Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Danıştay Kararı
2024/173
6 Mart 2024
#### DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/858 E. , 2024/173 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/858
Karar No : 2024/173
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Vergi Dairesi Müdürlüğü - …
KARŞI TARAF (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, elde ettiği değer artış kazancını kayıt ve beyan dışı bıraktığından bahisle düzenlenen takdir komisyonu kararına istinaden 2009 yılı için re'sen tarh edilen gelir vergisi ile verginin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır.
… Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı:
Davacı tarafından 14/12/2005 tarihinde iktisap edilen taşınmazı 29/06/2009 tarihinde …'ye satıllmıştır. İdarece taşınmazın, tapu sicil müdürlüğü bilgi formunun üzerine el yazısı ile yazılan 52.000 TL'ye iktisap edildiği kabul edilmiştir. Söz konusu taşınmazı satın alan şahıs ile vergi dairesi müdürü tarafından imzalanan tutanakla taşınmazın 29/06/2009 tarihinde 200.000 TL'ye satıldığı tespit edilmiştir. Davalı idarece değer artışı kazancı safi tutarının 123.485,12 TL olduğundan bahisle dava konusu vergi ziyaı cezalı tarhiyat yapılmıştır.
Olayda, davacıdan satın aldığı taşınmazı bir başka şahsa devrederken taşınmaz bedelini düşük gösterdiğinden bahisle hakkında ihbar bulunan …'nün beyanı esas alınarak satış bedeli belirlenmiştir. Davacının taşınmazı iktisap bedeli ise yalnızca bilgisayar çıktısı olan tapu sicil müdürlüğü bilgi formunun üzerine el yazısıyla sonradan yazıldığı anlaşılan bedel esas alınarak belirlenmiştir. Bunun dışında davacının elde ettiği değer artışı kazancının safi tutarının belirlenmesiyle ilgili olarak herhangi bir inceleme veya araştırma yapılmamıştır.
Bu durumda vergiyi doğuran olay ve muamelelerin gerçek mahiyeti ile ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunun tespit edildiğinden ve araştırıldığından bahsedilemeyeceğinden eksik incelemeye dayalı olarak tarh edilen vergi ziyaı cezalı gelir vergisinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Mahkeme bu gerekçeyle dava konusu vergi ve cezaları kaldırmıştır.
Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 07/12/2020 tarih ve E:2016/6722, K:2020/5126 sayılı kararı:
Olayda, davalı idarece gayrimenkulün satın alma bedelinin tapuda gösterilen değerden daha yüksek olduğu iddia edildiğinden gayrimenkulün satın alım tarihinde gerçek rayiç değerinin araştırılarak mükellefin iktisap bedeli ile satış bedeli arasında elde ettiği gerçek değer artış gelirini saptamak için iktisap değerini gerçek miktarı itibarıyla belirlemek üzere 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesi ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca araştırma yapılması zorunlu bulunmaktadır.
Bu nedenle taşınmazın iktisap değeri araştırılarak yapılacak inceleme sonucuna göre karar verilmesi gerekirken aksi yöndeki gerekçeyle verilen Vergi Mahkemesi kararında hukuka uygunluk görülmemiştir.
Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur. Davacının karar düzeltme istemini ise reddetmiştir.
Yargısal yetki alanının yeniden belirlenmesi nedeniyle dosyanın gönderildiği … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararı:
Mahkeme, … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar etmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu vergi ve cezanın hukuka uygun olduğu belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idarece yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan, taşınmaz alıcısının beyanlarına dayanılarak yapılan vergi ziyaı cezalı tarhiyatın hukuka aykırı olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği ileri sürülmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında ısrar kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından istemin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Davacı tarafından 14/12/2005 tarihinde iktisap edilen taşınmaz 29/06/2009 tarihinde satılmıştır. Davalı idarece dosyaya eklenen "GİBIntranet Gayrimenkul Alanları Sorgulama" çıktısında taşınmazın elde ediliş şekli olarak "diğer", elde ediliş bedeli olarak "0,00" yazdığı ve bu bedelin yanına el yazısı ile "52.000" yazıldığı görülmektedir.
Taşınmazı davacıdan satın alan şahıs ile vergi dairesi müdürü tarafından imzalanan 02/06/2014 tarihli tutanak ile taşınmazın 29/06/2009 tarihinde 200.000 TL'ye satıldığı tespit edilmiştir.
Davalı idarece, "GİBIntranet Gayrimenkul Alanları Sorgulama" çıktısı üzerine el yazısı ile yazılmış olan 52.000 TL tutarı iktisap bedeli olarak kabul edilerek 14/12/2005 tarihinde satın alınan taşınmazın 29/06/2009 tarihinde 200.000 TL'ye satıldığından bahisle elde edilen değer artışı kazancının safi tutarı takdir komisyonu tarafından 123.485,12 TL olarak takdir edilmiş ve takdir komisyonu kararına istinaden dava konusu vergi ziyaı cezalı tarhiyat yapılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesinin (B) işaretli bendinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, anılan hususların gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesinin ispatlama vasıtası olarak kullanılamayacağı, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia edene ait olacağı belirtilmiştir. Kanun'un 30. maddesinde re'sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkân bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması şeklinde tanımlanmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun "Gelirin unsurları" başlıklı 2. maddesinde, gelire giren kazanç ve iratlar; ticari kazançlar, zirai kazançlar, ücretler, serbest meslek kazançları, gayrimenkul sermaye iratları, menkul sermaye iratları ile diğer kazanç ve iratlar olarak sayılmıştır.
193 sayılı Kanun'un mükerrer 80. maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinde ise, iktisap şekli ne olursa olsun (ivazsız olarak iktisap edilenler hariç) 70. maddenin birinci fıkrasının (1), (2), (4) ve (7) numaralı bentlerinde yazılı mal (gerçek usulde vergiye tâbi çiftçilerin ziraî istihsalde kullandıkları gayrimenkuller dahil) ve hakların, iktisap tarihinden başlayarak beş yıl içinde elden çıkarılmasından doğan kazançların değer artış kazancı sayılacağı, aynı maddenin ikinci fıkrasında, maddede geçen "elden çıkarma" deyiminin, maddede yazılı mal ve hakların satılması, bir ivaz karşılığında devir ve temliki, trampa edilmesi, takası, kamulaştırılması, devletleştirilmesi, ticaret şirketlerine sermaye olarak konulmasını ifade edeceği hükme bağlanmıştır. Kanun'un 70. maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (4) numaralı bentlerinde belirtilen mal ve hakların içinde arazi ve bina ile gayrimenkul olarak tescil edilen haklara yer verilmiştir.
Aynı Kanun'un "Safi değer artışı" başlıklı mükerrer 81. maddesinin birinci fıkrasında, değer artışında safi kazancın, elden çıkarma karşılığında alınan para ve ayınlarla sağlanan ve para ile temsil edilebilen her türlü menfaatlerin tutarından, elden çıkarılan mal ve hakların maliyet bedelleri ile elden çıkarma dolayısıyla yapılan ve satıcının uhdesinde kalan giderlerin ve ödenen vergi ve harçların indirilmesi suretiyle bulunacağı, hâsılatın ayın ve menfaat olarak sağlanan kısmının tutarının Vergi Usul Kanunu'nun değerleme ile ilgili hükümlerine göre tayin ve tespit olunacağı düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı maddenin son fıkrasında ise mal ve hakların elden çıkarılmasında iktisap bedelinin, elden çıkarılan mal ve hakların, elden çıkarıldığı ay hariç olmak üzere Devlet İstatistik Enstitüsünce belirlenen toptan eşya fiyat endeksindeki artış oranında artırılarak tespit edileceği, şu kadar ki, bu endekslemenin yapılabilmesi için artış oranının % 10 veya üzerinde olmasının şart olduğu belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İvaz karşılığı iktisap edilen taşınmazın beş yıl içinde elden çıkarılması durumunda elden çıkarma tutarından, Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 81. maddesinin son fıkrası uyarınca yapılacak endeksleme de dikkate alınarak belirlenen maliyet bedeli ile elden çıkarma dolayısıyla yapılıp satıcının uhdesinde kalan giderler ve ödenen vergi ve harçların indirilmesi suretiyle hesaplanacak tutar değer artış kazancı olarak vergiye tabi bulunmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda davacı tarafından 14/12/2005 tarihinde iktisap edilen taşınmazın 29/06/2009 tarihinde satıldığı ihtilafsızdır. Davalı idarece, söz konusu satış işleminin 200.000 TL karşılığında yapıldığı vergiyi doğuran olayla ilgisi tabi ve açık olan alıcı ifadesi ile ortaya konulmuş bulunmaktadır. Söz konusu taşınmazın davacı tarafından iktisabına ilişkin olarak dosyaya eklenen "GİBIntranet Gayrimenkul Alanları Sorgulama" çıktısında taşınmazın davacı tarafından elde ediliş şekli olarak "diğer", elde ediliş bedeli olarak "0,00" yazdığı ve bu bedelin yanına el yazısı ile "52.000" yazıldığı görülmektedir.
Davalı idarece taşınmazın davacı tarafından 52.000 TL karşılığında iktisap edildiğinin kabulüyle Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 81. maddesinin son fıkrası uyarınca yapılan endeksleme de dikkate alınarak takdir edilen matrah üzerinden dava konusu cezalı tarhiyat yapılmışsa da davacının 14/12/2005 tarihinde iktisap ettiği taşınmazı ivaz karşılığı iktisap edip etmediği ile ivaz karşılığı iktisap etmiş ise iktisap değerinin davalı idarece neye göre belirlendiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılamamaktadır.
Bu nedenle davacının taşınmazı hangi şekilde iktisap ettiği ile ivaz karşılığında iktisap etmiş ise iktisap değeri ilgili tapu müdürlüğünden sorulmak ve matrahın hukuka uygunluğu incelenmek suretiyle yeniden karar verilmesi gerektiğinden eksik incelemeye dayalı Mahkeme kararının bozulması gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
-
Davalının temyiz isteminin KABULÜNE,
-
… Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
-
Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına,
2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06/03/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
X - KARŞI OY: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında ısrar kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: Mahkeme Veri Tabanı