SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay 13. Daire Başkanlığı

Daire / Kategori

Danıştay Kararı

Karar No

2023/1166

Karar Tarihi

31 Aralık 2025

Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2021/4142 E. , 2023/1166 K.

"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y

ONÜÇÜNCÜ DAİRE

Esas No : 2021/4142

Karar No : 2023/1166

DAVACI: … Derneği

VEKİLİ: Av. …

DAVALILAR:

  1. … Başkanlığı

VEKİLİ: Av. …

DAVANIN KONUSU : Mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı olan İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parselde bulunan taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin 22/05/2021 tarih ve 31488 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 21/05/2021 tarih ve 4009 sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI: Özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmazın üzerinde kulübe ait yelken eğitim tesislerinin bulunduğu, söz konusu parselin bulunduğu yarım adanın tamamen sit alanı olduğu, özelleştirme kararının uygulanması hâlinde kulübün kapanacağı, adada başka spor kulüplerine ait tesisler bulunmasına rağmen sadece kendi tesislerinin bulunduğu alanın özelleştirme kapsam ve programına alınmasının kulüpler arası eşitsizliğe neden olduğu, özelleştirmeye konu parselde kendisine ait üç adet yapı kayıt belgesinin bulunduğu, parsel ve önündeki koyun Türkiye Milli Olimpiyat Komitesince yelken sporuna en uygun yer olarak işaretlendiği, taşınmazın özelleştirilmesi hâlinde alandaki spor organizasyonların son bulacağı, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

DAVALILARIN SAVUNMASI: Öncelikle usûle ilişkin olarak, davacının bakılan davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığı, davanın süresinde açılmadığı ileri sürülmüştür.

Esasa ilişkin olarak ise, davacı derneğin özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmaz üzerinde fuzuli işgalci konumunda olduğu, davacı lehine herhangi bir kullanım sözleşmesi veya kiralamanın bulunmadığı, taşınmaz üzerinde 02/02/1994 tarihinden itibaren 20 yıl süre ile tekne çekek, bakım ve eğitim navigasyon alanı olarak kullanılmak üzere davacıya kullanma izni verildiği, davacı tarafından kullanma izninin 02/02/2014 tarihinde sona ermesi sebebiyle Anadolu Yakası Milli Emlak Dairesi Başkanlığına verilen dilekçe ile kullanma süresinin aynı şartlarla uzatılmasının talep edildiği, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın 10/07/2015 tarihli yazısıyla kullanma izni sözleşmesinin sona ermiş olması sebebiyle davacı derneğin tahliyesi, gecikme zammı ile birlikte ödenmeyen kullanma izni bedellerinin ve sözleşmenin sona ermesi ile tahliye arasında hesaplanacak ecrimisil bedellerinin tahsilatı hususlarında gereğinin yapılmasının istenildiği, bunun üzerine Anadolu Yakası Milli Emlak Dairesi Başkanlığı tarafından davacı derneğe taşınmazın tahliyesi için yazı gönderildiği, davacı tarafından herhangi bir bilgi verilmemesi üzerine 27/02/2018 tarihinde taşınmazın yasal yoldan tahliyesinin sağlandığı, ancak tahliye sonrasında 17/09/2018 ve 02/01/2020 tarihlerinde düzenlenen tutanaklarda taşınmazın davacı dernek tarafından kullanıldığının tespit edildiği, taşınmazın hâlen davacı tarafından kullanıldığı ve davacının taşınmaz üzerinde fuzuli işgalci konumunda olduğu, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'da öngörülen amaca uygun olarak aynı Kanun'un 3. ve Geçici 29. maddeleri çerçevesinde tesis edilen dava konusu Cumhurbaşkanı kararının hukuka uygun olduğu savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ: Dava; Mülkiyeti Hazine’ye ait İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınmasına dair 21/05/2021 tarih ve 4009 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının iptali istemiyle açılmıştır.

Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.

4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un "Özelleştirme Yüksek Kurulu"nun yapısını düzenleyen 3. maddesinin 1. fıkrası, 02/07/2018 tarihli 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 85. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, anılan Kanun'un gerek 2. maddesinde gerekse 3. maddesinin diğer fıkralarında Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun hukuki varlığı korunarak, görev ve yetkileri muhafaza edilmiştir.

703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 85. maddesinin (f) bendi ile 4046 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 29. maddesinde, bu KHK'nın yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihi itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulunca görülmekte olan işlerin Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılacağı öngörülmüş olup, bu maddede ifade edilen "görülmekte olan işlerin", 09/07/2018 tarihi itibarıyla devam eden özelleştirmeye ilişkin işlemler olduğu ve bu işlemlere yönelik yetkinin "geçici" nitelikteki yasa hükmü ile eklendiği göz önüne alındığında, 09/07/2018 tarihinden sonra münhasıran Özelleştirme Yüksek Kurulu'na ait bulunan "Kanun'un 1. maddesinde sayılan kuruluşların özelleştirme kapsam ve programına alınmasına karar vermek; bu kuruluşların satış, kiralama, işletme hakkı devri, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve işin gereğine uygun saîr hukuki tasarruflar ile devredilmelerine ilişkin özelleştirme yöntemlerinden hangisi ile özelleştirileceğini belirlemek ve özelleştirme işlemlerinin tamamlanması için süre tespit etmek" hususundaki görevlerin devam eden işler kapsamında olduğundan söz etmek mümkün değildir.

Diğer bir deyişle, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinden önce özelleştirme kapsam ve programına alınmış olan kuruluşlara ait devam eden işleri sonuçlandırmak konusunda Cumhurbaşkanlığı Makamına verilen geçici ve sınırlı yetkinin, 09/07/2018 tarihinden sonra Özelleştirme Yüksek Kurulu'na ait görev ve yetkileri kapsayacak şekilde genel ve sürekli bir yetkiye dönüştüğünü kabul etmek hukuken mümkün bulunmamaktadır.

Zira Anayasa'nın 47. maddesinin 2. fıkrası uyarınca özelleştirmeye ilişkin esas ve usullerin kanun ile düzenlenmesi zorunlu olduğundan ve 4046 sayılı Kanun'da Özelleştirme Yüksek Kurulu'na verilen görev ve yetkilerin Kurul'un yapısı yeniden oluşturuluncaya kadar bizzat hangi makam tarafından kullanılacağı konusunda açık bir kurala yer verilmediğinden, 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesine dayanılarak Özelleştirme Yüksek Kurulu'na ait görev ve yetkilerin Cumhurbaşkanlığı Makamınca kullanılamayacağı açıktır.

Diğer yandan, Özelleştirme Yüksek Kurulu, Anayasanın amir hükmü gereği özel bir kanun ile kurulmuş olup, herhangi bir bakanlık ya da kamu kurum ve kuruluşu bünyesinde olan bir kurul niteliğinde olmadığından, bu Kurul'un 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 8. maddesinde belirtilen "kurul" olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.

22/05/2021 tarih ve 31488 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan davaya konu 21/05/2021 tarih ve 4009 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla, "Mülkiyeti Maliye Hazinesine kayıtlı olan İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, Zühtüpaşa Mahallesi, 427 ada, 20 parselde bulunan taşınmazın;

  1. Özelleştirme kapsam ve programına alınmasına,

  2. Söz konusu taşınmazın kiralama, gelir ortaklığı modeli ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflar, mülkiyetin gayri ayni haklar tesisi veya işletme hakkının verilmesi yöntemlerinden biri veya birkaçının birlikte uygulanarak özelleştirilmesine,

  3. Özelleştirme işlemlerinin 31/12/2025 tarihine kadar tamamlanmasına" karar verilmiştir.

Bu itibarla, 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesine göre, "Kanun'un 1. maddesinde sayılan kuruluşların özelleştirme kapsam ve programına alınmasına karar vermek; bu kuruluşların satış, kiralama, işletme hakkı devri, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve işin gereğine uygun saîr hukuki tasarruflar ile devredilmelerine ilişkin özelleştirme yöntemlerinden hangisi ile özelleştirileceğini belirlemek ve özelleştirme işlemlerinin tamamlanması için süre tespit etmek" özelleştirme uygulamalarında yetkili tek karar organı olarak öngörülen Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun görevi olarak düzenlendiğinden, mülkiyeti Maliye Hazinesine kayıtlı olan İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parselde bulunan taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınmasına, özelleştirme yöntemlerinden hangisi ile özelleştirileceğinin belirlenmesine ve özelleştirme işlemlerinin tamamlanması için süre tespit edilmesine ilişkin dava konusu Cumhurbaşkanı kararında yetki yönünden hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

Öte yandan, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un "Amaç ve Kapsam" başlıklı 1. maddesinin (A) fıkrasında, bu Kanun'un amacının, bu maddede belirtilen ve Kanun'un uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan maddede sayılanların ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemek olduğu belirtilmiş ve maddede, genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanun'un 35. maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi hakları da "kuruluş" tanımı içerisinde yer almış; Kanun'un 2. maddesinde ise, özelleştirme uygulamalarındaki ilkeler sayıldıktan sonra son fıkrasında, Kanunda belirtilen amaç ve ilkeler doğrultusunda alınacak kararlarda öncelikler ile bunların tâbi olacağı özelleştirme uygulamalarına ilişkin esas ve usullerin kuruluşların nitelikleri ve ülke ekonomisinin gerektirdiği şartlar da dikkate alınarak Özelleştirme Yüksek Kurulu'nca (Kurul) belirleneceği kurala bağlanmıştır.

Kanun'un genel gerekçesinde, özelleştirmenin, geniş anlamda Devletin iktisadî faaliyetlerinin en aza indirilmesi veya tamamen ortadan kaldırılması, kamu iktisadî teşebbüslerinin Devlet bütçesi üzerindeki finansman yükünün hafifletilmesi, rekabete dayalı piyasa ekonomisinin gerçekleştirilmesi, atıl tasarrufların ekonomiye kazandırılarak sermaye piyasalarının geliştirilmesi ve bu şekilde elde edilecek kaynakların, altyapı yatırımları, savunma, eğitim ve sağlık hizmetlerinde kullanılması suretiyle ekonomide verimliliğin arttırılmasını sağlayan önemli araçlardan biri olduğu vurgulanmıştır.

4046 sayılı Kanun'un yukarıda anılan genel gerekçesinde belirtilen amacın gerçekleştirilmesine yönelik olarak Kanun'un 1. maddesinde yer alan kuruluşların özelleştirme kapsam ve programına alınması konusunda Özelleştirme Yüksek Kurulu'na birtakım görev ve yetkiler tanınmış olmakla birlikte, verilen bu görev ve yetkinin, mutlak ve sınırsız olmadığı, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile özelleştirmeye konu varlığın niteliği, fiili ve hukukî durumu gözetilerek ve hukuka uygun bir şekilde kullanılması gerektiği kuşkusuzdur.

Bu nedenle, dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun, özelleştirme kapsam ve programına alınan alanın bulunduğu yer, nitelikleri, fiili ve hukukî durumları incelenerek, dava konusu alanın mevcut durumda özelleştirme kapsam ve programına alınarak özelleştirilip özelleştirilemeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.

Davaya konu Cumhurbaşkanı kararıyla özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmazın İstanbul V Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 29/05/2009 tarih ve 1861 sayılı kararı ile tescil edilen “I. ve II. Derece Doğal Sit Alanı, III. Derece Arkeolojik Sit Alanı” içerisinde bulunduğu anlaşılmaktadır.

2863 sayılı "Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu"nun 3. maddesinde; "Sit"in tanımı, "tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlardır." şeklinde yapılmış; "Devir Yasağı" başlıklı 13. maddesinde; Hazine'ye ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait olup, usulüne göre tescil ve ilan olunan, her çeşit korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ile bunlara ait korunma sınırları dâhilindeki taşınmazların, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izni olmadan gerçek ve tüzel kişilere satılamayacağı, hibe edilemeyeceği kurala bağlanmış, "Sit alanlarında geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları ile koruma amaçlı imar plânı" başlıklı 17. maddesinde ise sit alanı ilanından sonra yapılması zorunlu işlemlere yer verilmiştir.

Bu itibarla, 4046 sayılı Kanun'da varlıkların özelleştirilebileceği belirtilirken parantez içinde örnekleme yapıldığı ve benzerleri denildiği dikkate alındığında, sit alanlarının örnekleme yapılan varlıklara benzemediği ve kanun koyucunun hangi tür varlıkların özelleştirilebileceğine ilişkin belirlediği çerçeveye uymadığı; ayrıca 4046 sayılı Kanun ile idareye, ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlamak amacını gerçekleştirebilecek varlıkların özelleştirme kapsam ve programına alınmasına yönelik olarak yetki ve görev verildiği göz önüne alındığında; I. ve II. Derece Doğal Sit Alanı ile III. Derece Arkeolojik Sit Alanında kalan ve devir yasağı kapsamında koruması gereken taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınmasının özelleştirmeden beklenen yasal amacı gerçekleştirecek mahiyette bulunmadığı ve kamu yararı amacı taşımadığı sonucuna varılmaktadır.

Her ne kadar 4046 sayılı Yasa'da "kamuya gelir elde etmek" şeklinde belirtilen amacın da kamu yararına yönelik olduğu iddia olunabilirse de, birden fazla kamu yararının çatışması durumunda "üstün kamu yararı"nın dikkate alınması zorunlu olup, uyuşmazlık konusu taşınmazın 2863 sayılı Yasa kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucu arkeolojik ve doğal sit alanı olarak ilan edilmiş olması karşısında, bu taşınmazın korunarak gelecek nesillere zarar görmeden aktarılmasını zorunlu kılan kamu yararının "üstün kamu yararı" vasfında olduğu tartışmasızdır.

Buradan hareketle, arkeolojik ve doğal sit alanı olarak ilan edilmiş olmakla birlikte, 2863 sayılı Yasa'nın 17. maddesine aykırı bir şekilde, koruma amaçlı plan çalışmaları dahi henüz tamamlanmamış taşınmazın, üstün kamu yararı gözetilmeksizin, özelleştirme kapsamına alınmasına yönelik dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :

22/05/2021 tarih ve 31488 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 21/05/2021 tarih ve 4009 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile, mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı olan İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parselde bulunan taşınmazın; 1) Özelleştirme kapsam ve programına alınmasına, 2) Söz konusu taşınmazın kiralama, gelir ortaklığı modeli ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflar, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi veya işletme hakkının verilmesi yöntemlerinden biri veya birkaçının birlikte uygulanarak özelleştirilmesine, 3) Özelleştirme işlemlerinin 31/12/2025 tarihine kadar tamamlanmasına 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un 3. ve Geçici 29. maddeleri ile 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 8. maddesi gereğince karar verilmiştir.

Bakılan dava, anılan taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınmasının hukuka aykırı olduğu iddialarıyla açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:

USUL YÖNÜNDEN:

Davalı idarelerin usûle yönelik itirazları geçerli görülmeyerek esasın incelenmesine geçildi.

ESAS YÖNÜNDEN:

İLGİLİ MEVZUAT :

4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un "Amaç ve Kapsam" başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinde, bu Kanun'un amacının, bu maddede sayılan kuruluşların, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak ve Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek için özelleştirilmesine ilişkin esasları düzenlemek olduğu kurala bağlanmış; "Özelleştirme Yüksek Kurulu ve Görevleri" başlıklı 3. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde, bu Kanun'un 1. maddesinde sayılan kuruluşların "özelleştirme kapsamına" alınmasına, özelleştirme kapsamına alınanlardan mevcut durumu itibarıyla özelleştirilebilir nitelikte olmayanların mali ve hukuki açıdan "özelleştirmeye hazırlanmasına", hazırlık işlemleri tamamlananların bu işlemlerin tamamlanmasından sonra, hazırlık işlemlerine gerek görülmeyenlerin ise doğrudan "özelleştirme programına" alınmasına karar vermek ve özelleştirme kapsamına alınan kuruluşların özelleştirme işlemlerinin tamamlanması için süre tespit etmek Kurul'un görevleri arasında sayılmıştır.

09/07/2018 tarih ve 30473 (3. Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 85. maddesinde, "24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un; ... e) ... 3. maddesinin birinci fıkrası ... yürürlükten kaldırılmıştır. f) Geçici 28. maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. Geçici Madde 29- Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulunca görülmekte olan işler Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılır."; "Kurulların görevleri" başlıklı Geçici 8. maddesinde, "Bu Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılan kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde danışma kurulu, koordinasyon kurulu, değerlendirme komitesi ve benzer adlar altında yapısı ve görevleri düzenlenmiş olan kurul, komisyon, komite, çalışma grubu ve benzeri birimlerden; ilgili bakanlık ve kamu kurum ve kuruluşuna dair bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesine aktarılmayanlara ait politika belirlemeye ilişkin görev ve yetkiler Cumhurbaşkanlığı politika kurullarına, bunların dışındaki görev ve yetkiler Cumhurbaşkanlığına veya yetkilendirilecek kurum ya da makama devredilmiş sayılır." kuralına yer verilmiştir.

02/08/2018 tarih ve 30497 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı'nın 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Genelgesinde, 02/07/2018 tarih ve 703 sayılı KHK ile kaldırılan kurul, komisyon ve komitelere, ekli (1) sayılı listede belirtilen mevzuatta verilmiş olan görev ve yetkilerin karşılarında gösterilen kurum ya da makam tarafından kullanılmasının ve mezkûr kurul, komisyon ve komitelerin görev ve yetkilerine ilişkin olarak diğer mevzuatta yapılan atıflardan; politika belirleme ve istişari nitelikte olanların ilgili Cumhurbaşkanlığı politika kuruluna, icrai nitelikte olanların ise mezkûr listede karşılarında gösterilen ilgili kurum ya da makama yapılmış sayılmasının uygun görüldüğü kurala bağlanmış, Genelge'ye ekli (1) sayılı listenin 3. sırasında yer alan Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun görev ve yetkisinin tevdi edildiği kurum/makam "Cumhurbaşkanı" olarak belirlenmiştir.

HUKUKÎ DEĞERLENDİRME:

Aktarılan mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden, Anayasa'da yapılan değişikliklere uyum sağlanması amacıyla bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması için 18/05/2018 tarih ve 30425 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7142 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak, Bakanlar Kurulu'nca 02/07/2018 tarihinde kararlaştırılan 703 sayılı KHK'nın 85. maddesi ile 4046 sayılı Kanun'un "Özelleştirme Yüksek Kurulu ve Görevleri" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Başbakanın başkanlığında, Başbakanın belirleyeceği dört bakandan oluşan Özelleştirme Yüksek Kurulu (Kurul) kurulmuştur. Kurul, üyelerin tamamının katılımı ile toplanır ve kararları oybirliği ile alır. Kurulun sekretarya hizmetleri Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütülür." kuralı yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında Kurul'un görevlerinin sayıldığı metin yürürlükte kalmaya devam etmekte olup; 703 sayılı KHK'nın Geçici 8. maddesi ile de, bu Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılan kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde yapısı ve görevleri düzenlenmiş olan kurul ve benzeri birimlerin bu maddenin yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine aktarılmayanlara ait ve politika belirlemeye ilişkin görev ve yetkiler haricindeki diğer görev ve yetkilerin Cumhurbaşkanlığına veya yetkilendirilecek kurum ya da makama devredilmiş sayılacağı belirtilerek, 703 sayılı KHK'nın 85. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi uyarınca yürürlükten kaldırılan 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 1. fıkrasında oluşumuna yer verilen Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun görev ve yetkilerinin Cumhurbaşkanına veyahut yetkilendirilecek kurum ya da makama devredileceği kurala bağlanmıştır.

Nitekim, 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle de, 703 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılan 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 1. fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kurulu'na 4046 sayılı Kanun'la verilmiş görev ve yetkilerin tevdi edildiği makamın "Cumhurbaşkanı" olduğu belirtilerek, 4046 sayılı Kanunla Özelleştirme Yüksek Kurulu'na verilmiş görev ve yetkilerin bizzat Cumhurbaşkanınca kullanılacağı açıklığa kavuşturulmuştur.

Bu itibarla, 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında yer alan ve Kanun'un 1. maddesinde sayılan kuruluşların; özelleştirme kapsam ve programına alınmasına karar vermek ve satış, kiralama, işletme hakkı devri, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi ve işin gereğine uygun sâir hukukî tasarruflar ile devredilmelerine ilişkin özelleştirme yöntemlerinden hangisi ile özelleştirileceğini belirlemek hususlarında görevli olan Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun bu görevleri de Cumhurbaşkanı'na devredildiğinden, dava konusu kararda yetki yönünden hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

4046 sayılı Kanun'un genel gerekçesinde ve 1. maddesine ait gerekçede, önceki özelleştirme mevzuatında sadece kamu iktisadî teşebbüslerinin özelleştirilmesine ilişkin hükümler yer almakta iken, bu Kanun ile yapılan düzenleme sonucunda Devletin diğer mal ve hizmet üretim birimlerinin de özelleştirme kapsamına alınması suretiyle, özelleştirme uygulamalarının sınırlarının genişletildiği ve Devletin ekonomik alandaki rolünün azaltılmasının amaçlandığı belirtilmiştir.

4046 sayılı Kanun'un 1. maddesinin (A) bendine göre, Hazineye ait taşınmazların kamuya gelir elde etmek amacıyla özelleştirme uygulamaları kapsamında değerlendirilmeleri mümkündür.

Dava konusu Cumhurbaşkanı kararıyla özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmazın tamamının Maliye Hazinesi adına kayıtlı olduğu, taşınmazın bulunduğu konum ve özelleştirilmesinde kullanılacak yöntemler birlikte değerlendirildiğinde, özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin işlemin, 4046 sayılı Kanun'un ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlama şeklindeki genel amacına ve Hazineye ait taşınmazların özelleştirme uygulamaları kapsamında değerlendirilmesinde geçerli olan kamuya gelir elde etme şeklindeki özel amaca uygun olduğu ve Kanuna aykırı bir yönünün bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Öte yandan, dava konusu Cumhurbaşkanı kararıyla özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmaz üzerinde davacı derneğe tekne çekek, bakım ve eğitim navigasyon alanı olarak kullanılması şartıyla 20 yıl süre ile kullanma izni verilmesine ilişkin İstanbul ... Noterliği'nin … tarih ve … yevmiye numarasına kayıtlı Taahhüt Senedinin 10. maddesinde, hakkın bu süre sonunda biteceği, üzerinde izin verilen alanın süresi sonunda üzerinde bütün yapı ve tesisleriyle beraber sağlam ve işler durumda Hazineye teslim edileceği, bunun için kulüp veya bir başka üçüncü kişi tarafından herhangi bir hak, tazminat veya bedel talep edilemeyeceği; 12. maddesinde ise, kulübün, süre sonunda taşınmazı tahliye etmez ve bu taahhütnamede yazılı şartlarla Hazineye teslim etmez ise, her geçen gün için o yıla ait kullanım izni bedelinin %20'si kadar ceza ödemek zorunda olduğu hükümlerine yer verildiği; taşınmaz üzerinde davacıya verilen kullanma izni süresinin 2014 yılında sona erdiği ve fuzuli şagil durumuna gelen davacının taşınmaz üzerinde herhangi bir hakkının bulunmadığı; söz konusu taşınmazın 15 gün içerisinde tahliye edilmesi ve aksi hâlde ilgili mevzuat uyarınca tahliye yoluna gidileceğinin davacıya bildirilmesine ilişkin İstanbul Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün … tarih ve … sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun … Bölge İdare Mahkemesi ... İdarî Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla kesin olarak reddedildiği; davacı tarafından yapı kayıt belgesi alındığından bahisle dava konusu taşınmaz üzerinde kendisi lehine irtifak hakkı tesis edilmesi amacıyla yapılan başvurunun reddine ilişkin Anadolu Yakası Milli Emlak Dairesi Başkanlığı'nın … tarih ve … sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun da .. Bölge İdare Mahkemesi ... İdarî Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla kesin olarak reddedildiği, İstanbul Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Anadolu Yakası Milli Emlak Dairesi Başkanlığı'nca İmar Barışı Şube Müdürlüğü'ne yazılan … tarih ve … sayılı yazıyla, söz konusu taşınmaza ilişkin olarak davacı dernek adına düzenlenen yapı kayıt belgesinin iptal edilmesinin istenildiği anlaşıldığından ve taşınmazın İstanbul V Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararı ile tescil edilen “I. ve II. Derece Doğal Sit Alanı" ve "III. Derece Arkeolojik Sit Alanı” içerisinde bulunduğu görülmekle birlikte, bu durumun özelleştirme kapsam ve programına alınmasına engel teşkil etmediği, özelleştirme sürecindeki işlemlerin taşınmazın sit alanı özelliği dikkate alınarak yapılacak hukukî ve teknik çalışmalara göre tesis edileceği, taşınmazın kullanımında sit alanları ile ilgili mevzuatın öngördüğü kurallar ile Koruma Kurulu kararlarında belirlenen şartlara riayet edilmesi ve gerekli izinlerin alınması gerektiği açık olduğundan, davacının sair iddiaları da dava konusu işlemi kusurlandırıcı mahiyette görülmemiştir.

Bu itibarla, mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı olan İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parselde bulunan taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin işlemin 4046 sayılı Kanun'un genel gerekçesine, Kanun'da belirtilen ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlama şeklindeki genel amaç ile Hazineye ait taşınmazların özelleştirme uygulamaları kapsamında değerlendirilmesinde geçerli olan kamuya gelir elde etme şeklindeki özel amaca ve özelleştirme ilkelerine uygun olduğu sonucuna varıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanı kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1.DAVANIN REDDİNE,

  1. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

  2. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,

  3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,

  4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 14/03/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :

4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un "Özelleştirme Yüksek Kurulu"nun yapısını düzenleyen 3. maddesinin 1. fıkrası, 02/07/2018 tarihli, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 85. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, anılan Kanun'un gerek 2. maddesinde gerekse 3. maddesinin diğer fıkralarında Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun hukuki varlığı korunarak, görev ve yetkileri muhafaza edilmiştir.

703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 85. maddesinin (f) bendi ile 4046 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 29. maddesinde, bu KHK'nın yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihi itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulunca görülmekte olan işlerin Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılacağı öngörülmüş olup, bu maddede ifade edilen "görülmekte olan işlerin", 09/07/2018 tarihi itibarıyla devam eden özelleştirmeye ilişkin işlemler olduğu ve bu işlemlere yönelik yetkinin "geçici" nitelikteki yasa hükmü ile eklendiği göz önüne alındığında, 09/07/2018 tarihinden sonra münhasıran Özelleştirme Yüksek Kurulu'na ait bulunan ""Kanun'un 1. maddesinde sayılan kuruluşların özelleştirme kapsam ve programına alınmasına karar vermek; bu kuruluşların satış, kiralama, işletme hakkı devri, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve işin gereğine uygun saîr hukuki tasarruflar ile devredilmelerine ilişkin özelleştirme yöntemlerinden hangisi ile özelleştirileceğini belirlemek ve özelleştirme işlemlerinin tamamlanması için süre tespit etmek" hususundaki görevlerin devam eden işler kapsamında olduğundan söz etmek mümkün değildir.

Diğer bir deyişle, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinden önce özelleştirme kapsam ve programına alınmış olan kuruluşlara ait devam eden işleri sonuçlandırmak konusunda Cumhurbaşkanlığı Makamına verilen geçici ve sınırlı yetkinin, 09/07/2018 tarihinden sonra Özelleştirme Yüksek Kurulu'na ait görev ve yetkileri kapsayacak şekilde genel ve sürekli bir yetkiye dönüştüğünü kabul etmek hukuken mümkün bulunmamaktadır.

Zira Anayasa'nın 47. maddesinin 2. fıkrası uyarınca özelleştirmeye ilişkin esas ve usullerin kanun ile düzenlenmesi zorunlu olduğundan ve 4046 sayılı Kanun'da Özelleştirme Yüksek Kurulu'na verilen görev ve yetkilerin Kurul'un yapısı yeniden oluşturuluncaya kadar bizzat hangi makam tarafından kullanılacağı konusunda açık bir kurala yer verilmediğinden, 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesine dayanılarak Özelleştirme Yüksek Kurulu'na ait görev ve yetkilerin Cumhurbaşkanlığı Makamınca kullanılamayacağı açıktır.

Diğer yandan, Özelleştirme Yüksek Kurulu, Anayasanın amir hükmü gereği özel bir kanun ile kurulmuş olup, herhangi bir bakanlık ya da kamu kurum ve kuruluşu bünyesinde olan bir kurul niteliğinde olmadığından, bu Kurul'un 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 8. maddesinde belirtilen "kurul" olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.

22/05/2021 tarih ve 31488 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan davaya konu 21/05/2021 tarih ve 4009 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla, "Mülkiyeti Maliye Hazinesine kayıtlı olan İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parselde bulunan taşınmazın;

  1. Özelleştirme kapsam ve programına alınmasına,

  2. Söz konusu taşınmazın kiralama, gelir ortaklığı modeli ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflar, mülkiyetin gayri ayni haklar tesisi veya işletme hakkının verilmesi yöntemlerinden biri veya birkaçının birlikte uygulanarak özelleştirilmesine,

  3. Özelleştirme işlemlerinin 31/12/2025 tarihine kadar tamamlanmasına" karar verilmiştir.

Bu itibarla, 4046 sayılı sayılı Kanun'un 3. maddesine göre, "Kanun'un 1. maddesinde sayılan kuruluşların özelleştirme kapsam ve programına alınmasına karar vermek; bu kuruluşların satış, kiralama, işletme hakkı devri, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve işin gereğine uygun saîr hukuki tasarruflar ile devredilmelerine ilişkin özelleştirme yöntemlerinden hangisi ile özelleştirileceğini belirlemek ve özelleştirme işlemlerinin tamamlanması için süre tespit etmek" özelleştirme uygulamalarında yetkili tek karar organı olarak öngörülen Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun görevi olarak düzenlendiğinden, mülkiyeti Maliye Hazinesine kayıtlı olan İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parselde bulunan taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınmasına, özelleştirme yöntemlerinden hangisi ile özelleştirileceğinin belirlenmesine ve özelleştirme işlemlerinin tamamlanması için süre tespit edilmesine ilişkin dava konusu Cumhurbaşkanı kararında yetki yönünden hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

Öte yandan, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un "Amaç ve Kapsam" başlıklı 1. maddesinin (A) fıkrasında, bu Kanun'un amacının, bu maddede belirtilen ve Kanun'un uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan maddede sayılanların ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemek olduğu belirtilmiş ve maddede, genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanun'un 35. maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi hakları da "kuruluş" tanımı içerisinde yer almış; Kanun'un 2. maddesinde ise, özelleştirme uygulamalarındaki ilkeler sayıldıktan sonra son fıkrasında, Kanunda belirtilen amaç ve ilkeler doğrultusunda alınacak kararlarda öncelikler ile bunların tâbi olacağı özelleştirme uygulamalarına ilişkin esas ve usullerin kuruluşların nitelikleri ve ülke ekonomisinin gerektirdiği şartlar da dikkate alınarak Özelleştirme Yüksek Kurulu'nca (Kurul) belirleneceği kurala bağlanmıştır.

Kanunun genel gerekçesinde, özelleştirmenin, geniş anlamda Devletin iktisadî faaliyetlerinin en aza indirilmesi veya tamamen ortadan kaldırılması, kamu iktisadî teşebbüslerinin Devlet bütçesi üzerindeki finansman yükünün hafifletilmesi, rekabete dayalı piyasa ekonomisinin gerçekleştirilmesi, atıl tasarrufların ekonomiye kazandırılarak sermaye piyasalarının geliştirilmesi ve bu şekilde elde edilecek kaynakların, altyapı yatırımları, savunma, eğitim ve sağlık hizmetlerinde kullanılması suretiyle ekonomide verimliliğin arttırılmasını sağlayan önemli araçlardan biri olduğu vurgulanmıştır.

4046 sayılı Kanun'un yukarıda anılan genel gerekçesinde belirtilen amacın gerçekleştirilmesine yönelik olarak, Kanun'un 1. maddesinde yer alan kuruluşların özelleştirme kapsam ve programına alınması konusunda Özelleştirme Yüksek Kurulu'na birtakım görev ve yetkiler tanınmış olmakla birlikte, verilen bu görev ve yetkinin, mutlak ve sınırsız olmadığı, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile özelleştirmeye konu varlığın niteliği, fiili ve hukukî durumu gözetilerek ve hukuka uygun bir şekilde kullanılması gerektiği kuşkusuzdur.

Bu nedenle, dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun, özelleştirme kapsam ve programına alınan alanın bulunduğu yer, nitelikleri, fiili ve hukukî durumları incelenerek, dava konusu alanın mevcut durumda özelleştirme kapsam ve programına alınarak özelleştirilip özelleştirilemeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.

Davaya konu Cumhurbaşkanı kararıyla özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmazın, İstanbul V Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararı ile tescil edilen “I. ve II. Derece Doğal Sit Alanı, III. Derece Arkeolojik Sit Alanı” içerisinde bulunduğu anlaşılmaktadır.

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kanunu'nun 3. maddesinde, "Sit"in tanımı, "tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlardır." şeklinde yapılmış; "Devir Yasağı" başlıklı 13. maddesinde ise, Hazine'ye ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait olup, usulüne göre tescil ve ilan olunan, her çeşit korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ile bunlara ait korunma sınırları dâhilindeki taşınmazların, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izni olmadan gerçek ve tüzel kişilere satılamayacağı, hibe edilemeyeceği kurala bağlanmıştır.

Bu itibarla, 4046 sayılı Kanun'da varlıkların özelleştirilebileceği belirtilirken parantez içinde örnekleme yapıldığı ve benzerleri denildiği dikkate alındığında, sit alanlarının örnekleme yapılan varlıklara benzemediği ve kanun koyucunun hangi tür varlıkların özelleştirilebileceğine ilişkin belirlediği çerçeveye uymadığı; ayrıca 4046 sayılı Kanun ile idareye, ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlama amacını gerçekleştirebilecek varlıkların özelleştirme kapsam ve programına alınmasına yönelik olarak yetki ve görev verildiği göz önüne alındığında; I. ve II. Derece Doğal Sit Alanı ile III. Derece Arkeolojik Sit Alanında kalan ve devir yasağı kapsamında koruması gereken taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınmasının özelleştirmeden beklenen yasal amacı gerçekleştirecek mahiyette bulunmadığı ve kamu yararı amacı taşımadığı sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde bu yönüyle de hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu Cumhurbaşkanı kararında hukuka uygunluk bulunmadığından iptaline karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: Mahkeme Veri Tabanı

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim