım amacının "ticari" olduğu, yine davalı ... ... ... Sigorta Şirketine sigortalı olan ... plakalı aracın da çekici yarı römork cinsinde ve kullanım amacınında ticari olduğu görülmekle sonuç itibari ile ilk derece mahkemesince kurulan hükümde temerrüt faizi olarak ticari faize hükmedilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla gerekçe ile hüküm fıkrası arasındaki çelişkinin bu şekilde giderilmesine, sonucu itibarı ile hüküm fıkrası yerinde olmakla davalıların bu yöndeki istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;

İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02.06.2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı ... ... Sigorta A.Ş vekili ve davalı ... ... ... Sigorta Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

  2. Harçlar Kanunu gereğince davalı ... ... Sigorta A.Ş'den alınması gereken 9.038,45 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 2.260,00 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubuyla, bakiye 6.778,45‬ TL harcın davalı ... ... Sigorta A.Ş'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

  3. Harçlar Kanunu gereğince davalı ... ... ... Sigorta Şirketi'den alınması gereken 3.012,62 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 760,00 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubuyla, bakiye 2.252,62‬ TL harcın davalı ... ... ... Sigorta Şirketi'nden tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

  4. Davalı ... ... Sigorta A.Ş tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

  5. Davalı ... ... ... Sigorta Şirketi tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

  6. Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,

  7. İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

  8. Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,00) ... Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.26.06.2024

Başkan Üye Üye Katip

İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülendairesiAçılan)Tazminat(ÖlümözetiistinafdereceVeadanaZararnedenlerivekiliıslahkararınınCismanikesinilerihükümSebebiylenumarasımahkemesihukukcevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim