SoorglaÜcretsiz Dene

Adana BAM 3. HD 2022/477 E. 2023/2065 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/477

Karar No

2023/2065

Karar Tarihi

9 Kasım 2023

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ

T.C.

ADANA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/477

KARAR NO : 2023/2065

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ... (...)

ÜYE : ... (...)

ÜYE : ... (...)

KATİP : ... (...)

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ : ... .... Asliye Ticaret Mahkemesi

NUMARASI : 2015/... Esas, 2021/... Karar

DAVACILAR : 1- ... - ...- ... Mah. ... Sk. No:... İç Kapı No:... .../ ...

: ...- ... - ...- ... Mah. ... Sk. No:... İç Kapı No:... .../ ...

: 3- ... - ...- ... Mah. ... Sk. No:... İç Kapı No:... .../ ...

: 4- ... - ...- ... Mah. ... Sk. No:... İç Kapı No:... .../ ...

: ...- ... - ..., ... Mah. ... Sk. No:... İç Kapı No:... .../ ...

VEKİLİ : Av. ... - Uets

DAVALILAR : 1- ... - ... - ... Mah. ... Cad. No:... Blok İç Kapı No:... .../ ...

: ...- ... - ... - ... Mah. ... Cad. No:... Blok İç Kapı No:... - .../ ...

VEKİLİ : Av. ... - Uets

DAVALI : 3- .... ... ... Cad.no:... ... ... - ...

VEKİLİ : Av. ... - Uets

DAVA : Maddi ve manevi tazminat

KARAR TARİHİ : 09.11.2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : ...

... .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/07/2021 tarih ve 2015/... Esas, 2021/... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:

DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... ... ... tarihinde GMK bulvarındaki yaya geçidinden geçmekte iken davalılardan ...'in sevk ive idaresindeki ... plakalı motosikletin, davacıya önce çarpıp daha sonrada araçla birlikte sürüklenmesi sonucu yaralandığını, ... ay yoğun bakımda kaldığını, ... tarihli 2165 sayılı kaza tespit tutanağında motosikletin yaya geçidinde 7 metrelik fren izi olduğunu, aynı tutanakta motorla birlikte ... ... ve ... ... 15 metre sürüklendiğini, devamında 9 metre de yola sürtündüğünün yer aldığını, söz konusu kazaya tümüyle davalı ...'in sebebiyet verdiğini, kazaya karışan motosikletin ...'in babası diğer davalı ... ... ait olduğunu, davacı ... bacağına platin takıldığını ayrıca çene ve yüzünün her iki yanına da platin takıldığını, davacının bedeninde ciddi yaralanmaların olduğunu, lise son sınıf öğrencisi olduğunu, davacının kazanç ve işgücü kaybı olduğunu malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile verilecek rapor neticesinde alacaklarını arttırmak kaydıyla ve de olay tarihinden itibaren ticari faiz işletilmek kaydıyla maddi tazminatın tüm davalılardan müştereken ve müteslesilen tahsili kaydıyla olay tarihinden itibaren ticari faiz işletilmek kaydı ile 3.000,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan müştereken tahsili ile davacı ... ...'e verilmesine, davacılardan ... ... lehine 80.000,00 TL ... lehine 30.000,00 TL, ... lehine 30.000,00 TL, ... lehine 17.500,00 TL ve ... lehine 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsili ile davacılara ayrı ayrı verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

ISLAH : Davacılar vekili 28.06.2021 dilekçesi ile dava değerini maddi tazminat yönünden 62.402,93 TL'ye ıslah etmiştir.

CEVAP: Davalı .... cevap dilekçesinde özetle; hiçbir surette açılan davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla; kazaya karışan ve davacıya çarptığı iddia edilen ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde ZMMS poliçesi ile 14.04.2014/2015 dönemleri arası sigortalı olduğunu, poliçeden dolayı sakatlanma ve tedavi giderleri taleplerinin olması halinde kişi başına azami sorumluluk poliçe limitinin 268.000,00 TL olup, sigortalı araç sürücüsünün tespit edilecek kusur oranında ve zarar nispetinde olduğunu, tespiti halinde poliçeye müstenit müşterek müteselsil sorumluluklarının poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, masraf ve vekalet ücreti sorumluluklarının da bu miktara isabet eden oranlarda olacağını belirterek davalı ... şirketi aleyhine açılan tamamen haksız ve mesnetsiz davanın reddine, masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar ... ve ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dosyada mevcut kaza tespit tutanağına göre henüz tarafların kusur dağılımının mevcut olmadığını, dosyada yer alan kaza tutanağına göre kazanın yaya geçidinde değil yaya geçidinden sonra olduğunu, olayın akşam meydana geldiğini, olay yerinde yeterli aydınlatma bulunmadığını, davalıların manevi tazminat talebinde bulunabilmeleri için yasada ağır bedensel zarar şartı getirildiğini, mevcut olayda bunun şartlarının oluşmadığını, belirtilen fiziksel zararların davacının iddiaları olduğunu, istenen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı ... ... açmış olduğu maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 62.402,93 TL maddi tazminatın, davalı şahıslar için olay tarihi olan ...'ten, davalı ... şirketi için dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (davalı ... şirketi poliçe limiti ile sorumlu olmak kaydı ile) davalılardan müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine, davacıların açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddi ile; davacı ... ... için 25.000,00 TL, davacı ... için 9.000,00 TL, davacı ... için 9.000,00 TL, davacı ... için ....000,00 TL, davacı ... için 3.000,00 TL tazminatın olay günü olan ...'den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve ... ...'den müteselsilen alınarak ayrı ayrı davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği görüldü.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacılar vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu kazada tüm kusurun davalı ...'de olduğunu ve kaza nedeniyle müvekkili ... ... hem fiziken hem ruhen psikolojisinin bozulduğunu, müvekkili ...'in anne, baba ve kardeşlerinin bu olaydan derin üzüntü duymuşlar ve müvekkili davacı ...'e yardımcı olmak, yanında olmak amacıyla işlerinden geri kalmış olduklarını ayrıca paranın değer kaybetmesi karşısında manevi tazminat bakımından kısmen kabul kararı verilmesinin yerinde olmadığını, müvekkilinde oluşan maluliyet oranı ve maddi tazminat eksik hesaplanmış olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda yeniden hüküm kurulmasını talep etmiştir.

Karara karşı davalılar ... ve ... ... vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporu sonucunda hükmedilen maddi tazminatın oldukça fahiş bir miktar olduğu ve reddinin gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, davaya konu kazada vefat gerçekleşmediği için davacılar ..., ..., ..., ... yönünden manevi tazminat talep etme hakkı doğmamış olduğunu ayrıca bu davacıların manevi tazminata hak kazandıklarına ilişkin dosyada herhangi bir delil de bulunmadığını ve bu nedenlerle bu davacılar lehine manevi tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ayrıca tazminat miktarlarının tespiti, belirlenmesi açısından hangi kriterlerin kullanıldığına dair kararda bir açıklamanın mevcut olmadığını belirterek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda yeniden karar verilmesini talep etmiştir.

Karara karşı davalı .... vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ancak sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçedeki teminat tutarıyla sınırlı olarak sorumlu olabileceğini, eldeki dava değerlendirilirken poliçe genel şartlarındaki ve kanundaki teminat kapsamının gözetilmesi gerektiğini, mevcut poliçenin sağladığı teminat kapsamında olmayan hiçbir talepten müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağı bu nedenle davacının dava konusu taleplere ilişkin müvekkili sigorta şirketine yapılmış başvurusu bulunmadığını, davacı tarafın başvuru sırasında sunulması gereken evrakları sunmamış olduğunu, davacı taraf dava şartı olan zorunlu başvuruyu usulüne uygun olarak yapmadığından ve bu nedenle eldeki davanın açılmasına müvekkilinin sebebiyet vermemesi nedeniyle müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu, usulüne uygun sözlü yargılama yapılmamış olduğunu, mahkemece alınan raporda geçici iş göremezlik ve bakıma muhtaçlık süresinin tespitinin yapılma sebebinin anlaşılamadığını, bu tespiti kabul etmediklerini, dava dilekçesinde davacı tarafın geçici iş göremezlik tazmini talebinin bulunmadığını, maluliyet raporunun yanlış yönetmeliğe göre alındığını ve raporda usul ve yasaya aykırı hesaplama yapıldığını, gerekçeli kararın usulüne uygun olmadığını beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda hüküm kurulmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3, 55 ve 56. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi ve manevi tazminat davasıdır.

İlk derece mahkemesince, maddi ve manevi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Hükmü, davacı vekili ve davalı ... ve ... ... vekili ile davalı .... vekili istinaf etmiştir.

Davalı .... vekilinin dava açılmadan evvel, davalı şirketi 2918 sayılı KTK 97. md.si gereği usulüne uygun bir başvuruda bulunulmadığı ve buna bağlı vekalet ücretine ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde;

2918 Sayılı yasanın 97 maddesi (Değişik madde: 26/04/2016-6704 S.K. .... Mad.) "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir." şeklindedir. Eldeki davanın açılış tarihi 12.03.2015 tarihi olduğu dikkate alındığında, davalının istinaf konusu yaptığı dava şartının dava açıldıktan sonra 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe girdiği , iş bu dosyanın dava tarihi itibari ile sigorta şirketine karşı davadan önce başvuru yapılması gerektiğine ilişkin bir dava şartının bulunmadığı dikkate alındığında, davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.

Davalı .... vekilinin, davacının talebinden fazlasına hükmedildiğine ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde;

Tazminat hesap raporunda geçici iş göremezlik tazminatı da hesaplanmış ve fakat bu hususta bir zararın bulunmadığı belirtilmiş, öte yandan bakıcı gideri tazminatı yönünden de bir hesaplama yapılmamıştır. Davacı vekilinin mahkemesine sunmuş olduğu dava dilekçesince davacının tedavi gideri estetik ameliyat gideri, iş gücü kaybı ve kalıcı iş gücü kaybı zararı istemlerinde bulunduğu görülmüştür. Davacı vekilinin mahkemesine sunmuş olduğu 28/06/2021 günlü ıslah dilekçesi incelendiğinde ise davacı vekilinin dava dilekçesinde talep etmiş olduğu maddi tazminat miktarlarını açıkladığı ve ancak bu tazminatlardan sadece raporda belirtilen kalıcı iş görmezlikten kaynaklanan tazminat tutarı uyarınca dava değerini arttırdığı, bedel arttırım dilekçesinde bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik tazminatı ve tedavi giderine ilişkin talepler bakımından ise bir arttırım yapılmadığı görülmektedir. İlk derece mahkemesince verilen kararda da sadece iş bu kalıcı iş göremezlik tazminat talebi yönünden kabul kararı verilmiş olup fazlaya dair istemlerin reddine ilişkin hüküm kurulduğundan davacının talebinden fazlasına karar verilmiş olduğu söylenemez bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.

Davalı .... vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporu ve oranının hatalı olduğuna ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;

Bilindiği üzere Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.

Buna göre, 01/10/2008- 01/06/2015 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınması gerekmektedir.

Mahkemesinde hükme esas alınan 23.01.2015 tarihli ATK ilgili ihtisas dairesi tarafından düzenlenen maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 05.12.2014 tarihinde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine düzenlendiği ve kaza ile oluşan yaralanma arasında illiyet bağı kurulacak şekilde davacının iş bu kaza nedeni ile % 3,3 oranında kalıcı bir maluliyetinin bulunduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.

Davalı .... vekilinin hükme esas alınan hesap raporunun hatalı olduğuna ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;

2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90.maddesined yer alan “…Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenen hususlar hakkında 11/01/2011 tarihli ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır…” hükmü ile aynı Kanunun 92/i maddesinde yer alan; “… Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler…” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarih ve 2019/... Esas, 2020/... Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanununun 90.maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92.maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Bu durumda mağdurların zararının ve zararın kapsamının 2918 Sayılı Kanun ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiile dair hükümleri ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekmektedir.

Bu çerçevede Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanılması içtihat edilmiştir.( Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 Esas, 2021/1848 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 14.01.2021 tarih ve 2020/2598 Esas, 2021/... Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 22.12.2020 tarih ve 2019/5206 Esas, 2020/8874 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21/06/2021 gün ve 2021/ 2457 esas ve 2021 / 3304 karar sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/13625 esas ve 2022/8912 karar sayılı 16/06/2022 günlü kararı)

İlk derece mahkemesi tarafından tarafından hükme esas alınan 15.04.2021 tarihi hesap bilirkişi raporu incelendiğinde bilirkişinin davacının zararın belirlenmesine ilişkin olarak TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak davacının kalıcı maluliyet zararı belirlenmiştir. Şu durumda, yukarıda açıklanan yerleşik Yargıtay kararları ile mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin uygulanması içtihad edildiğinden, hesaplama yöntemine ilişkin itiraz haklı görülmemiştir.

Davalılar vekilinin, davaya konu kazada davacı ... ... vefat etmediği için davacılar ..., ..., ..., ... yönünden manevi tazminat talep etme hakkı doğmamış olduğuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;

6098 Sayılı TBK 56/... md.si " Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." Hükmünü içerdiği, davacı ... ... gerçekleşen kaza neticesinde %3,3 oranında malul kalacak biçimde yaralanmış olup bu yaralanma kanunda belirtildiği gibi ağır bedensel zarar kapsamında kalmaktadır. Davalılardan manevi tazminat isteminde bulunan davacılar ..., ..., ... ve ..., yaralanan davacı ... ... anne, baba ve kardeşleri olup davacının yakın akrabası oldukları tartışmasızdır. Şu halde davacıların, da davacı ...'İn ağır bedensel zararı nedeni ile TBK 56/... maddesi gereğince manevi tazminat istemekte hukuki yararları bulunduğu, davacıların manevi tazminat isteyebilmeleri için mutlaka surette davacı ...'in vefat etmiş olmasının şart olmadığı anlaşılmakla davalılar vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.

Davacılar vekilinin, davalılar ... ve ... ... vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük belirlendiğine ilişkin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;

6098 TBK'nın 56/.... maddesi hükmüne göre “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.

Somut olayda 12.05.2014 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı ...'in sürücüsü, diğer davalı ... ... işleteni olduğu aracın, davacıya çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacının 3 ay boyunca yoğun bakımda kalıp ayağına platin takıldığı ve vücudunda %3.3 oranında maluliyet oluşacak şekilde yaralandığı, alınan kusur raporlarına göre trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücü ve işletenin % 100 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, yaralanan davacının diğer davacılara yakınlıkları, yaralanan davacının yaşı, paranın satın alma gücü, olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın yerinde olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle, davalılar ve davacılar vekillerinin manevi tazminatın miktarına ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;

İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekili ve davalı ... ve ... ... vekili ile davalı .... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı vekili ve davalı ... ve ... ... vekili ile davalı .... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

...-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 210,55 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

  1. Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 7.746,55‬ TL istinaf karar harcının, bu davalılar tarafından peşin yatırılan 1.065,68 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 6.680,87 TL harcın davalılar ... ve ... ...'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

  2. Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.262,74 TL istinaf karar harcının, bu davalı tarafından peşin yatırılan 1.067,00 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 3.195,74 TL harcın davalı ....'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

...-Taraflarca yapılan istinaf giderlerinin tarafların üzerinde bırakılmasına,

  1. Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,

  2. İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

  3. Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade, harç iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri iki yüz otuz sekin bin yedi yüz otuz (238.730,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 09.11.2023

... ... ... ...

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülenMadditazminatmaneviözetiistinafdereceadanavenedenleridavalıvekiliıslahdavalılarkararınındavacılarkesinilerihükümnumarasımahkemesicevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:59:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim