SoorglaÜcretsiz Dene

Adana BAM 3. HD 2022/770 E. 2023/2487 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/770

Karar No

2023/2487

Karar Tarihi

21 Aralık 2023

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/770 - 2023/2487

T.C.

ADANA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/770

KARAR NO : 2023/2487

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN :

ÜYE :

ÜYE :

KATİP :

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

NUMARASI : 2014/... Esas, 2021/... Karar

DAVACI : ...

VEKİLLERİ : Av. ... - Uets

Av. ... - Uets

DAVALI : ... Sigorta Anonim Şirketi

Av. ... - Uets

VEKİLİ : Av. ... - [... ] Uets

DAVA : Tazminat (ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat)

KARAR TARİHİ : 21.12.2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 21.12.2023

... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/10/2021 tarih ve 2014/... Esas, 2021/... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06.09.2008 günü saat 07.30 sıralarında ... ili, ... ilçesinde, dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın ... karayolunda seyrederken direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu, araçta yolcu olarak bulunan müvekkili ...'ün yaralanarak beden gücü kaybına uğradığını, meydana gelen kaza sebebiyle davacının ağır yaralandığını ve malul olduğunu, ... 1. İş Mahkemesinin 2012/... esas sayılı dosyasına sunulan Adli Tıp Kurumu 3.Adli Tıp İhtisas Kurulunun xx.08.2013 tarihli maluliyet raporuyla trafik kazası neticesinde davacının tüm vücut fonksiyonlarını %100 oranında sürekli olarak kaybettiğini, mahkemecede takdir edileceği üzere %100'lük özür oranına sahip olan davacının kazadan önceki hayatını yaşama ihtimali mevcut olmadığını, mutlak bakım ihtiyacı olan davacının yaşadığı süre boyunca da yardıma muhtaç olduğunu, trafik kazasında yaralanma sebebiyle %100 oranında sürekli özrü bulunan davacının tedavi ve bakım-bakıcı giderlerinin karşılanabilmesi amacıyla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep edilmiştir.

ISLAH : Davacı vekili 18.06.2020 tarihli dilekçesi ile dava değerini 125.000,00 TL'ye ıslah etmiştir.

CEVAP: Cevap dilekçesi sunulmadığı görüldü.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, açılan davanın kabulü ile, 125.000,00 TL bakıcı gideri tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği görüldü.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; Anayasa Mahkemesi’nin kararı ile iptal edilen maddelerin işbu uyuşmazlık bakımından dikkate alınmamasının gerektiğini, bilirkişi raporunun hatalı düzenlenmiş olduğunu, davacının geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatının SGK'nın sorumluluğunda olduğundan müvekkilinin bu hususlarda herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, kabul manasına gelmemek kaydıyla kusur oranının tespiti bakımından dosyanın ATK İhtisas Dairesine gönderilmesinin gerektiğini, sigortalı araçta yolcu olarak bulunan davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığı hususunun netleştirilmesi ile müterafik kusur indirimi yapılmasının gerektiğini, dava konusu kazanın hatır taşıması kapsamında olduğu açık olduğundan %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmasının gerektiğini ve bu şekilde hesaplama yapılması halinde hasar aşamasında yapılmış olan ödemenin yeterli olduğunun görüleceğini beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3 ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi tazminat davasıdır.

İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hükmü, davalı vekili istinaf etmiştir.

Davalı vekilinin Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümeyeceğine ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;

T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında; “Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." yolundaki 153. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir. Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da; “Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.

Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Bu nedenle sigorta şirketi vekilinin Anayasa Mahkemesi kararının geriye yürümeyeceğine yönelik istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

Davalı vekilinin hükme esas alınan kusur oranına ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;

Somut olayda, 06.08.2014 günü saat 07.30 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracı ile ... istikametinden ... istikametine seyir halinde iken olay mahalli olan köprü inşaanının olduğu yol bölümüne hızlı girmesinden dolayı direksiyon hakimiyetini kaybederek yoldan çıkması neticesi yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir.

Tüm dosya içeriği incelenip değerlendirildiğinde olayın; ...'in ... plakalı araç sürücüsü, araç ile inşaatı devam eden köprüye hızlı girmesinden dolayı direksiyon hakimiyetini kaybederek yoldan çıkması sonucu meydana geldiği kanaatine varıldığından mevcut veriler ışığında; sürücüler dönemeçlere girerken. Tepe üstlerine yaklaşırken, dar köprü ve menfezlere girerken, dönemeçli yollarda ilerlerken kullanmış oldukları araçların hızlarını hava, yol ve trafiğin gerektirdiği şartlara göre ayarlayarak kullanmak zorundadırlar. ... ... plakalı araç sürücüsü olay anında taşıt kullanırken yola gereken dikkat ve özeni göstermemiş, yapımı devam eden köprü inşaatı bölümüne hızlı girmiş, kullanmış olduğu aracın hızını yolun durumuna göre ayarlamamış, trafik uyarı işaretlerini dikkate almayarak, dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranatak direksiyon hâkimiyetini kaybederek yoldan çıktığı kazanın oluşumunda asli ve %100 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.

Davalı vekilinin hükme esas alınan hesap raporuna ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;

Düzenlenme tarihi 01.06.2015 tarihinden önce olan poliçeler için, sürekli bakıcı gideri sigotta poliçelerinde tedavi giderleri klozundan karşılanmaktadır. Nitekim poliçelerde iki ana kloz bulunmaktadır. Bir tanesi yaralanmaya bağlı işgöremezlik tazminatına yönelik tazminat diğeri ise tedavi giderlerine yönelik tazminattır. Bu iki tazminat iki ayrı klozda belirtilmektedir.

Tedavi giderleri ayrı kloz olduğundan bu hususun maluliyet ödemesinden fatklı değerlendirilmesi gerekmektedir. Uyuşmazlığa konu olay 06.08.2008 tarihinde vuku bulmuştur. Davacı ... 01.06.1966 doğumludur.

Davacının bakiye yaşam süresi TRH 2010 yaşam tablosuna göre hesaplanması gerekmektedir. Ancak ilk derece mahkemesince hükme esas alınan 27.03.2020 tarihi hesap bilirkişi raporuna PMF tablosuna göre hesaplanmıştır. Bu hesap yöntemine göre, kaza tarihi itibarıyla 42 yıl, 02 ay, 05 günlük olup 42 yaşında kabul edilmiştir. Bakiye muhtemel ömrü 28 yıl kabul edilmiştir. Bu durumda 2036 senesi sonuna kadar yaşama şansı bulunduğu hesaplanmıştır.

Yukarıda açıklandığı üzere davacının bakiye yaşam süresi TRH 2010 yaşam tablosuna göre hesaplanması gerekmekte ise davalının lehine olacak şekilde PMF tablosuna göre hesaplanmıştır. İstinaf edenin istinaf başvurusunun aleyhine sonuç doğuramayacağından, bu husus ortadan kaldırma sebebi yapılmamıştır.

Davalı vekilinin bakıcı gideri tazminatından sorumlu olmadıklarına ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;

Diğer yandan, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği geçici işgöremezlik zararının, sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de 6111 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98. maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır.

Açıklanan maddi ve hukuki vakıalar karşısında; Anayasa Mahkemesinin KTK 90/1 maddesinin iptali de göz önüne alınıp TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan geçici işgöremezlik zararından sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine ait olduğundan, davacı için hesap edilen bakıcı gideri tazminatının karar altına alınması yerinde görülmekle, davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.

Davalı vekilinin müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğine ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;

Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana artmasına etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.

Somut olayda, davacının ... plakalı araçta yolcu konumunda olduğu davacının emniyet kemeri takıp takmadığının belirsiz olduğu ve fakat davacının kaza esnasında araçtan fırlama gibi emniyet kemerinin takılı olmadığının gösterir emarelerin de bulunmadığı anlaşılmakla, koruyucu tertibat bulunmamasına yönelik müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine ilişkin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.

Davalı vekilinin hatır taşıması indirimi uygulanması gerektiğine ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;

Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı TBK’nın 51. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hatır taşımasından ya da kullanmadan söz edebilmek için yaralanan ya da ölen karşılıksız taşınmış olmalıdır. Taşınan veya kullananın yararının söz konusu olduğu durumda hatır taşıması ilişkisi gündeme geleceğinden işletenin sorumluluğu genel hükümlere göre değerlendirilecek ve ödenceden indirim yapılacaktır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir.

Davalı tarafça hatır taşıması iddiası ileri sürülmüşse de; davacının iş akdi el çalıştığı işverenin işinin ifası sırasında araçta yolcu konumunda bulunduğundan olayda hatır taşıması indirimi yapılmasının yasal koşullarının bulunmadığından bu yöndeki istinaf başvurusu da haksız bulunmuştur.

HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;

İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

  2. Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.538,75 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 2.135,00 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 6.403,75‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

  3. Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

  4. Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,

  5. İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

  6. Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade, harç iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri iki yüz otuz sekin bin yedi yüz otuz (238.730,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 21.12.2023

Başkan Üye Üye Katip

İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülendairesiTazminatözetiistinafcismaniaçılanderecezararadanavetazminat)nedenleridavalıvekiliıslahkararınınvekillerisebebiylekesinilerihükümnumarasımahkemesihukukcevap(ölüm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:54:15

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim