Adana BAM 3. HD 2022/1987 E. 2024/1436 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2022/1987
2024/1436
6 Haziran 2024
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1987
KARAR NO : 2024/1436
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : ... Esas, ... Karar
DAVACI : ... - ...
VEKİLLERİ : Av. ... -
Av. ... -
DAVALI : ....
VEKİLLERİ : Av. ... -
DAVA : Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat)
KARAR TARİHİ : 06.06.2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 06.06.2024
İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.11.2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 31/10/2018 günü dava dışı ... ...'in sevk ve idaresindeki ... Plaka sayılı araç ile davacı müvekkili yönetimindeki ... plaka sayılı motosikletin ön kısmına çarpması neticesinde davacı müvekkilinin ağır yaralanmasına ve sakatlanmasına sebebiyet veren trafik kazasının meydana geldiğini, kazadan sonra tutulan kaza tespit tutanağında kazanın oluşumunda dava dışı ... plakalı araç sürücüsü ... ...'in 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanu'nun 84/g maddesinde yer alan ''Araç sürücüleri trafik kazalarında, şeride tecavüz etme hallerinde asli kusurlu sayılırlar'' kuralını ihlal ettiğinden kusurlu olduğunu, davacı müvekkilinin ise kusursuz olduğunun belirtilmiş olduğunu, müvekkilinin mermer ustası olduğunu ve günlük işlerde, yevmiye usulü çalışarak aylık 3.500 TL civarında net gelirinin olduğunu ve geçimini sağladığını ancak dava konusu kaza nedeniyle vücudunun çeşitli yerlerine darbeler aldığını, başta diz bölgesi olmak üzere sol ayağında, sağ el başparmağında ve vücudunun çeşitli yerlerinde birden fazla parçalı kırık meydana geldiğini, kırıkların oluştuğu bölge dikkate alındığında müvekkilinin hareket kabiliyetinin büyük ölçüde sınırlandığını, yaralandığı ve sakatlandığı bölgelerle ilgili hareket kısıtlılığı ve güç kaybının meydana geldiğini, böylelikle müvekkilinin eskisi gibi oturma, kalkma, yürüme, koşma, eğilip kalkma, merdiven inip çıkma, ağır kaldırma becerisi gösteremediğini, müvekkilinin geçirmiş olduğu kaza sebebiyle basit günlük aktiviteleri bile yardım aldığını, vücut bütünlüğünün bozulmuş olması sebebiyle meydana gelen bedensel zarar neticesinde kalıcı performans, iş gücü ve kazanç kaybına uğradığını beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik yasal faizi ile birlikte 100,00 TL maddi tazminatın, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ISLAH : Davacı vekili 05.10.2021 tarihli dilekçesi ile dava değerini geçici iş göremezlik tazminatı yönünden 5.031,86 TL'ye ve sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden ise 268.615,61 TL'ye olmak üzere toplamda 273.647,47 TL'ye ıslah etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirkete usulüne uygun bir başvuru yapmadığını ve gerekli raporların müvekkili şirkete iletilmediğini bu sebeple davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, meydana gelen kazada sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, poliçenin 01/06/2015 tarihli kanun ve genel şartlarda yapılan değişikliklerden sonra düzenlendiğini, bu nedenle davacı tarafa ait maluliyetin özürlülük ölçütü üzerinden belirlenmesi gerektiğini, tazminat hesabı yapılacak ise TRH yaşam tablosu üzerinden teknik faiz esas alınarak yapılması gerektiğini, davacı tarafın maluliyetinin bulunmadığını, bu nedenle açılan davanın reddini talep ettiklerini, kazada müvekkili şirketin sorumluluğunun olduğunun düşünülmesi halinde kaza sebebi ile davacıya bağlanan ya da bağlanması gereken maaşın peşin sermaye değerinin davacıya yapılan diğer ödemelerin hesaplanan tazminattan düşülmesi gerektiğini belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının davalı ... aleyhine açtığı maddi tazminat davasının ıslah ile birlikte kabulü ile, 273.647,47 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 31/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketi açısından poliçe limiti ile sınırlı olmak şartı ile (miktar poliçe limiti dahilinde ) davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verildiği görüldü.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan hesap raporuna karşı sunmuş oldukları itirazları doğrultusunda yeni bir rapor alınmasın gerekirken ilgili rapor çerçevesinde karar verilmesinin yerinde olmadığını, hesap raporunun eksik ve hatalı incelemeye dayanmakta olduğunu, kabul manasına gelmemekle birlikte tazminat açısından sorumluluklarının var olduğu düşünülse dahi hesaplama da dikkate alınan gelir miktarını kabul etmediklerini, hesap raporunda tazminat miktarlarının hakkaniyete aykırı ve hatalı bir şekilde çok yüksek belirlenmiş olduğunu ve kabul etmelerinin mümkün olmadığını, progresif rant formulü kullanılarak hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, hesap raporunda TRH yaşam tablosu dikkate alınmış ancak teknik faizin %1.8 olması gerekirken %0 olarak baz alınmış ve bu şekilde bir hesaplama yapılmış olduğunu, mevcut raporun bu hali ile kabul edilebilir olmadığını, davacının zararının kaza ile doğmuş ve belirlenebilir nitelikte olduğunu, kaza tarihinde mevcut yasal düzenlemeye göre tazminat hesabı yapılması gerekirken Anayasa Mahkemesi iptal kararının geriye yürütülmesi sureti ile hesaplama yapılmasının Anayasaya aykırı olduğunu, eğer Anayasa Mahkemesi iptal kararı geriye yürüyorsa o zamandan 09.06.2021 tarihinde yürürlüğe giren yasal düzenlemeye göre hesaplama yapılmasının gerektiğini, müterafik kusur indirimi yapılmasının gerektiğini, poliçenin tanzim tarihi itibari ile genel şartlara göre geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri ile 6111 sayılı yasaya göre tedavi giderlerinden sorumlulukları bulunmadığını beyan ederek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3 ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi tazminat davasıdır.
İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili istinaf etmiştir.
Davalı vekilinin hükme esas alınan kusur raporu ve kusur oranının hatalı olduğuna ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Somut olayda, 31.10.2018 günü saat 14.00 sıralarında dava dışı sürücü ... ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobili ile ... ... Caddesi no:... önünden park halinden, sola, ... ... Caddesi istikametine hareket ettiği esnada otomobilin sağ ön kısmıyla ... ... Caddesini takiben ... ... Caddesi istikametine seyreden davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosikletin ön kısmının çarpışması neticesi davaya konu trafik kazası meydana gelmiştir.
Tüm dosya kapsamı,dava dilekçesi,kaza tespit tutanağı,kaza yeri krokisi,tüm beyanlar, 21.11.2018 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar incelendiğinde mevcut verilere göre; dava dışı sürücü ... ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı, bankette park halindeki otomobili ile ... ... istikametine doğru harekete geçmeden önce düz seyri halindeki araç trafiğini gerekli ve yeterli şekilde kontrol etmesi,karşı istikametten yaklaşmakta olan motosikletin hız ve mesafesini dikkate alarak motosiklet sürücüsüne ilk geçiş hakkını vermesi hususlarına riayet etmediği kazada %75 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosikleti geldiği olay yerinde yolun solundan, park halinden harekete geçen otomobil nedeniyle etkin fren ve direksiyon tedbiri almadığı, dönüşe geçen otomobil nedeniyle yolun sağ kısmını etkin şekilde kullanmayıp otomobile sağ ön kısmından çarptığı kazada %25 oranında kusurlu olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
Davalı vekilinin geçici işgörmezilk tazminatından sorumlu olmadıklarına ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatının teminat dışı olduğuna yönelik itirazı değerlendirildiğinde; Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında, rizikonun gerçekleşmesi halinde sigortacının ödeyeceği tazminat, 2918 Sayılı Kanun’un 91.maddesinin yollamasıyla aynı Kanunun 85.maddesine göre belirlenir. Buna göre; sigortacı, sigorta ettiren işleten tarafından, motorlu aracın işletilmesi sırasında ortaya çıkan maddi zararlar ile kişinin yaralanması veya ölmesi gibi bedeni zararlardan sorumludur. Kişinin bedenine gelen zararlarda tedavi giderlerinin ödenmesine ilişkin koşullar 98. maddede düzenlenmiştir.
Söz konusu bu madde 25.02.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 13.02.2011 tarih, 6111 Sayılı Yasanın 59. maddesi ile değiştirilmiştir. Değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesine göre, trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır. (Ek cümle: 4/4/2015-6645/60 md.) Söz konusu düzenlemeye göre, hastanelerce sunulan sağlık hizmet bedelleri yönünden sigorta şirketlerinin ve ... Hesabı’nın yükümlülükleri sona ermekte, ancak kazazedelerin bunun dışında kalan bakıcı veya tedaviye bağlı sair harcamaları yönünden ise, sigorta şirketlerinin ve ... Hesabının tedavi teminatları kapsamında sorumlulukları devam etmekte olup, teminat kapsamının yasaya aykırı genel şart hükmü ile daraltılması mümkün değildir.
Bu nedenle geçici iş göremezlik zararının poliçe teminatı kapsamında olduğu kabul edilmiş ve davalının aksi yöndeki istinafına itibar edilmemiştir.
Davalı vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporu ve maluliyet oranının hatalı olduğuna ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Bilindiği üzere Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Buna göre 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" çerçevesinde düzenlenmiş düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınması gerekmektedir.
Mahkemesinde hükme esas alınan 16.06.2021 tarihli ATK İstanbul 2. İhtisas dairesinin maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 31.10.2018 tarihinde yürürlükte bulunan 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine düzenlendiği ve kaza ile oluşan yaralanma arasında illiyet bağı kurulacak şekilde davacının iş bu kaza nedeni ile %10 oranında kalıcı bir maluliyetinin bulunduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
Davalı vekilinin davacının gelirinin hatalı hesaplandığına ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Dava dilekçesinde davacının mermer ustası olup günlük işlerde yevmiye usulü olarak çalışarak aylık 3.500,00 TL civarı net kazanç elde ettiği ileri sürülmüştür. ... Polis Merkezi Amirliğinin 31.01.2019 tarihli cevabi yazıları ekindeki ESD raporunda; davacının mermerci olduğu, çalışmadığı ailesinin yardımı ile geçindiği rapor edilmiştir.
... İnşaat Sanayi A.Ş.’nin 10.06.2019 tarihli cevabi yazıda davacının şirketleri nezdinde çalışmadığı bildirilmiştir. 16.09.2019 tarihli SGK hizmet cetvelinin incelenmesinde davacının ... sicil numaralı işyerinde brüt asgari ücret ile çalıştığı 06.10.2018 tarihinde işten çıkış yapıldığı, daha sonraki süreç ile ilgili (06.10.2018 – 16.09.2019 arası) çalışma bildirimi olmadığı görülmektedir.
Davacı vekilinin 15.06.2021 tarihi beyan dilekçesi ekinde sunduğu, ... ... Co. Unvanlı şirket kaşeli ve imzalı 26.05.2021 tarihli Çalışma Belgesinde, davacının ...’da Amerikan Büyükelçiliği projesinde mermerci ekipbaşı olarak 22.02.2019 – 04.11.2020 tarihleri arasında çalıştığı bilgisinin yer aldığı ayrıca davacıya ait ... ibareli kimlik kartının bulunduğu görülmektedir. Tüm bu nedenle yazılı şekilde emsal gelir araştırması yapılarak davacının gelirinin belirlenmesi yerinde görüldüğünden, davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
Davalı vekilinin hesaplama yönteminin hatalı olduğuna ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanılması içtihat edilmiştir.( Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 Esas, 2021/1848 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 14.01.2021 tarih ve 2020/2598 Esas, 2021/34 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 22.12.2020 tarih ve 2019/5206 Esas, 2020/8874 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21/06/2021 gün ve 2021/ 2457 esas ve 2021 / 3304 karar sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/13625 esas ve 2022/8912 karar sayılı 16/06/2022 günlü kararı)
İlk derece mahkemesi tarafından tarafından hükme esas alınan 03.10.2021 tarihi hesap bilirkişi raporu incelendiğinde bilirkişinin davacının zararın belirlenmesine ilişkin olarak "... TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin...” tespitlerile davacının kalıcı maluliyet zararı belirlenmiştir. Şu durumda, yukarıda açıklanan yerleşik Yargıtay kararları ile mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin uygulanması içtihad edildiğinden, hesaplama yöntemine ilişkin itiraz haklı görülmemiştir.
Davalı vekilinin müterafik kusur uygulanması gerektiğine ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.
Dosya kapsamında bulunan kolluk kuvvetlerince düzenlenmiş kaza tespit tutanağı incelendiğinde, motosiklet sürücüsü davacının kaza sırasında motosiklet kullanımı için gerekli ve zorunlu koruyucu tertibat olan kask kullanmadığı belirsizdir. Davacının sürücünün maluliyeti sağ omuz eklem haraket kısıtlılığına bağlı kalıcı maluliyete sebep olmuş olup, davacının kask ve koruyucu ekipman takmadığını, bu nedenle zararın oluşmasında kendisinin kusurlu olduğu belirtmiş ise de, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 150/1-a bendi gereğince motosiklet sürücü ve yolcularının koruyucu kıyafet olarak kask takması mecburi iken, yönetmelikte dizlik veya koruyucu tertibat takılması gerektiğine ilişkin olarak herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Davacının yaralanmasının sağ omuz oluştuğu, buna bağlı olarak kask takılı olmaması oluşan maluliyet arasında illiyet bağı bulunmadağı, Karayolları Trafik Kanunu Yönetmeliği gereğince koruyucu ekipman olarak takılması zorunlu olan ekipmanın kask olması gerektiği, davacının maluliyetinin kafa bölgesinde oluşmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haklı görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 18.692,85 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 4.673,21 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 14.019,64 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
-
Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade, harç iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 06.06.2024
... ... ... ...
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45