SoorglaÜcretsiz Dene

Adana BAM 3. HD 2022/777 E. 2023/2404 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/777

Karar No

2023/2404

Karar Tarihi

14 Aralık 2023

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/777 - 2023/2404

T.C.

ADANA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/777

KARAR NO : 2023/2404

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN :

ÜYE :

ÜYE :

KATİP :

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

NUMARASI : 2017/... Esas, 2021/... Karar

DAVACI : ...

VEKİLİ : Av. ... Uets

DAVALI : Güvence Hesabı - ...

VEKİLİ : Av. ... - Uets

DAVA : Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat)

KARAR TARİHİ : 14.12.2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 14.12.2023

... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02.12.2021 tarih ve 2017/... Esas, 2021/... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen bir aracın 14.05.2016 tarihinde müvekkiline çarpması sonucu müvekkili ... 'ın bedensel zarara uğraması nedeniyle fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla 1.000,00 TL sürekli iş gücü kaybı tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

ISLAH : Davacı vekili 12.10.2021 tarihli dilekçesi ile dava değerini 131.858,00 TL'ye ıslah etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yetki itirazlarının bulunduğunu, dava öncesinde kuruma başvuruda bulunulduğunu ve davacıya 19.706,00 TL ödeme yapıldığını, davacı tarafın varsa aşan zararını ispat etmesi gerektiğini, fahiş bir fark bulunmaması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, vekil eden kurumun sorumluluğunun olaya dahlinin somut delillerle ispat edilmesi halinde plakası tespit edilemeyen motorlu araca atfedilen kusur oranı ve kaza tarihindeki teminat limiti ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın kabulü ile, 131.858,00 TL'nin 04.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verildiği görüldü.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; oluştuğu iddia edilen zararın davacının muayenesinin yapılarak nedensellik bağını gösterir ve uygun yönetmelik hükümlerine göre rapor aldırılmasının gerektiğini, dava öncesi başvuru sırasında ibraz edilen kusur raporu ile yargılama sırasında aldırılan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, davacının bisikletle seyir halinde olduğu gözetildiğinde müterafik kusurun varlığının kabul edilmesinin gerektiğini, tazminat hesaplamasının doğru yönetmelik hükümlerine göre yapılmasının gerektiğini, faizin başlangıç tarihinin hatalı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3 ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi tazminat davasıdır.

İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hükmü, davalı vekili istinaf etmiştir.

Davalı vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlenrdilmesinde;

Bilindiği üzere Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.

Buna göre 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" çerçevesinde düzenlenmiş düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınması gerekmektedir.

Mahkemesinde hükme esas alınan 13.07.2021 tarihli Çukurova Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Adli Tıp Kurul maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 14.05.2016 tarihinde yürürlükte bulunan 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine düzenlendiği ve kaza ile oluşan yaralanma arasında illiyet bağı kurulacak şekilde davacının iş bu kaza nedeni ile %10 oranında kalıcı bir maluliyetinin bulunduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.

Davalı vekilinin hükme esas alınan kusur raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlenrdilmesinde;

Somut olayda, 14.05.2016 günü saat 06:30 sıralarında, kimliği tespit edilemeyen sürücü yönetimindeki plakası belirlenemeyen kamyonet ile Havuzlubahçe Mahallesi istikametinden Hıdırlı istikametine Ş.Kemal Yüzgeç Bulvarını takiben seyri sırasında, olay mahallinde sağında aynı yönde gitmekte olan sürücü ... ın idaresindeki bisikleti geçip tehlikeli ve kontrolsüz biçimde sağa manevra yaptığında, kamyonetinin sağ arka kısmına bisikletin ön kısmını çarpmasıyla dava konusu trafik kazası meydana gelmiştir.

Olay yeri terk olduğundan trafik kazası tespit tutanağı düzenlenmediği anlaşılmıştır.

Dosya içinde mevcut 02.01.2018 tarihli bilirkişi raporunda, plakası belirlenemeyen kamyonetin sürücüsünün %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu belirtilmiştir.

Dosya içinde mevcut ATK trafik ihtisas dairesince düzenlenen 13.07.2018 tarihli bilirkişi raporunda, plakası belirlenemeyen kamyonetin sürücüsünün %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu belirtilmiştir.

Dosya kapsamındaki ifadeler ve diğer tüm veriler incelenip durum değerlendirmesi yapıldığında, mevcut verilere göre; kimliği tespit edilemeyen sürücü sevk ve idaresindeki kamyonet ile caddedeki seyri esnasında sağ tarafında seyreden bisikleti geçip,tehlikeli ve kontrolsüz biçimde sağa doğru hatalı doğrultu değiştirdiği sırada bisikletin ön tarafını kamyonetinin sağ arka kısmına çarpması sonucu meydana gelen olayda dikkatsiz, tedbirsiz davranışı ve kural ihlali nedeniyle %100 oranıda kusurlu olduğu, davacı sürücü ... idaresindeki bisikletle seyir halinde olduğu yolda, solunda seyir halinde olan aracın kontrolsüzce sağa doğrultu değiştirdiği sırada, aracının ön tarafından sadmeye maruz kaldığı olayda hatalı tutum ve davranışı olmaması nedeniyle atfı kabil kusuru bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.

Davalı vekilinin hükme esas alınan hesap raporuna ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilinmesinde;

2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90.maddesined yer alan “…Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenen hususlar hakkında 11/01/2011 tarihli ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır…” hükmü ile aynı Kanunun 92/i maddesinde yer alan; “… Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler…” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarih ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanununun 90.maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92.maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Bu durumda mağdurların zararının ve zararın kapsamının 2918 Sayılı Kanun ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiile dair hükümleri ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekmektedir.

Bu çerçevede Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanılması içtihat edilmiştir.( Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 Esas, 2021/1848 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 14.01.2021 tarih ve 2020/2598 Esas, 2021/34 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 22.12.2020 tarih ve 2019/5206 Esas, 2020/8874 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21/06/2021 gün ve 2021/ 2457 esas ve 2021 / 3304 karar sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/13625 esas ve 2022/8912 karar sayılı 16/06/2022 günlü kararı)

İlk derece mahkemesi tarafından tarafından hükme esas alınan 12.10.2021 tarihi hesap bilirkişi raporu incelendiğinde; bilirkişinin davacının zararın belirlenmesine ilişkin olarak “...TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin...” tespitlerile davacının kalıcı maluliyet zararı belirlenmiştir. Şu durumda, yukarıda açıklanan yerleşik Yargıtay kararları ile mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin uygulanması içtihad edildiğinden, hesaplama yöntemine ilişkin istinafı haklı görülmemiştir.

Davalı vekilinin hükme esas alınan faiz başlangıç tarihne ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilinmesinde;

Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.

Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9.gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde yada başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı sigorta şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir. Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre davalı Güvence Hesabı yönünden ise; 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren ödemesi gerekmekte olup, davalının temerrüte düştüğü kabul edilir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmiş olması yerinde görülmekle, davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.

HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;

İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

  2. Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 9.007,22 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 2.251,80 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 6.755,42‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

  3. Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

  4. Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,

  5. İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

  6. Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade, harç iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri iki yüz otuz sekin bin yedi yüz otuz (238.730,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 14.12.2023

Başkan Üye Üye Katip

İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülendairesiTazminat(Ölümözetiistinafcismaniaçılanderecezararadanavetazminat)nedenleridavalıvekiliıslahkararınınsebebiylekesinilerihükümnumarasımahkemesihukukcevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:38

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim